Cinsel Hayat-21

Cinsel Hayat-21
Önceki hikayeler için ; http://xhamster.com/user/amanbea/blog/1.html

Uzun bir süre sonra tekrar merhabalar. 20 bölümlük seriden sonra biraz ara vermiştim. Kaldığımız yerden devam ediyorum.

Lise bitmişti artık. Liseyle beraber ergenlik dönemi de bitmişti tabi. Artık reşittim ve üniversite hayatına atılmaya hazırdım. Üniversite sınavlarından sonra çok eğlenceli kep töreni ve mezuniyet balosu yapmıştık. ( Balodan sonra pelinle olanları anlatacaktım ama vazgeçtim onu atlıyorum ) Balo bitimiyle artık herkes birbirine sarılıyor belki bir daha görüşememe ihtimali ile vedalaşıyorlardı.Tabi ben yakın samimi arkadaşlarımla görüşeceğimi bildiğim için çok fazla önemsemedim.

Yaz tatiline girmiştik. Zaten zor geçen bir yılın ardından sıkıcı bir yaz geçiyordu. Pelinle ve begümle sadece dışarıda görüşebiliyorduk. Ben pelinle begümü değil de aybüke ile fidan ablanın yazlığa gelmesini bekliyordum ama aybüke ile aramız bozulmuştu biraz. Çünkü onlara söylediğim mezun oldum kazanamadım yalanım facebook da paylaşılan ve etiketlendiğim kep fotoğrafları ile gün yüzüne çıkmış aybüke de sürekli beni takipte olduğu için bu fotoğrafları görmüştü. Gerçeği anlatıp özür diledim ama uzakta olduğu için telefonla konuşmak pek bir anlam ifade etmiyordu.

Bir yandan sınav sonucunu beklerden bir yandan da aybüke ile fidan ablanın tatil için gelmesini bekliyordum. Pelin ile begümle de görüşemiyorduk ve evde kafayı yiyerek tatilin yarısını bitirmiştim.Tek eğlencem ehliyet almak için, zaman geçsin diye gittiğim kurstu. Tabi erkek kankalarımla içip eğleniyorduk o ayrı ama bütün bir yılın cinsel patlamasını atmam lazımdı içimden.

Aybüke son günlerde benle soğuk soğuk konuşuyordu. Seni çok özledim diyor sonra trip atmaya devam edip beni istemez gibi davranıyordu. Delirmek üzereyken birde sınav sonuçları açıklanmıştı. Çok çok iyi bir sonuç değildi ama çok da kötü değildi. Ailem biraz kızsa da potansiyelim buymuş diyerek geçiştirmiştim. Sonuçlardan sonra şimdi de tercih dönemi başlamıştı. Dershaneye gidip saatlerce tercih için uğraşıyorduk. Kafaları yemek üzereyken aybüke aradı. Soğuk soğuk konuşmaya devam ederken sana sürprizim var dedi. Merakla ne olduğunu sordum. Benim yaşadığım şehirde bir park var oranın adını verdi. Orada seni bekliyor dedi.O parkın ismini bilmiyordu geldiğini anlamıştım. Apar topar dershaneden çıktım ve koşarak oraya gitmeye başladım.

Parka gittim o sıcakta ter içinde kalarak ama yoktu. Etraftaki araçlara baktım. 34 plaka bir Suzuki marka jip vardı. Onun oraya doğru hızlıca giderken arabadan çıktı aybüke. Gözlüğünü çıkararak bana doğru hızlıca koştu.Gülerek birbirimize koşup sıkıca sarıldık. Doya doya öptük birbirimizi. Etraftaki insanların bize baktığını görebiliyordum ama umurumda değildi çok özleşmiştik. İlk şaşkınlığı atlatıp naptığını nasıl geldiğini sordum. Arabaya doğru dönerek yakın arkadaşlarımla tatile çıktık arabadalar sana sürpriz yapmak istedim dedi.

İstanbuldan ilk olarak buraya gelmişler. Yazlıklarında 1 2 kalıp çeşme bodrum fethiye gezeceklermiş tabi beni de alarak. Arabanın yakının da konuşurken arabadan 2 kız 1 oğlan daha indi. Kızların zengin gösterişli tiki kızlar olduğunu daha ilk görüşte giydikleri kıyafetlerinden tarzlarından anladım. Oğlanın da kızlardan kalır bi yanı yoktu. Zengin züppe biriydi. Kızlardan bi tanesinin elini tutarak yanımıza geldiler. Aybüke hemen arkadaşlarına doğru dönerek beni onlarla tanıştırdı.

Ezgi, uzun boylu hemen hemen benle aynı boylarda(çok az daha kısa)aybüke ile aynı beyaz tenlikte kumral saçlarıyla ince beli düzgün fiziğiyle tam bir afetti. Kapri tarzında tayt vardı üzerinde vücut hatları mükemmel görünüyordu. Göbeği açık tshirtüyle de tenini görebiliyordum. Ezgiyi görünce heyecanlanmıştım açıkçası. Çok güzel kızdı.

Ekin,Aybüke ile aynı boyda esmer teni boyalı sarı saçlarıyla güzel bir kızdı ama Aybüke ile Ezginin yanında sönük kaldığı da bir gerçekti. Sevgilisi olduğu için Ezgiyi incelediğim kadar detaylı inceleme şansım olmamıştı ekini. Sevgilisinin adı da can. Benden çok az uzundu. İlk görüşte gözüm tutmamıştı beni küçümser tavrı vardı. Bakışlarından öyle anlamıştım.

Ezgi güzel olduğu kadar çok güler yüzlü cana yakındı. Tanışırken oo eniştee demek meşhur eniştemiz sensin diyerek güler yüzlü bir şekilde tanışmıştı.Ekin ile Can bu kadar samimi davranmamışlardı. Aybüke hadi ayak üstü muhabbeti bırakında yazlığa gidelim uzun uzun konuşuruz dedi. Bu teklife hazırlıksız yakalanmıştım. Çünkü tercih dönemi bir sonraki gün sondu ve o gün halletmem bitirmem gerekiyordu.

Onlara yapcak işlerim olduğunu yarın yanlarına gelebileceğimi söyledim. Aybüke üzülüp azcık kızsa da 1 sene bekledik 1 gün daha bekleyiver beni diyerek göndermiştim onları. Bende hemen geri dönerek tercihlerimi yaptım. Uzun bir tercih listesi yaptım. İstanbul izmir bursa antalya çoğunluktaydı. Şimdi sıradaki iş Aybükenin bana teklif ettiği gezmeli tatil işini bizimkilere aktarmaktı. Babamın öyle bir tatili kabul etmeyeceğini bildiğim için geçen seneki çalıştığım yere çalışmaya gidiyorum diyerek yalan söyledim. Geçen yaz biriktiğim o paraya sene içinde de eklemeler yapıp bi köşede tutmuştum. O yüzden rahat rahat gezebilirim diyordum.

Sabah erken saatlerde kalktım. Annem benden önce kalkıp bavul hazırlamıştı. Hemen hızlı bir kahvaltı ederek bizimkilerle vedalaşıp dolmuşa atlayıp yazlıkların olduğu şehre gittim yarım saat 45 dakika sonra evin önüne gelmiştim bile. Heyecanla zile bastım bekledim ama ses seda çıkmayınca bidaha bastım gene yok. Erken geldiğim için uyuduklarını düşünerek aybükeyi uzunca bir süre aradım gene cevap yoktu. Tekrar aradığım da kapının açıldığını görünce hemen kapattım telefonu. Gözleri yarı kapanık saçı başı dağılmış uykulu bir biçimde kafasını uzattı Aybüke. Beni görünce gözleri açıldı sevinçten. Hemen içeri alarak boynuma doğru atladı. Çıtı pıtı olduğu için ve bende sporu bırakmadığım için çok rahatlıkla kucağımda taşıyabiliyordum.

Özlem giderircesine sarılıyorduk öpüşüyorduk aybüke ile daha sonra kucağımdan inerek gece geç yattıklarını uykusu olduğunu söyleyedi. Elimden tutarak yukarıya çıkarttı beni de. Fidan ablanın odasında kalıyordu aybüke. Odaya girdiğimizde yatakta ezginin de yattığını gördüm. Sırt üstü yatmıştı. Üstündeki pike beline kadar inmiş şekildeydi. Askılı lacivert tshirtünden göğüs uçları belli oluyordu. Sırt üstü yattığı için göğüslerinin büyüklüğünü anlamamıştım ama büyük gibi gelmişti. Aybüke yatağa oturdu çıkar üstünü de sende gel dedi.

Hemen dediğini yaptım. Üstümdekileri çıkartıp çantamdan yatmalık şortumu alarak giydim çoktan yatmış olan aybükenin arkasından yatağa girdim. Sırtını dönmüş ezgi ile aramda yatmıştı. Arkasından sarılıp dayamıştım aletimi kalçalarına. Geçen yaz hep böyle yattığımız için çok hoşuna gidiyordu böyle uyumak.Elimi göğüslerine atıp ince ince yoğuruyordum. Üstümüzde pike olduğu için ezgi uyansa bile görmesi için pike altına girmesi gerekirdi. 1 senenin stresini resmen o an çıkarmaya başlamıştım. Çok huzurlu bir şekilde uykum olmadığı halde sızmıştım. 1 sene sonra ilk defa bu kadar rahat uyuduğumu uyanınca anladım. Sırt üstü pozisyonda kalmışım. Aybüke de kolumun arasına girmiş. 2 aydır kesmediğim sakallarımla oynuyordu. Zaten ona uyanmıştım. Gözlerimi açınca gülerek kafasını yaklaştırdı ve dudaklarıma yapıştı. Zevkli bir şekilde sakince ama ihtiraslı bir şekilde öpüşürken yan tarafıma doğru baktım ezginin olabileceğini düşünerek ama yoktu. Kalkmış ve içerdeydi galiba diye düşündüm.

Aybüke üstüme çıkarak dudaklarımı daha ateşli bir şekilde öpmeye başladı.Bende ellerimi kalçalarına indirip sıkmaya başlayınca ateşimiz daha da arttı. Aletim çoktan hazır ola geçmişti bile. Şortlarmız üstünden sürtünmeye başlamıştık. Aybüke üzerimden kalkarak kapıyı kilitledi. Ardından şortunu küloduyla birlikte indirdi. Tshirtünü de aynı hızla çıkadı. Sütyensizdi. Henüz yanmamış beyaz teniyle mükemmel görünüyordu.Yanıma gelerek şortumu boxerımla beraber indirdi. Aletim kalkık olduğu için hemen kavradı. Off çok özledim bunu 1 senedir bunun hayalini kurarak yaşadım diyerek aletime saldırdı. Taşaklarımı emdikten sonra yukarlara doğru çıkarak kafasını emmeye başladı.

Aybükenin sakso seanslarını çok özlemiştim bende. O yalarken ters dönüp üstüme yatmasını istedim. Canına minnet ikiletmedi. Beyaz teni küçük pembe amını bana doğru yaklaştırdı. Yeni ağda yaptığı tel bir kılın olmamasından anlaşılıyordu. Kalçalarından tutup hayvan gibi yalamaya başladım. Tamamını ağzıma alıp emiyor clit bölgesini dilliyordum. Arada ağzından aletimi çıkartıp inliyordu. Beni durdurdu. Daha fazla dayanamıyorum diyerek aletimin üstüne doğru yöneldi. Yüzünü bana doğru dönerek aletim üzerine oturmaya başladı.Eliyle hizaladıktan sonra yavaşça içine almaya başlamıştı.

Tamamını içine aldıktan sonra elektrik çarpmış gibi titreyerek üstüme uzandı. Ateşli bir şekilde öpüşüyorduk ama içinde hareket ettirmiyordum. Aletim resmen yangın yerine girmişti. Sıcacıktı içi. Çok özlemişim dedi tatlı tatlı inlerken.Elimi kalçalarına götürüp inip kalkmasını sağladım.Hem sevişiyor hem sikişiyorduk ateşli bir şekilde. Sesinin çıkmaması içinde kısık kısık inlemeye çalışıyordu. Bi süre böyle devam ederken belinden sıkıca sarıldım iki kolumla ve içinden çıkmadan yanıma doğru devirdim. Aynı şekilde bende üzerine çıktım. Dudaklarını öpmeye devam ediyordum aynı zamanda belimden destek alarak içine yavaşça girip çıkıyordum. Romantizmin doruklarında bir seks yapıyorduk. Boynuna inip biraz hızlandığımda inlemeleri arttı aybükenin. Bacaklarını havaya kaldırıp belime, kolunu da boynuma dolayarak kendini daha çok bastırmaya başladığından orgazm olacağını anlamıştım.

Biraz daha hızlandıktan Aybüke resmen kendine yapıştırdı beni ve titremeye ince ince inlemeye başladı. Tırnaklarını vücuduma batırmıştı.Uzun bir süre titredi ve kendine bastırdı beni. Bende tempomu yavaşlatmıştım. Gözlerine baktığım da masum masum bakıyordu bana. Dudaklarına ufak bir öpücük koyarak içinden çıktım. Aletimin üstü bembeyazdı gerçektenden çok fazla boşalmıştı. Geriye doğru yattığımda hemen harekete geçerek aletimi ağzına aldı. Çok güzel bir sakso seansıyla birlikte fazla dayanacak gücüm yoktu.Yüzüne ağzına doğru oluk oluk akmaya başladım. Tam boşalırken kapı açılma sesi duyuldu ama kilitli olduğu için açılmıyodu. Dışardan ezgi hadi kahvaltı hazır kalkın diye bağırdı. Aybüke de tamam aşkım geliyoruz git sen diyerek gönderdi onu.

Hızlıca aletimi yalayarak temizledikten sonra Odasında ki dolaptan ıslak mendil çıkararak yüzündeki döllerimi temizledi. Bende üzerimi giyinip Aybükeyi bekledim. Hızlıca külot şort ve tshirt giydi. Sütyen giymesini istedim sonuçta evde benden başka erkek de vardı kıskanmıştım biraz ama itiraz etti diğerleri de giymiyo bu sıcakta işkence çektirme bana diyince tamam madem dedim. Odadan çıkıp banyoya gidip tipine baktıktan sonra beraber el ele aşağıya doğru indik.

Balkona kahvaltı hazırlamışlardı ezgi ile ekin. Can da oturuyordu orda. Ekinle can beni görünce hoşgeldin dediler gülerek. Bu sefer gözlerindeki küçümseme bakışlar yoktu. Masa da karşımda canla ekin sağ yanımda aybüke sol yanımda da ezgi vardı. Kahvaltı boyunca bir çok defa ekin ile göz göze geldik. Çok dikkatli bakıyordu ama kötü bir anlam çıkarmak istememiştim. Aybüke de resmen arkadaşlarına nazire yaparcasına sarılıyor öpüyordu beni, elleriyle kahvaltı yaptırıp bir şeyler yediriyordu. Ortamım çok güzeldi gerçekten. Rahat ve huzurluydum.

Kahvaltı sırasında diğerleriyle iyice kaynaşmıştım. En çok ezgiyle tabi sürekli bir şeyler sorup konuştuk bana sürekli enişte diyip duruyordu.Hepsi hakkında bir şeyler öğreniyordum. Bu grup hepsi zengin aile cocuğuydu ve çocukluktan arkadaşlardı aileleri sayesinde. Can ile Ekin de 5 yıla yakındır sevgililermiş. Aybükenin ezgi ile daha samimi olduğu belliydi.

Kahvaltı sonrasında denize gitmeye karar verdik. Herkes bikini ve şortunu giydikten sonra benim geçen sene çalıştığım beach cluba gittik. Geçen sene bizim yerimize geçen çocuklar bu yaz da orda devam etmişler onları gördüm. Ordaki herkesi tanıdığımı görünce aybüke hariç diğerleri şaşırmıştı. Aybüke burda çalıştığımı anlatmamıştı galiba diye düşündüm. Oyunu bozmadım bende.

Kızlar hemen üzerlerini çıkartıp yağlanmaya başladılar bile. Ezginin bikiniyle vücudu beni benden almıştı. Aybükeninkiler gibi büyük göğüsleri ince beli geniş kalçaları ve bembeyaz harika teniyle mükemmel ötesi vücudu vardı. Ağzımın suları akmıştı resmen. Dar bikinisi o geniş kalçalarını kapatamıyordu. Tek kelimeyle taş gibi bi manken havası vardı. Aybükenin sırtına güneş kremini sürerken ezgi de kendi kendine erişebildiği yerlerine sürmeye çalışırken aybüke beklemediğim bir teklif yaptı. Cenk ezgiye de sür yazık süremiyo dedi gülerek. Ezgi de sür valla enişte diyerek onaylayınca seve seve sürmeye başladım. Pamuk gibiydi teni. Yumuşacık ve pürüzsüz.Aybüke ile sabah bir şeyler yaşamasam aletim kalkar zor durumda kalırdım.

Daha sonra hep birlikte denize girmeye karar verdik.Tshirtümü çıkarınca Ekinin bakışlarını vücudumdayken yakaladım. Hafiften dudaklarını ısırıyordu.Tabi sevgilisi Cana bakınca öyle bakması normaldi. Can yakışıklı sayılabilecek bir tipti ama tshirtünü çıkarınca yağlı kassız vücudu benim yanımda sönük kalmıştı ama o hiç bunu dert ediyormuş gibi durmuyordu.

Hep birlikte güzel zaman geçirdik eğlendik bol bol da içtik. Akşam üstü eve geldiğimizde herkes kızarmış yanmış ve yorulmuştu kızlarda özellikle ekinin kafası hafiften güzel bile olmuştu. Sırayla duşa girmeyi planlamıştık. Can ekini alıp yukarıya çıktılar beraber gireceklerdi. Biz salonda otururken uzun bir süre geçti ama hala çıkmadılar duştan. Ne yapıyo bunlar 1 saat oldu çıkamadılar dedim. Aybüke de gülerek sikişmeye çalışıyorlardır dedi. Ezgi ile ikisi kahkahalarla yarıldılar. Anlamamıştım niye bu kadar güldüklerini merakla sordum ama ezgi aybükeyi susturarak anlatmamasını istedi. Nasıl olsa öğrenirim diyerek sormadım.

Sırayla benle aybüke de duş aldıktan sonra yemek yemek için giyinip dışarı çıktık. Jip Canlarınmış.Tabi zengin olunca aile oğlanlarıda altında arabayla gezmesi normaldi. Güzel bir restorantta yemek yedikten sonra gece clubüne gittik. Gece boyunca dans edip eğlendik. Ezgi gene güzelliği ve giydiği dar elbise ile gittiği ortamın ilgi odağı olmayı başarmıştı. Gören bidaha dönüp bakıyordu. Gece boyu sürekli yanına gelip içki ısmarlamak isteyen takılmak isteyen abazanları başından atmakla meşguldü.

Gece sonlarına doğru hepimizin kafası hafiften güzel olmuş bir şekilde zor da olsa evimize gelmiştik. Hepimiz ölü gibiydik. Canla ekin uyumaya gittiler. Bizde biraz daha oturup yavaştan yatacaktık ama nasıl yatacağımız konusunda anlaşamamıştık. Ezgi ben salonda koltukta yatmam diyordu. Ben yatarım desem de bu sefer aybüke kabul etmiyordu. Bensiz geçirdiği 1 senenin sonunda bensiz uyumak istemeyince sabahki gibi yatmaya karar verdik. Tabi bu durum aybüke ile sevişmemiz için engeldi bu gece için. Yatağa girdik aybüke ezgi ile aramdaydı gene. O yorgunlukla aybükeye sarılarak uyudum.

Gece sıcaktan ter içinde kalmış bir şekilde uyandım. Aybüke üstüme doğru çıkmış nerdeyse onun baskısı ve havanın da sıcaklığından dolayı ter içinde kalmışım. Yataktan kalkarak su içmeye mutfağa indim. Su içerken Canın balkonda tek başına oturmuş sigara içerken gördüm.Hayırdır niye uyumadım dedim. Uyku tutmadı dedi. Biraz dertli gibi duruyordu. Benimde uykum kaçmıştı yanına oturup bi sigara da ben yaktım.

İlk başta birbirimize kötü baksakta iyi bir çocuktu can 1 günde iyi anlaşmış baya muhabbet etmiştik. Sarmıştı muhabbeti. Gece boyu muhabbet ederken yavaş yavaş neye dertlendiğini de anlatmaya başlamıştı. Ekinle uzun yıllardır çıktıklarından bahsedince sorunun ne olduğunu anlamıştım ama merak ettiğim için dinlemeye devam ediyordum. Ben sormadan yavaş yavaş döküyordu içini. Ekini çok sevdiğini aşık olduğunu ama cinsellik konusundan dolayı ekinden çok sıkıldığını söyledi. Nasıl bir sıkılma diye sordum. Artık ekini görünce onunla cinsellik yaşamak isteğim olmuyor. Hele bugün daha iyi anladım dedi. Param var pulum var. Her gün 10 farklı kızla çok rahat takılırım. Böyle şansım varken sadece ekinle bir şeyler artık beni kesmiyor daha farklı şeyler arıyorum yeni kızlar yeni vücutlar istiyorum artık dedi.

Bi nevi haklıydı da. Sonuçta her gün aynı pilav yenmez. Kendisine hak verdiğimi söyledim ama ekinle de bu kadar yaşanmışlığınız varken onu aldatman yakışmaz sana kardeşim dedim. İşte o yüzden böyle dertliyim ya dedi. Peki değişik fanteziler deneyin değişik şeyler yapın belki düzeltirsin kendini dedim. Ekin gelmiyo ki öyle şeylere porno izleyim dedim erotik kostümler getirttim iç çamaşırları saymıyorum bile hatta grup yapmayı bile teklif ettim. Hepsine karşı çıktı. Sadece açıyor bacaklarını ve her şeyi benden bekliyor dedi.

Durum gerçekten vahimdi. Üzülmüştüm can adına ama çocuğun başka biriyle sevişmesi gerekiyordu resmen. Ne yapabiliriz diye onla düşünmeye başladığımda 4. biraları içiyorduk. Muhabbetle birlikte nasıl gittiğini anlamamıştık. O da sağlam içiyordu. Aklıma bir anda geçen sene sahilde tanıştığım Emre ve Nur çifti geldi.(Takip edenler bilir kim olduklarını) Acaba gene gelmişler miydi diye düşündüm. Saate baktığımda saat 4 buçuk 5 arası gibiydi. Bu saatte arayamazdım ama belki uyanıklardır diyerek mesaj attım. Eğer geldiyseniz sizle tekrar görüşmek isterim diye.

5 10 dakika geçti ya da geçmedi telefonum çalmaya başladı. Emre arıyordu. Büyük bir heyecanla açtım. Nasılsın cenk uzun zaman oldu görüşmeyeli dedi. Bende şehre yeni geldiğimi tatilimin yeni başladığını söyledim. Emre de bizde 1 hafta falan oldu canımız sıkılıyordu hemen görüşelim dedi gülerek. Arkadan da nurun sesi geldi hadi gel bebeğim özlettin kendini dedi. Yanımda yakın bir arkadaşım var onu bırakamam şimdi diyerek zarf attım. Beklediğim cevap emreden geldi. Beraber gelin canım nolacak eğleniriz dedi. Tamam ona durumu anlatıp hemen gelelim derken cana baktım.

Heyecanlı gözlerle kapatmamı bekliyordu. Kapatınca noldu nereye gidiyoruz dedi. Gel bi kaçamak yapıcaz her şey hazır diyince daha da heyecanlandı kızlar nolacak dedi. Uyuyolar ekini uyandırmadan deniz şortunu giy gel dedim. Bende odaya gidip deniz şortu ve tshirt giyip geldim. Evin anahtarlarını da alıp arabaya bindik. Geçen sene kaldıkları yerdelerdi gene. Oraya doğru sürmesi için yolu tarif ettim. Otelin önüne gelince aradım. Geldik biz diye oda numarasını söylediler. Odaya çıkarken cana onlarla ilgili bildiğim ne varsa anlattım. Kadına grup mu iste yoksa sıra sıra mı gireriz dedi. Baya gülmüştüm bu soruya. Kocası ile birlikte sikersin anca dedim. Sen dedi. Duruma göre bakarım dedim bende.

Odaya girince. Viski içtiklerini gördüm.Emre hemen bize de doldurup tanışma ve muhabbet faslına geçtik. Nur her zamanki gibi afeti devranlığını koruyordu. Üstünde kırmızı bornoz tarzı bir gecelik vardı. Kısa bir tanışma faslı geçirdiler canla.Yatağın üstünde oturuyordum. Nur, emre ile can konuşurken yanıma geldi. Tshirtümün üstünde elini gezdirip vücudumu okşuyordu. Kafasını boynuma koyup kulak mememi emmeye başladığında içim gıdıklanmıştı. Candan önce ilk ben sikicektim. Nur iyiki geldin 1 haftadır beni doyurcak ikinci bi yarak arıyordum dedi kulağıma ve ardından boynuma indi.Boynumu yalarken tshirtümü çıkardım bende.

Nur ayağa kalkıp konuyu uzatmadan şortumu da indirdi. Çırılçıplak kalmıştım. O da üstündeki geceliği çıkardı ve yere doğru bıraktı. İçinde hiç bir şey yoktu. O da benim gibi çırılçıplak kalınca üstüme çıktı. Dudaklarımdan öpmeye başladı.Hemen ardından boynuma indi daha sonra da kaslı göğüslerimi yalamaya başladı. Yavaş yavaş yalayarak aşağıya iniyordu. Yatağın tam üstünde değildim. Ayaklarım yere değecek şekilde yatıyordum. Yataktan inerek yere çöktü nur. Aletimi eline aldı. Yarı kalkık yarı inik bir durumdaydı. Bütün gün içmiştim gece bir daha içmiştim buraya gelip birde viski içince hafiften kafam güzel gibiydi.

Eliyle biraz sıvazladıktan sonra alete hasret kalmışçasına hızlıca ağzının içine alıp emmeye somurmaya başladı. Kafam güzel elimde viski ve nur sakso çekiyordu. Çok güzel bir durumdu benim için.Aletim tam kalkmışken saksoyu bıraktı. Arkasını dönerek eline aldı aletimi.Üzerime doğru hafif domalarak amına hizaladı ve yavaştan içine almaya başladı. Sonuna kadar yavaşça içine alıp inlemeye başladı Nur. İçine giriş çıkışını izlerken bir yandan da poposunu sıkıyor küçük şaplaklar atmaya başladım. Temposunu arttırmaya başladığında sen niye bakıyorsun gel buraya ver onu bana diyerek Canı yanına çağırdı.

Can bunu bekliyermiş gibi hemen şortunu çıkararak geldi. Aleti kalkmıştı izlerken. Şortunu indirmesiyle Nurun aleti kapması bir oldu. Önce sıvazladı ardından da bana yaptığı gibi saxo seansına başlamıştı. Emre de içkisini yudumlayıp karısının sikilmesini izliyor bundan da zevk alıyor gibi görünüyordu. Uzunca bir süre bu pozisyonda devam ederken yoruldum dedi Nur. Aletimden kalkarak yatağa geçti. Tekrar aletimi alarak üstüme oturdu. Bu sefer yüzü bana dönüktü. Can olduğu yerde kalmış bizi izliyordu. Nur utangaç çıktı senin bu arkadaşın gel şöyle diyerek tekrar çağırdı canı. Can yatağın üstüne çıkarak tekrar aletini Nurun ağzına bıraktığında emrenin hareketlendiğini gördüm.

Elinde krem vardı. Onu Nurun kalçalarına dökmeye başladı. Nur aletimin üstünde inip kalkarken Emre de kremi elleriyle nurun kalçalarına yaydı. Ardında göremedim ama anladığım kadarıyla göt deliğine sürdü. Parmaklarını soktuğunu hissettim. Gel bakalım cancım karımın göt deliği senin için hazır dedi. Nur gülerek kocasına teşekkür etti ve üstüme doğru yattı. Can hemen nurun arkasına geçerek aletini sokmaya çalıştı. Canın aleti girene kadar nur üstümde zıplamayı bırakmış aletimi amının derinliklerine kadar alıp ikinci aletin girmesini bekliyordu.

Can yavaş yavaş zorlanarak da olsa aletini geçirmeyi başarmıştı. İleri geri yaptığında Nur çok fazla inlemeye başladı. Bende onların temposuna ayak uydurdum. Nur şimdi iki kat inliyor iki kat zevk çığlıkları atıyordu. Can da sikin orospu karımı zevkten dört köşe edin bu sürtüğü diyerek bizi izleyip 31 çekiyordu. Can da aynı şekilde zevkten inliyordu. İlk defa göt sikiyorum çok dar çok güzel diyerek hayvanca bağırıyordu.

Can bu heyecana fazla dayanamayarak Nurun içine geliyorum diyerek boşalmaya başladığında Nur da zevkten orgazm olmuştu. İkisi aynı anda boşaldılar. Ben hala içindeydim. Can aletini çıkartınca alttan vurmaya devam ederek bende Nurun içine boşaldım. İki deliğini de döllerimizle doldurduğumuz Nur kendini yanıma doğru yatağa bırakarak yattı. Emre hemen Nurun bacakları arasına girerek bizden boşalan deliklerine aletini soktu. Önce göt deliğini ardındanda amını sikerek o da karısının içine boşaldı.

İçkinin ve seksin verdiği zevkle aşırı derece de uykum gelmişti. Banyo da sırayla temizlendikten sonra pencereden dışarıya baktım. Sabah olmuştu bile. Ben banyodan en son çıkmıştım. Cana hadi gidelim kızlar uyanmadan dedim ama o temizlendikten sonra aletini tekrar nurun ağzına vermişti bile. Nur dan içine girmek için izin istiyordu. Nur gülerek ve seve seve diyerek bu isteğini onaylamıştı bile.

Emre ile oturduk Can ile Nurun seksini izledik biraz. Can gerçekten de kötüydü bu konu da ama Nur ona emirler vererek nasıl yapması gerektiğini anlatıp öğretiyordu. Emre de arkadaşına iyi hoca oldu benim ki diyerek gülüyordu. Can gene fazla uzun sürmeden Nurun içine boşaldı Can. Şortlarımızı giyerek gitmek için izin istedik. Emre bizi geçirirken tekrar görüşelim mutlaka çok zevk aldık dimi Nur diye seslendi. Nur da evet aşkıım diyerek cevapladı. Mutlaka görüşürüz dedim ve vedalaşıp otelden ayrıldık.

Can arabaya binince binlerce kez teşekkür etti. Hayatımda yaşadığım en güzel olaydı bu çok çok sağol diyerek teşekkürler ediyordu. Önemli değil ama aybüke ile ekin sakın bilmeyecek bunu dedim. Tabiki yanarız ikimizde diyerek onayladı beni. Gerçi aybükeden bir korkum yoktu benim sonuçta onun yanındaykende yaşamıştım bunu ama Can ile Ekinin ilişkisi büyük bir zarar görürdü ve suçlu ben olduğum için bende Aybükeyi kaybedebilirdim.

Arabayı haraketlendirdiğinde deniz kıyısına gidelim denize atlayıp çıkalım kızlar sorarlarsa denize girdik geldik deriz dedim. Aynen dedi. Deniz kıyısında durup denize girip çıktık sonra da kahvaltılık simit falan alıp eve döndük.Ekin ve aybüke uyanmış balkonda bıraktığımız içki şişelerini de toplamamışlar o şekilde bizi bekliyorlardı. Eve girince ilk nerdesiniz siz diye çıkışan ekin oldu. Sabah uyanmış Canı göremeyince evde aramış sonra da aybükeyi uyandırmış. Beni de göremeyince merak etmiş ikisi birlikte. Onlara gece ikimizi de uyku tutmadı oturup burda içtik gördünüz gibi sonra da ayılmak için denize girip geldik dedik.

Rahatladılar tabi mantıklı açıklama yapınca. Hiç bir şey anlamadılar. Balkonu toparladık birlikte ardından da kahvaltı hazırladık. Ezgiyi de uyandırıp bir güzel kahvaltı yaptık. Can ile ben uykusuzluktan ölüyorduk. İkimizde gece hiç uyumadığımızı söyleyip uyumaya gittik.

Bu hikaye de buraya kadar olsun biraz uzun oldu. Uzun zamandır yazmadığıma sayın. Kaldığım yerden devam edecek. Bu site de benim kadar uzun bir seri yazan yok genelde alıntı hikayelerle dolu lütfen emeğe saygı teşekkürler.

Bir Crossdresser’ın ilki olmak ! (part 1)

Bir Crossdresser’ın ilki olmak ! (part 1)
Merhaba değerli okuyucular şimdiden kusura bakmayın uzun bi hikaye olacak tamamen fantezi dünyamda olan şeylerdir ve gerçek değildir.

Öncelikle ben Burak 27 yaşında maddi durumu fiziği hayatı yakışıklı sayılabilecek biriyim.Kız arkadaşım Melike ile düzgün renkli bir ilişkimiz var.Kendisinden bahsediyim size 45 yaşında dul çocuksuz paralı bir hatundur.Tava getirmem kolay olmadı kendisini ama sonunda kaptım . Melike 175 boylarında esmer vücudu bronz diri genç denilen hatunlara nal toplatır. Bu arada ikimizde ayak fetişiyiz ki tahmin edebilirsiniz seks hayatımız gayet renkli ve Melike seks delisi olduğu için çoğu ilişki tarzına açık . Anlatacağım olay bikaç ay önce gerçekleşti .

İş hayatında yeni tanıştığım bir arkadaşım var . Adı Ali genç 20 yaşında düzgün fizikli bebek gibi yüzü var. 165 boyunda sarışın kılsız bi tip 🙂 işte yanımda takılmaya başladığından beri müşterilere beraber gider olduk. Çekingen tavırları bi gizemi vardı Ali’nin. Bir iş çıkışı zengin bir müşteriyi bağlamanın verdiği keyifle gel dedim bugünü kutlayalım . Taksime gittik kafalar güzel oldukça muhabbette güzel oluyordu . Ailesinden bahsetti ideallerinden bahsetti kız arkadaşı yoktu . Şaşırmıştım ama olabilir tabiki falan dedim .

Bu arada Melikeyle aynı evde yaşıyordum . Güzel bi muhitte güzel bi daire tutmuştuk keyfimize bakıyorduk . Kafalar güzel olunca gel dedim bizde kalalım yarında tatil çıkar güzel bi kahvaltı yaparız . Tamam dedi.

Eve geldiğimizde saat gece üçtü ve Melike uyumuştu . Salona geçip birer viski koyup demlenmeye devam ettik . Muhabbet sekse gelmeye başlamıştı . Ali Melikeyle tanışmamıştı ona Melikeden bahsettim . Seks hayatımızın nasıl olduğunu anlattığımda sorular sormaya başladı .

A:Hangi pozisyonları seviyorsunuz?
B:69 ve misyoner
A:Neden?
B:69da göt yalamayı , misyonerde sikerken ayak yalamayı severim .
A:Bendede ayak fetişi var ama hiç denemedim
B:Ali güzel bi ayak yala tadına varamazsın uzun tırnaklar güzel ojeler yumuşak tabanlar file çorapları gördüğümde benimki tavan olur sen niye denemedin yalatan hiç çıkmadımı ?
A:Burak abi ben yalamak istemiyorumki yalatmak istiyorum
B:Nasıl yani oğlum erkek ayağınımı yalatır?
A:Abi ne biliyim merak ediyorum aslında daha çok şey merak ediyorum
B:Neleri merak ediyorsun sen bakıyım ağzındaki baklayı bi çıkar sen
A:Abi açık konuşucam sana seni çok sevdim bu işe başladığımdan beri bana çok yardımcı oldun sana güvenim tam abi ben yarak yalamayı ve götümden sikilmeyi merak ediyorum evde küçüklüğümden beri kadın gibi giyinmenin hayalini kuruyorum ojeler sürüyorum makyaj yapıyorum .
B:Bi dakika oğlum sen iyi misin ne diyosun alkol çarptı galiba
A:abi iyiki çıkmışız bugün iyiki varsın ki kimsenin bilmediği şeyleri sana anlatıyorum.şu an çok mutluyum bu sırları açtığım için.abi sen hiç erkek siktinmi?
B:noluyor lan banamı yürüyon (gülerek)
A:evet abi sana yürüyorum gördüğümden beri aşığım sana beni sikmeni hayal ediyorum her yerimi yalamanı kadın gibi davranmanı istiyorum.bıktm gizlenmekten
B:oğlum sağol beğenilmek güzelde sen iyimisin yat istersen
A:abi boşver bak ne güzel konuşuyoruz sen hiç erkek götü siktinmi
B:siktimde senidemi sikicem?
A:neden olmasın ?
B:nasıl olacak oğlum o iş yukarda hatun uyuyor ve ben erkek gibi kıllı mıllı sevmem karı gibi süslü olmalı
A:öyle olmadığımı nereden biliyorsun ? lavabo nerde tarif edermisin

lavaboyu tarif ettim. bi viski daha koydum kendime olayları anlamaya çalışıyordum kafamda iyi tamda kestiremiyorum 🙂

10 dakika sonra Ali geldi ama nasıl bi gelmektir o …şöyle tarif edeyim güzel buğulu bir makyaj saçları zaten uzun siyah sütyen siyah tanga siyah jartiyer ucu açık yüksek topuklu ayakkabılar (melike tuvallette bulupta giymiş ibne) …

Ben o heyecanla viskiyi tek seferde vurdum ve Ali yavaş adımlarla yanıma yaklaşmaya başladı …

A:okadar ayaktan bahsettin benimkileri nasıl buldun ?

karşıma oturdu ve ayaklarını bana uzattı . ayakkabıları çıkardığım gibi 38 numara uzun tırnaklı kırmızı ojeli ayaklarıyla karşılaştım .

A:noldu sesin çıkmıyor bu arada korkma kız arkadaşının bir tek ayakkabılarını giydim diğerleri içimdeydi (gülerek)
B:Ali bunlar nasıl ayaklar oğlum ojeyi ne zaman sürdün ?
A:Ojesiz dolaştığımı kim söyledi ahaha bu arada şu anki ismim Arzu .. Şimdi ne istiyorsan onu yap bana aşkımmm

dediği gibi jartiyerli ayaklarını ağzıma soktum topuklarından başlayıp yalamaya başladım … ama jartiyerden tad gelmiyordu ve ikisinide çıkarttım ve çıplak ayaklarını yaladıkça Arzunun inlemeleri başladı. Parmak aralarını yaladıkça sikimin kalktığını farkeden Arzu bir ayağını ağzımdan çekip sikime sürtmeye başladı . sikim kemik gibi olmuştu . tecrübesizliğin verdiği açlıkla çok iyi gidiyordu Arzu..
15-20 dakika ayaklarını yalayıp emdikten sonra

A:götüme baktığın yok patilerimi görünce unuttun orayı ahahaha

der demez kucağıma aldım Arzuyu ve öpmeye başladım ama nasıl öpüşmek diller salyalar karışmış nefes nefese inliyorduk ..arzu bir yandan sikimle oynamaya başlamıştı bende tangayı sıyırıp götüne ulaşmıştım .. tek bir kıl dahi yoktu .. bu çocuk kadın olmalıymış diye düşünürken kucağımdan indi ve yarrağımı sömürmeye başladı..Kılları kesmemiştim Melike öyle seviyor diye umrumda değil diyordu Arzu yarraksızlıktan hijyene takacak zamanım yok .

dur dedim yoksa boşalıcam 69 olalım dedim .. 69 olduğumuza farkettimki pipisi zaten am gibi bişey bunun kadın ruhlu olması normal diye düşündüm . ve götüne yumuldum … muhteşem bir tat tertemiz parfümlü ve daracık… yaladıkça yaladım dilimi sokabildiğim kadar soktum ama artık sikiş zamanı geldi çattı yatırdım arzuyu orta sehpanın üzerine ve deliğini zorlamaya başladım dar olduğu için girmiyordu.. bebe yağıyla biraz daha masaj yaptıktan bikaç dakika sonra içindeydim…

Tarif edilemez bir duygu birinin bekaretini alıyorsunuz ve deliği yanıyor ve sikimi kavrıyor giriş çıkışlarımı engelliyor bu arada arzunun halinden bahsetmeme gerek yok mutluluktan gökyüzüne çıkmış aşkımlar canımlar cicimler siksene kocacım hayvan gibi sik beni laflarına dönmüştü .. erkeğini azdırmayı iyi biliyordu bu kaşar 🙂

içindeyken ayaklarınıda ağzıma verdi ve en sevdiğim pozisyon sonunda geldi 🙂 ayaklarını yalarken içinde gidip geliyordum muhteşem bir duyguydu .. arzuda pipisiyle oynamaya başladı çok geçmeden ahlar uhlar eşliğinde boşaldı dölleri kendi saçına ağzına kadar gelmişti…
bu muhteşem seksin verdiği coşkuyla çıkardığımız seslerin farkında bile değildik derken benimde artık boşalmam yaklaşmıştı ve içinden çıktım..

o güzel ayaklarını alıp sikime yapıştırdım ve footjoba başladı beni gaza getiriyordu hadi aşkım boşal ayaklarıma besle ayaklarımı o güzel döllerinle gibi sözler söylerken ayaklarına şiddetli şekilde boşalmaya başladım ama nasıl boşalmak …ayakları döllerimle kaplanmıştı ki yerlere bulaştırma dememe kalmadan kendi ayaklarını yalaya yalaya temizledi bütün döllerimi yuttuğu sırada ışıklar yandı ve Melike karşımızdaydı…

beğendiğiniz taktirde yazıya devam edebilirim herkese bol sikişli günler 🙂

İlk CD ilişkim

İlk CD ilişkim
Selam hikayeciler.Ben ıspartadan fırat.Gizli hayatımda yaşadığım ilk CD ilişkimi paylaşmak istiyorum sizlere.10 yıl önce başıma geldi bu olay.Chat üzerinden sohbet ederken tamerle tanıştık.Tamer 21 yaşında üniversitede okuyordu.CD halde ilişki yaşadığını ve ücret aldığını söyleyince ilk başta yadırgamıştım.CD lik bana çok uzaktı o zamanlar ve heleki para ile hiç yapmamıştım bundan dolayıda tedirgin oldum.Ben tamere CD olmasının sorun olmadığını ama para karşılığı yapamayacağımı söyleyince tamerde senden hoşlandım sohbetin, kişiliğin güzel gel eğer memnun kalırsan ozaman konuşuruz bu kısmı deyince haftalardır sex yapmamanın da verdiği etkiye yarım saat sonra verdiği adreste olacağımı söyleyip chatten çıktım.

Tamerin evine geldiğimde bana verdiği numarayı aradım.Telefonu açıp penceredeyim seni görüyorum dediğinde başımı kaldırıp pencereye baktım ve kıza benzer birini fark ettim.Kapıyı açtım 2. kata gel deyip teli kapattı.Apartmana girip 2. kata çıkmaya başladım tam dairesinin önüne gelmiştim ki kapı açılınca resmen şok oldum.Karşımda kırmızı mini elbisesi içinde esmer güzeli mükemmel fiziğiyle adeta bi hatun duruyordu.Hoşgeldin ben tamer diye seslenmese kızdan farkı yoktu.Şaşırdığımı gören tamer beni içeri davet edip salona aldı.Birşey içermisin deyince bi su alayım şoktayım şuan su yeterli dedim.Yerinden bir kadın edasıyla kalkıp kıvırtarak mutfağa giden tamer arkadanda mükemmel görünüyordu.
Suyu getirip yanıma yan şekilde oturup sende hoş birisin.Hele anlattıkların gerçektende baya etkiledi beni deyip elimden tuttuğu gibi odasına yöneldik.Perdeler tamamen kapatılmış haldeyken kırmızı gece lambasını yakınca ortam dahada egzotik hale geldi.Bakalım anlattıkların gerçekmi deyip önümde diz çökerek pantolonumun üstünden penisimi sıvazlamaya başladı.Yavaş hareketlerle pantolonumu çözüp aşağı indirdi ve boxerımın üstünden aletimi dişlemeye başladı.
Tamerin hareketleri sayesinde penisim gittikçe sertleşmiş tamamen kalkık hale geldiği an tamer 1 hamlede boxerıda aşağı çekince oooo süpermiş bi hayli kalınmış deyip ağzına aldı.Bir yandan eliyle sıvazlıyor başınıda vakum gibi dudaklarıyla çekip çekip bırakıyordu.İştahla aletime yumulmuş beni zevkten uçuruyordu resmen.Sonra ayağa kalkarak yavaş yavaş soyunmaya başladı.Çekmeceyi açıp prezervatif ve kayganlaştırıcı çıkarttı.Sen uzan deyip aletime prezervatifin başını geçirdi.Yavaşça aletime doğru eğilip dudaklarını sıkıştırarak prezervatifi penisime sokmaya başladı.Bu şekilde öne arkaya hareketlerle tamamını sokmayı başardığında tamerin işini ne derece iyi bildiğini daha iyi anlamış oldum.

Kayganlaştırıcı aletime ve deliğine yedirerek sürüp yüzü bana dönük halde deliğime oturmaya başladı.İlk başta biraz zorlansada sürekli sex yaptığından dolayı kısa sürede aletimin hepsini neredeyse içine alabildi.Yavaş hareketlerle başladığı işe sonradan hızlanarak devam etmeye başladı.Ayaklarını iyice kenara açarak elleri dizimde halde tamer üstümde ardı ardına zıplamaya başladı.Rahatmısın zevklimi deyince sen kendi zevkine bak ben birazdan daha çok zevk alacam deyince tamer peki ozaman ben şuan zaten süper zevk alıyorum biraz daha devam edeyim deyip hareketlerini iyice sıklaştırdı.Vücutlarımız tam giriş anında birbirine şiddetle çarpıyor şap şap diye sesler odada yankılanıyordu peniside hafiften kendine gelmiş etli olduğundan oda her kalkıp oturmasında karnımı dövüyordu adeta.

En az 5-6 dk kadar daha bu pozisyonda kaldıktan sonra tamer sarsılarak inleyerek deliğinden boşalmaya başladı.Çok zevkliydi hadi bakalımsıra sende deyip üstümden kalktı ve yatağa uzandı.Hemen üstüne uzandım ve deliğine girmeye başladım.Ben üstten bastırdıkça tamer altımda inliyordu.Ben hızımı arttırmış arka arkaya sertçe soktukça odada sesler iyice yükseldi.Birden tamerin belinden kavrayıp 4 ayak pozisyonuna geçtik. Dizlerimin üstünde durarak deliğine tekrardan gidip gelmeye başladım.Tamer iyice kendinden geçmiş her sokuşumda başını sağa sola çeviriyor sik beni aşkım diye haykırıyordu resmen.

Bi süre daha bu şekilde yaptıktan sonra tameri yan döndürüp bir bacağını omuzuma koyup tekrardan deliğine gömüldüm.Aletimi tamamen sokup yavaşça başına kadarını çıkarıyor birden kökleyerek tameri sikiyordumki tamer bittim resmen süpersin aşkım devam et derken aletini sıvazlamaya başladı.Ben soktukça tamer aletini daha çok sıvazlıyor derken çok geçmeden de bu pozisyonda boşalmaya başladı.Karnı döl içinde kalmıştı.Peçeteyle silip temizleyince diğer bacağınıda havaya kaldırıp üzerine abanmaya başladım. Darbelerimi iyice sertleştirdim, öyleki her girişimde deliğine resmen vücudumla vuruyor gibiydim.Şap şap sesleri eşliğinde bende daha fazla dayanamayıp son kez kökleyerek boşalmaya başladım.Tamamen boşalmamla kendimi yatağa attım.Tamer prezervatifi itinayla çıkartıp penisimde kalanları temizledi sonra oda yanıma uzandı.Benim nefes nefese kalmamı şaşkın gözlerle izlerken bu derece çokmu yoruldun aşkım deyip vücudumu öpmeye başladı.
Ritmim düzelince tamer sen neymişsin be gerçektende anlattıklarından daha fazlası varmış sende deyince sadece ben degil sende mükemmeldin o yüzden bu derece zevk aldım dedim.Tamer asıl zevk alan bendim aşkım önden arkadan boşalttın beni teşekkürler deyip dudağıma öpücük kondundu.Biraz daha yatakta kaldıktan sonra tamer bi arkadaş gelecek seximizin bu derece uzun süreceğini tahmin etmediğim için seni davet etmiştim ama sen eğer devam edelim dersen arayıp saati ileri alayım dedi.Ben yeterli bence benden sonrakine sakla kalan performansını, ayrıca para alacan ondan deyince arada kendimizede zaman ayıralım değilmi hep başkası olmaz deyip giyinmeye başladı.

Evden çıkarken tamere teşekkür edip para uzattım.Tamer bana dönüp aşkolsun herkesten para alınmaz hele sen gibi özel kişilerden asla alamam zevk almamış olsaydım o parayı alırdım ama şu 1 saat inanılmazdı zevkten uçurdun beni deyip elimi geri itti.Bende ummadığım şekilde zevk aldım deyip teşekkür ettim.Sık sık görüşürüz ama herzaman bedava olmaz deyince tabik**e tatlım sen istediğin zaman ara buluşalım gelecek seferi sabırsızlıkla bekliyorum deyip beni uğurladı.O günden sonra tamer okulu bitirene kadar en az 7-8 kez bazen teke tek bazen arkadaşlarınıda aramıza alarak sex yaptık.Yeniden başka yaşanmış anımla görüşmek dileğiyle…

Kaynımın Karısını siktim

Kaynımın Karısını siktim

Kaynımın karısını evde tek yakalayınca
Herkese selam arkadaşlar, ben Ömür, 38 yaşında ve 1,75 boyundayım, evliyim. Sizlerin göndermiş olduğu sex hikayelerini büyük zevkle okuyorum, hepinize teşekkürler. Ben de bir sex anımı yazıp, sizin de hoş vakit geçirmenizi istedim.

Yazın eşimle tatil için Sivasa, kaynımlara gittik. Hoş beş, hal hatır, gezmeler derken 1 hafta geçmişti. Kaynım resmi dairede çalışıyor, karısı da evhanımı, geçinip gidiyorlar. Akşam evde TV seyrederken kaynım, “Enişte yarın alışveriş merkezinde büyük indirim varmış, TV’ler yarı fiyatına, yarın ablamla gidip bana bir 106 ekran HD LCD TV alırmısınız?” dedi, ben de, “Olur!” dedim. Eşim hemen, “Ben anlamam, Hülya ile gitsinler, Hülya beğensin alsın!” dedi. Bu arada Hülya kaynımın karısı, 27 yaşında, minyon tipli, 50 kilolarda, sarışın, beyaz tenli, güzel bir bayandır. Hülya da, “Abla çocuk ne olacak?” dedi. Hülyanın bir çocuğu var ve henüz 1 yaşında. Eşim, “Çocuğa ben bakarım, siz gidin alın!” dedi. Eşimin bu teklifini onayladılar.

Sabah erkenden kaynımın karısı Hülya ile mağazaya gittik. Mağzanın önü çok kalabalıktı, millet birbirini ezecek durumdaydı. Tabii yarı fiyatına TV almak için sabah 6 dan beri bekliyorlar. Hülya, “Enişte kalabalıkta birbirimizi kaybetmeyelim!” diyerek koluma girdi. Bu şekilde mağzanın açılmasını bekliyorduk. Gitgide kalabalıklaşıyordu ve biz kalabalığın tam ortasındaydık. Kol kola olmamız birşey ifade etmiyordu, ayrıca Hülyanın da arkasında erkekler vardı, rahatsız olduğu yüzünden belli oluyordu. “Enişte çok kalabalıklaştı, ezileceğim, en iyisi önüne geleyim!” diyerek önüme geçti. Ben de ellerimi omuzuna koyarak Hülyayı muafaza ediyordum. Kalabalık sıklaştıkca Hülyayla vücutlarımız bütünleşiyordu. Hülyanın boyu kısa olduğu için kalçası aşağıda kalıyor, beli önüme dek geliyordu. Vücut ısısını ve kokusunu hissediyordum. Benim yarak ayaklanmaya başladı, ister istemez beline sürtünüyor, yarağım kalktıkça da zevk alıyordum. Bazen dizlerimi kırarak sürtünüyor, kalçalarının arasına denk getiriyordum…

Hülyanın tedirginliği artmıştı, ama yapacak birşey yoktu. Bir ara kafasını çevirip, “Enişte istersen vazgeçip eve dönelim?” dedi. Ben de, “Bekledik bukadar!” deyince sustu. Benim yarak artık iyice kıvamına gelmiş, nerdeyse boşalacak gibiydim. Ellerimi Hülyanın beline doladım, ses çıkarmadı. İkimizde de kumaş pantolon ve tişört vardı. Ben yarağımı aşağı doğru indirince, pantolon kumaş olduğu için çadır kurmuştum. Dizlerimi kırınca Hülyanın götüne tam denk geldi. Bana dönüp kaşlarını çatıp baktı. Ben de (yapacak bir şey yok!) gibi omuzlarımı kaldırarak gülümseyince, tekrar önüne döndü. Ben sürtünmeye devam ediyordum ve boşalmasınırına gelmiştim. Hülyayı kendime iyice bastırınca dayanamadım ve boşalmaya başladım. Pantolonumun önü batmıştı…

Mağzanın kapısı açıldı, artık içeri giriyorduk. Sonunda girdik de. Önüme baktım, ıslaklık belli oluyordu. Zar zor LCD TV’lerin olduğu bölüme gittik. Hülya göz ucuyla önüme bakıyor, ıslaklığı görüyordu. Ben de başkaları görmesin diye tişörtümü pantolondan çıkarıp önümü kapatmaya çalışıyordum. İndirimdeki LCD TV’leri arıyorduk, ama sıra bize gelene kadar hepsi satılmıştı. Zaten çok az sayıda varmış. Görevliye sorduk, “Yarın tekrar gelecek!” dedi. Biz de ufak tefek alış veriş yapıp eve gitmek için mağzadan çıktık.

Hülya hiç konuşmuyor, soru sorarsam kaçamak cevap veriyor, bazen de bana çaktırmadan önüme bakıyordu. Eve geldik, ben eşime, “Hava çok sıcak ve mağaza çok kalabalıktı, acil duş almam lazım!” diyerek banyoya kendimi attım. Sikim yeniden dikeldi, ama 31 çekmeyecektim, hıncımı gece Hülyayı hayalleyerek karımı sikmeye saklayacaktım. Eşim külotumdaki dölleri görmesin diye duş aldıktan sonra külotumu da elle yıkadım ve banyodan çıktım. Ben çıktıktan sonra Hülya, “Ben de çok terledim, ben de bir duş alayım!” diyerek banyoya girdi. Hülya da duşunu alıp çıktıktan sonra, ben traş olmak için tekrar banyoya gittim. Traş olurken aklıma geldi, hemen kapıyı kilitledim, kirli camaşırların içinde Hülyanın çamaşırını aradım ve külotunu buldum. Onun da külotu ıslanmıştı. Benim külota baktım, ben sıkıp öylece çamaşırların içine atmıştım, oysa külotum açılmıştı. Demek ki Hülya da benim külotuma bakmıştı. Traş olup banyodan çıktım…

Akşam kaynım geldi, “Ne yaptınız?” diye sordu. Ben de, “Kalmamış, yarın tekrar gelecekmiş, bu defa da siz ablanla gidin alın!” dedim. Kaynım da kabul edince, “Ama sabah erken gidin yoksa yine kalmaz!” dedim. Tamam dediler. Yatma zamanı gelmişti, eşimle gittik yattık. Yatağa girer girmez hemen soyunup karıma sarıldım ve onun külodunu sıyırdım. Karım da, “Dur biraz, uyusunlar da öyle sikişelim!” dedi. Benim sabrım yoktu, ısrar ettim. Karım, “Herif bu ne acele? Kudurdun mu?” dedi. Ben de, “Buranın havasından herhalde!” diyerek karımın külodunu çıkarıp amına yarağımı soktum. Karım, “Önce biraz sevişseydik ya?” dedi. “Sonra sevişiriz!” deyip sikişmeye başladık. Bir müddet sonra karımı üste çıkartıp yarağıma oturttum, çünkü bu şekilde karım hiç dayanamaz, hemen boşalır. Karım boşalınca altıma alıp sikerek ben de boşaldım. Biraz içinde durduktan sonra kalktım, yarağımı yıkamak için, ışığı yakmadan WC’ye gittim. Kaynımın yatakodasının önünden geçerken Hülyanın inleme sesi duyuluyordu. Demek ki Hülya da etkilenmiş ki, kocasıyla zevkle sikişiyordu. WC’ye girip çıktım, karımın yanına gidip yattım.

Sabah uyandığımda karım ve kaynım gitmişlerdi. Eşofmanla banyoya gidip duş aldım. Hülya da kahvaltı hazırlamıştı. Yıkandığı saçlarının ıslaklığından belli oluyordu. Hülyanın altında pijama ve üzerinde askılı penye bir tişört vardı, südyen de giymemiş, memelerinin uçları belli oluyordu. Bende ise eşofman ve üzerimde atlet vardı. Hülya mutfakta yürürken götüne baktıkça benim yarak kalkmaya başladı. Öyle kıvırarak yürüyordu ki, götünün tüm kıvrımları belli oluyordu. Normal yürüyüşü böyleydi, önceden dikkat etmemiştim. Benim yarak ayaklanmaya başlamıştı ve eşofmandan belli oluyordu. Ama gayet rahat hareket ediyordum vede bu gün ne olursa olsun Hülyayı sikeceğim diyordum kendi kendime. Birdaha bu fırsat elime geçmezdi.

Hülyayla kahvaltıya oturduk. Çocuk kucağındaydı. Kahvaltıyı yaptık. Çocuğu sevme bahanesiyle kucağından alırken memelerine dokundum, o da göz ucuyla bana baktı. Çocuğu aldım salona gittim. Hülya da işini bitirdi geldi, “Çocuğu uyutacağım, verirmisin?” dedi. Ben çocuğu verirken yine memelerine dokundum. Çocuğu alıp odasına götürdü, uyutup geldi. Ona, “Bizimkiler ne zaman gitti?” dedim. “1 saat oluyor.” dedi. Ben de, “Ooo, akşama ancak gelirler!” dedim. Hülya da, “Evet, ben en iyisi şimdiden akşamyemeğini hazırlayım!” dedi ve mutfağa gitti. Biraz salonda durduktan sonra ben de mutfağa gittim. Hülya ocakta birşeyler yapıyordu. Arkadan yanaştım ve “Ne yapıyorsun?” dedim. “Yemek!” dedi. Ben önümü kalçalarına dayayınca birden döndü ve “Ya enişte ne yapıyorsun sen?” dedi. “Hiiiç!” dedim…

“Enişte, yaptığın olmuyor ama!” dedi. Pişkince, “Ne yapıyorum ki?” dedim. “Daha ne yapacaksın ki? Mağzanın önünde, burada… Şu önünün haline baksana! Hiç saklamıyorsun da!” dedi. “Ne yapayım, sana dayanamıyorum!” dedim ve sarıldım. “Enişte yapma, hem duyulsa ne oluruz biliyormusun?” dedi. “Kimduyacak kız? Evde bir sen, bir ben varım!” dedim ve dudaklarına yumuldum. Hülya kaçmak istedi, ama bırakmadım. “Yapma enişte, gelirler şimdi!” dedi. “Akşama anca gelirler, o zamana kadar da seni 5 defa sikerim!” dedim ve tekrar dudaklarına yapıştım. Hülya bir müddet direndikten sonra karşılık vermeye başladı. Öpüşerek koridora çıkmıştık, duvara yasladım bunu, kollarını yukarı kaldırdım, parmaklarımızı birbirine kenetledim, bacağımı amına sürtüyor, dudaklarını emiyordum…

Tişörtünü çıkardım, memelerini tek tek ağzıma alıp emiyordum. Aşağılara indim, pijamasını külotuyla birlikte indirip çıkardım. Ayak bileklerinden yalamaya başladım. Yavaş yavaş yalayarak yukarı çıkıyordum. Amının etrafında dilimi gezdirdim. Hülya da bacaklarını ayırdı. Dilimi am dudaklarında gezdirince inlemeye başladı. Kafamı saçlarımdan tutup amına bastırıyordu. Amını yalarken bu arada ben de soyundum. Önünde oturdum, bacaklarını omuzuma aldım, amı ağzıma gelmişti. Dilimi amının içine sokuyor, çıkarıp amının etrafını emiyor, tekrar amına dilimi sokuyordum. Amı küçücüktü. Ayağa kalktım ve omuzumdan indirdim. Bacaklarını belime sararak, dudak dudağa öpüşüp dillerimizi emiyorduk. O vaziyette yatak odasına gittik…

Yatağa yatırdım. Ayak parmaklarını tek tek emiyor, yalıyordum. Hülyanın inlemeleri artmış, nefes alışları hızlanmıştı. Yalayarak amına geldim. Bacaklarını yukarı kaldırdım, amıyla göt deliği kabak gibi ortaya çıktı. Am dudaklarını yalayarak göt deliğine indim. Göt deliğini vakumlayarak emiyor, dilimi içine sokmaya çalışıyordum. Belli ki götten hiç yememişti. Ben sırayla amını ve göt deliğini yalarken Hülya titremeye başladı, boşalıyordu. Amı vıcık vıcık am suyula ıslanmıştı, hepsini yaladım. “Oooohhh, rahatladım benenişte!” dedi, fakat ben emmeye devam ediyordum. Yalayarak yukarı çıktım, memelerini emiyordum. Boynuna geldim. Boynunu emerken, “Moratırsın, fazla emme oraları!” diye mırıldandı. Göğsünün üstünde doğruldum, ağzına yarağımı getirip dudaklarına sürtmeye başladım. Ağzı okadar kücüktü ki, yarağımın kafasını ağzına alamıyor, sadece uç kısmını emiyor, dil gezdiriyordu…

Tekrar aşağılara, amına indim, tazecik amını yalamaya doyamıyordum. Hülya da artık sabırsızlanarak, “Yeter artık, sok ne olur yarağını!” diye inliyordu. Önünde doğrularak yarağımı amına sürtmeye başladım. Kafasını soktum. Alıştırarak sokuyordum. Hülya altımda kıvranıyor, “Ooooohhh çok güzel!” diye inliyordu. Yarağımı sonuna kadar soktum. Amı okadar dardı ki, yarağımı sımsıkı sarmıştı. İleri geri yaparak, amının sularının da yardımıyla içi iyice kayganlaşmıştı. Artık rahatça girip, yarıya kadar çıkarıp, tekrar sokuyordum. Hülya da, “Oooohhh canımmm, çok güzelmiş yarağının tadı, içimi yakıyor, sookkk, kökle amıma!” diye inliyordu, ben de kökleyip pompalayarak sikmeye devam ediyordum…

Sonra yatağa ben sırtüstü yatıp, Hülya da yarağımı amına sokup üstüne oturdu. Götünü sağa sola kıvırıp, yukarı aşağı zıplıyor, “Sik birtanem, soookkk!” diye inliyordu. Ben de memelerini okşuyor, sıkıyor, kafamı kaldırıp emiyordum. “Enişte mağzanın önünde yarağın nasıl kalkmıştı öyle, neredeyse pantolonumu yırtacaktı!” dedi. Ben de, “Pantolonunu değil göt deliğini yırtacağım şimdi!” deyip götünü parmaklamaya başlayınca, Hülya zıplamalarını hızlandırdı. Ben de hızlandım ve aynı anda birlikte boşalmaya başladık. Ben öyle boşalıyordum ki, döllerim bitmek bilmiyordu. Hülya üstüme yığıldı kaldı, yarağım halen amındaydı. Bir müddet sonra yarağım amından çıktı, Hülya da üstümden kalktı. Amından döller süzülüyor, bacaklarından aşağı akıyordu. Elini amına tutup koşarak banyoya gitti, belden aşağısını yıkayıp geldi. Ben de kalkıp yarağımı soğuk suyla yıkayıp geldim…

Yatakta birbirimize sarılmış yatıyorduk ki, çocuk ağladı. “Ben mamasını yedirip geleyim!” diyerek kalktı ve çocuğun yanına gitti. Hülya çocuğuyla ilgilenirken ben de dinlenmiş oldum. Benim yarak tekrar ayaklanmaya başlamıştı bile. Elimle yarağımı sıvazlayarak iyice kaldırdım ve “Hülya bitmedi mi işin daha?” diye seslendim. “Az kaldı, biraz sabırlı olsana!” dedi ve bir müddet sonra çıplak haliyle yanıma geldi. “Baksana şunun haline!” diyerek yarağımı gösterdim. “Bu ne yaa enişte? Ne azgın şeymiş bu, yine mi amistiyor?” dedi. “Hem am istiyor, hem de göt!” dedim. “Am olur da, göt olmaz!” dedi ve dudaklarımız birleşti. Hülya artık çekinmiyor, karımmış gibi davranıyordu. 69 olmuştuk. Hülya benim yarağımı emerken ben de onun amını yalıyor, göt deliğini okşuyor, götüne parmağımı sokmaya çalışıyordum. Göt deliğini iyice tükürükledim, işaret parmağımı göt deliğine soktum. Götünü parmaklayarak amını yalıyordum…

Sonra 69’dan çıkıp düzeldik, öpüşmeye başladık, boynunu ve göğüslerini emdim, yalayarak amına indim. Yine amının suları akıyordu. Hülyayı yüzüstü çevirdim, karnının altına yastık koydum, o da götünü yukarı kaldırdı. Suları akan amını yaladım. Göt deliği kıp kırmızıydı, göt deliğine ağzımı kapadım, emiyor dilimi içine sokuyordum. Hülya, “Çok hoşuma gidiyor, fakat bırak götümü de amımı sik, hadi canım, her an gelebilirler, yarım kalmak istemiyorum!” dedi. Doğruldum arkadan amına sokmaya başladım. Amı okadar güzeldi ve sikmeye doyamıyordum, ama yine de aklım götündeydi. Yarağımı amından çıkarıp göt deliğine dayayınca, ileri çekilip, “Orası olamaz enişte, hiç vermedim ordan! Hem alamam, seninki çok büyük, yırtarsın, ölürüm inan ki!” dedi. Ben ısrar edince, “Tamam, sadece kafasını deneyelim, olursa hepsini alırım! Ama önce güzelce krem sür!” dedi…

Aynanın önünde duran kreme uzandım aldım, göt deliğine iyice sürüp parmaklamaya başladım. Şimdi parmağım daha rahat girmişti. Önce bir parmağımı, sonra ikinciyi soktum. Götü iyice alışmış ve açılmıştı. Parmaklarımı çekip yarağımın kafasını göt deliğine denk getirdim, hafif yüklendim. “Enişte yavaş ne olursun! Alıştırarak sok!” diyordu, ben de aynısını uyguluyordum. Kafası girince, “Aaahhh!” dedi. “Acıdı mı kız?” dedim, “Biraz…” dedi. İleri geri yaparak yavaş yavaş sokuyordum götüne. Sonunda köküne kadar soktum, hafif hafif ileri geri yaparak götünü sikiyor, parmaklarımla da amını okşuyordum. “Bak gördün mü canım, aldın işte!” dedim. “Evet aşkım, o kocaman yarağı götüme aldım ya, artık ölmem! Sik götümü aşkım, hızlı sik!” diye inliyor, zevk alıyordu. Götten yarağımı tam çıkarmadan, kafasına kadar çekip, geri sokuyordum…

Hülyanın amı yine sulanmış, parmaklarımı ıslatmıştı. O ana kadar kaç defa boşaldığını saymadım, ama yine inlemeye başladı, “Oohh bittim ben Enişteeee! Hadi sen de gel, mağzanın önünde boşaldığın gibi boşal, ama bu sefer götüme boşal, doldur götümü döllerinle enişte!” diye inliyordu. Hülyanın bu lafları beni tarik ediyordu, dahada hızlandım ve “Geliyorum aşkım!” diyerek Hülyaya kenetlenip götünün içine boşalmaya başladım. İkimiz de bitmiştik. Boşaldıktan sonra biraz dinlendik, sonra kalkıp sırayla banyo yaptık. Hülya bacakları ayrık ayrık yürüyordu. “Ne biçim yürüyorsun kız?” dediğimde, “Ne yapayım, götümü dağıttın! Ama pişman değilim, götten yemenin bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum!” dedi.

Karımla kaynım şüphelenmesinler diye, onlar gelmeden evden çıkıp çarşıda dolaştım, akşam eve geç geldim. Geldiğimde kaynımın istediği LCD TV’yi almışlardı, keyifle hep beraber TV seyrettik. Diğerlerine çaktırmadan bazen Hülyayla göz göze gelip buse atıyordum. Hülya bir ara çerez getirmek bahanesiyle kalktı ve kaşgöz işaretiyle beni mutfağa çağırıp, “Sakın birdaha buse atma enişte, valla birdaha vermem! Hem görürlerse ikimizin de ocağı söner!” diye uyardı. “Tamam aşkım, daha dikkatli olurum!” deyip, Hülyanın götünü avuçladım ve elimizde çerezlerle salona gittik.

Lüks Villada Seks!(1) (Tahsin 38 Y., Samsun)ALINTI

Lüks Villada Seks!(1) (Tahsin 38 Y., Samsun)ALINTI
Lüks Villada Seks! (1) (Tahsin 38 Y., Samsun)

Merhaba, adım Tahsin, 38 yaşındayım. Karım Hanife ile 14 yıldır evliyiz. Çok istememize rağmen çocuğumuz olmadı. Parasızlık nedeniyle üniversiteyi ikinci sınıftan terk etmiştim. Maddi durumumuz iyi olmadığından karı koca birlikte pek çok işte çalışmıştık. Tarlalarda, çiftliklerde, meyve sebze veya fındık bahçelerinde yıllarca çalıştık. En son Ordu’da fındık toplama işinde çalışırken, fındık bahçesinin sahibi olan adam abisinin Samsun’daki villasına yatılı bir karı koca aradığını, kendisinin bizim çalışmamızdan memnun kaldığını, istersek orada çalışabileceğimizi söyledi.

Hanife ile konuyu görüştüğümde üzerine atladı hemen. “Bu zamana kadar sağda solda sürünüp durduk, hiç olmazsa devamlı kalacak bir yerimiz olur!” dedi. Cevabımız olumlu olunca kısa bir süre sonra villada çalışmaya başladık. Villa Samsun merkezine 30-35 kilometre mesafede, sahile yakın bir yerdeydi. Etrafı yüksek duvarlar ve ağaçlarla çevrili 3 katlı villanın 5 odası, büyük bir salonu ve mutfağı ile oldukça büyük bir bahçesi vardı. Arka bahçesinde ayrıca bir de havuzu vardı, ama havuz uzun zamandır kullanılmadığından suyu yarısına inmiş ve epey kirlenmişti. Bahçe de uzun zamandır ilgilenilmemiş haldeydi.

Karım villanın iç işleriyle ilgileniyordu. Mutfak, yemek, temizlik ve çamaşır işleri ondaydı. Bense bahçe ve evin problemlerine bakıyordum. Ev de bahçe gibi bayağıdır ihmal edilmişti çünkü. Elimden hemen hemen her iş geldiği için çekinmeden yapıyordum. Haftada birkaç kez de araçla Samsun merkeze gidip alışverişleri yapıyor, ihtiyaç olan malzemeleri alıyordum.

Ev sahiplerimiz Numan Bey ve karısı Meliha Hanımdı. Numan Bey 50, karısı ise 45 yaşındaydı. Meliha Hanım Numan Beyin ikinci karısıydı. Numan Beyin ilk karısından bir oğlu vardı, ama oğlu annesi ile yaşıyordu. Numan Bey sofu bir adamdı. Az konuşan, içine kapanık, kendi halinde, münzevi biriydi. Villadan dışarı nadiren çıkıyordu. Karısı Meliha Hanım ise tesettürlü, ibadetini aksatmayan, muhafazakar bir kadındı. Karım da kapalı, kendince ibadetini yerine getirmeye çalışan bir kadın olduğu için Meliha Hanım ile anlaşmaları kolay oldu. Ben de her ne kadar dinin gereklerini yerine getirmeye çalışsam da arada bazen içki içmekten geri kalmayan biriydim.

Villada çatı katındaki büyük odada kalıyorduk. Numan Bey ve eşinin odası ise ikinci kattaydı. Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra ben bahçeye geçiyor veya acil olan diğer işleri hallediyordum. Karım ise Numan Bey ve eşinin kahvaltısını hazırlıyordu. Gerçi ikisi de sabahın çok erken saatlerinde kalkıyordu, ama kahvaltı zamanına kadar odalarında kalıyorlardı. Gün ışırken ayak seslerini duyuyordum. Akşamları ise yemekten sonra ben odamıza çekilirken karım aşağıda kalıp onlara çay, tatlı veya meyve ikramında bulunuyordu. Onlar odalarına gidene kadar da yukarı gelmiyordu.

Haftanın yedi günü bu şekilde geçiyordu. Karım evin içinde benden daha fazla çalışıyordu, ama işinden memnundu. Üniversiteyi ikinci sınıftan terk etmiş ve az buçuk mürekkep yalamış olmam ikisinin de bana karşı davranışlarında bir miktar saygı göstermelerine neden oluyordu. Ama yine de onların zengin bizimse fakir olduğumuz gerçeği zaman zaman yüzümüze vuruyordu. Numan Bey sessiz bir adamken karısı ara sıra sesini yükseltip karımla beni küçük gören tavırlar içine girebiliyordu. Ama hemen sonra yaptığına pişman olmuş gibi davranıp gönlümüzü almaya çalışıyordu. İyi niyetli bir kadındı, ama bazen deli tarafı tutabiliyordu.

Numan Bey herhangi bir işte çalışmıyordu, emekli de değildi. Aileden gelen bir zenginliği vardı. İşlerin başında fındık bahçesinin sahibi olan ve bize bu işi ayarlayan kardeşi vardı. Kardeşi abisinin hissesine düşen payı eksiksiz veriyordu. O hisse de epey büyüktü, Numan Beyin çalışmasına gerek kalmıyordu…

İşe gireli birkaç hafta olmuş ama henüz karımla ilişkiye girememiştim. Yeni hayatımıza alışma evresinde sikişecek zamanı ve rahatlığı bulamamıştık. Daha doğrusu ben istesem de karım kendini hazır hissetmemişti. Karım Hanife 35 yaşında, 1,65 boyunda ve yaklaşık 70 kilo. Beyaz tenli, güzel sayılacak bir kadındır. Büyük kahverengi gözlerinin üzerindeki kalın siyah kaşları bir yay gibi uzanır. Yanaklarındaki ve çenesindeki tüyleri almayı zaman zaman ihmal etse de bacaklarında ve kalçalarında tüy veya kıl bulunmaz. Çocuk doğurmadığından memeleri sarkmamış, vücudu deforme olmamıştır. Çalışırken altına şalvar, üstüne ise uzun kollu gömlekler veya bluzlar giyer. Başını ise çalışmasına engel olmasın diye uzun saçlarını topuz yaparak tepesinden bağlar. Bu durumda beyaz ve uzun boynu ile ensesi görünür.

Bir Pazar gecesi saat 23:00’e gelirken Hanife geldi. Kapıyı kapatıp, “Ay yoruldum valla!” diyerek kendini yatağın üstüne attı. Yanağından öpüp, “Hadi kız, ne zamana kadar boş bırakacaksın beni?” diyerek bol ve uzun kollu çiçekli gömleğinin üstünden dolgun ve şişkin birer büyük portakalı andıran memelerini avuçladım. Ancak bir farklılık hemen dikkatimi çekti, sutyen giymemişti. “Niye sutyen giymedin kız?” diye sorunca, “Çalışırken rahatsız oluyorum, terliyorum, sonra memelerimin altı pişik olup kaşınıyor!” dedi gülerek.

Gömleğinin düğmelerini açtım tek tek. Altına ince askılı beyaz bir atlet giymişti. Atleti yukarı sıyırıp memelerini açığa çıkardım. Büyük meme başları sütlü kahverengi iken etli uçları biraz daha koyu kahverengiydi. Eğilip etli uçlarını emdim bir süre. Yarağım sertleşti derhal. Kaç zamandır sikişmemiştik. Karım o süre boyunca 31 çektiğimi biliyordu, ama artık 31 çekmek istemiyordum.

“Hadi kız soyun, daha fazla dayanamıycam!” dediğimde, “Ay Tahsin azdın mı gece gece?” dedi sırıtarak. Bu sırıtmasının anlamını iyi biliyordum. O da en az benim kadar azmıştı, ama belli etmek istemeyip kendince naz yapıyordu. “Azdım valla, daha fazla beklemek gibi bir niyetim yok. Eğer kabul etmezsen bu gece seni zorla domaltıp sikecem!” dedim çıplak memelerini avuçlayıp sıkarken. “Tamam, ama banyo yapayım önce!” dedi ve kalktı.

Orta kattaki 3 odanın kendine ait banyosu varken çatı katındaki 2 odanın banyosu yoktu. Merdiven başındaki banyoyu kullanıyorduk. Hanife çekmeceleri açıp havlu ve iç çamaşırlarını alırken ben de doğrulup kalktım, televizyonu kapattım. “Ben de geliyorum, karı koca beraber yıkanalım!” dediğimde, Hanife, “Tahsin deli misin, daha yatmamışlardır, bizi duyabilirler!” dedi ürkekçe. “Duyarlarsa duysunlar, ne olacak karım değil misin?” dediğimde, “İyi tamam!” dedi ve banyoya geçti. Peşinden ben de girdim banyoya, kapıyı kapayıp kilitledim.

Hanife anlamını iyi bildiğim gülümsemesi eşliğinde soyunmaya başlarken, ben de onu izliyordum. Başındaki parlak siyah türbanını iğnelerini tek tek çıkartarak açtı. Siyah bonesini de açınca beline dökülen siyah saçları çıktı meydana. Gömleğinin düğmelerini açmıştım zaten, onu çıkarıp beyaz atletini çıkardı başının üstünden. Beyaz, güneş yüzü görmemiş memeleri, karnı ve göbeği şimdi karşımdaydı. Şalvarın kalın lastiklerinden tutup sıyırdı aşağı. Beyaz ve dolgun kalçaları, bacakları göründüğünde yarağımın sertliği daha da artmıştı.

Amının izi kasıklarını sıkan koyu krem renkli pamuklu külotunun altında belirmişti. Külotunu da tutup çıkardığında kaç zamandır özlediğim manzara karşıma çıkmıştı. Etli amının dudakları halen ilk günkü gibi pembeydi. Kasıklarında ve amının üzerinde bir miktar uzamış siyah kıllar vardı. Buraya geldiğimizden beri etek tıraşı olmamıştı. Ama benim için önemli bir şey değildi bu.

Bana, “Sen de soyunsana!” deyince bir çırpıda çıkardım üstümdekileri. Karımın da yarağıma hasret kaldığı bakışlarından anlaşılıyordu. Sallanan yarağımı tutup, “Ufff, çok özlemişim seni!” dedi dudaklarını ısırarak. Banyonun ortasında ayakta sıkıca sarıldık birbirimize. Dudak dudağa öpüşmeye başlarken dolgun ve diri memeleri birer yastık gibi çıplak göğsüme baskı yapıyor, beni geri itiyordu.

14 yıllık evliliğimiz boyunca karım sevişme ve öpüşme konusunda epey yol kat etmişti. Şimdi de maharetini gösteriyordu. Uzun pembe dilini sokmuştu ağzıma. Serbest bıraktığım dudaklarımın arasından ağzıma giren dili bir yılan gibi oynuyordu. Dilimle karşılık veriyordum diline, ama karımın azgınlığı karşısında dilim etki etmiyordu sanki. Elleri belimde, sırtımda, ensemde geziniyor beni kendine çekiyordu. Sıkıca bastırıyordu. Ağzımı vakumlamış, onu yutmak istiyor gibi emiyor, içine çekiyordu. Uğultulu inlemeleri banyonun çıplak fayans duvarlarına çarpıp akisler yaratıyor gibiydi.

Öpüşmekten, dilimi ve dudaklarımı emmekten yorulduğu anda dilimi soktum ağzına. Bu kez ben ağzının içinde oynatmaya başladım dilimi. Dilimi kökünden koparacakmış gibi emdi, çekti içine. Dudaklarımı emip ısırıyordu ara ara. Dudak dudağa öpüşmemize ara verip beyaz uzun boynunun kat kat olmuş etlerini emmeye başladım. Dudaklarından sonra onları vakumlayıp emdim, yalayıp parlattım. Hanife de aynı şekilde karşılık verdi, boynumun etleri güçlü emmeleri ile sızlamaya başlamıştı.

Öpüşmeyi bıraktık. Eğildim ve memelerini tutup emmeye, öpüp yalamaya başladım. Etli uçlarını emdikçe şişip büyüyorlardı. Onları ufak ufak ısırdıkça karımın aldığı zevk katlanıyordu. Saçlarımı çekiştirirken inlemeleri her geçen saniye ile birlikte çoğalıyordu. “Hadi sik artık, gir içime, bırak hadi, sik artık!” demeye başlamıştı.

Yeniden doğruldum. Kısa bir süre daha dudak dudağa öpüştükten sonra köşedeki duş başlığının olduğu tarafa geçtik. Çatı katı olduğundan banyonun tavanı düz değildi. Çatı bazı yerlerde aşağı doğru inerken bazı yerlerde yukarı eğimliydi. Duşa kabin veya duş teknesi yoktu, duş başlığından akan su eğimli zeminden gidere akıyordu.

Karım duvardaki musluktan tutunarak bacaklarını açarak domaldı. Arkasına geçtim, yarağımı bir miktar tükürükleyip ıslattım. Hanife uzun siyah saçlarını omzuna atıp yüzünü kapatmasına engel olurken, “Hadi Tahsin!” diyordu. “Tamam güzelim, sakin ol!” dedim ve yarağımı tutup amına bastırdım. Doğum yapmamış amı yavaşça genişleyip açılırken yarağım girdi içine ağır ağır. Sonunda dibine kadar girdiğinde derin bir, “Ohhh!” sesi dudaklarımdan döküldü. Gözlerimi kapayıp yaşadığım mutluluğu hissettim iliklerime kadar. Hanife’nin sımsıcak ve ıslak amının içindeydim kaç zaman sonra.

O da en az benim kadar mutluydu. “Uffff!” sesi bir ıslığı andırırcasına çıktı ağzından. Ufak ufak yavaş hareketlerle amında çalışmaya başladım. Karım aldığı zevkle gerilmişti, musluğun üstünde duran duş başlığı bu sırada yere düşüp gecenin sessizliğini bölen bir gürültü çıkardı. Hanife çıkan gürültüyle, “Yavaş ol!” dedi ama bunu fısıltıyla söylemişti.

Ellerimi beline attım ve gittikçe hızlanarak sikmeye başladım. Beyaz, yağlı ve dolgun götünün yanakları löpürdüyor, sırtının ve belinin etleri titriyordu. Bacaklarında ve kalçalarında olmayan tüylerin hepsi bel çukurunda toplanmış gibiydi. Bel çukuru minik bir orman görünümündeydi, ama bu halinden çok hoşlanıyordum. Çıplak yattığı gecelerde tüylü bel çukurunda parmaklarımı gezdiriyor, dudaklarımın ucunda tüyleri hissediyordum.

Pompaladıkça, karımdan, “Ayyy, ahhh, ıhhh!” sesleri gelmeye başlamıştı şimdi. Ayakta sikişmemiz tam gaz devam ediyordu. Ancak onu en çok memnun edecek şeyi yapma zamanı gelmişti. O da sikişin ortasında yarağımı amından çıkarıp amını ve göt deliğini dilleyip emmekti. Hanife bundan çok hoşlanıyordu. Yarağımı çıkardım amından ve arkasında dizlerimin üstüne çöktüm. Ellerimi atıp göt yanaklarını ayırdım. Hanife de bana yardımcı olmak için bacaklarını biraz daha ayırdı.

Şişip büyümüş am dudaklarını emmeye başladığımda yarağımın içine girmesinden daha büyük zevk alır şekilde inledi. Açık duran amına dilimi soktum, yapış yapış, sıcak ve kendine has kokusu olan yağlı sıvısını emdim. Hanife nefesi kesilecekmiş gibi bir sesle karşılık verdi bu hareketime. Islak pembe amı bir bakireninki gibi dar değildi ama yaşına göre bir kadın için fazlasıyla dardı. Dilim amının etten duvarları arasında alev alev yanıyordu.

Büyük bir zevk alıyordum. Yarağım kalın bir sopa gibi şişmiş, önümde sallanırken doğruldum ve amına soktum yeniden. Hanife içi geçmiş gibi inledi, yarağımı çıkardığımdaysa tekrar sokmam için adeta yalvardı. Onu üzmeyip yeniden soktum, kısa bir süre bekledikten sonra tekrar çıkardım. Bu şekilde hem boşalmamı geciktiriyor, hem de ona daha fazla zevk veriyordum.

Tekrar arkasında diz çöktüm. Amının dudaklarını iştahla emdikten sonra sıranın göt deliğine geldiğini söyledim. Parmaklarımla ayırdığım bembeyaz göt yanaklarının ortasındaki kara deliğin ağzına uzattım dilimi. Terlemiş ve hafiften bir osuruk kokusunun geldiği deliği sabunluktaki lifle sildim. Yeniden dilledim.

Hanife ile çocuğumuzun olması için bazı zamanlar götten de ilişkiye girmiştik. Çocuğumuzun olması için gitmediğimiz doktor kalmamıştı, ama gitmediğimiz hoca da kalmamıştı. O hocalardan biri de karıma, “Amından gebe kalamazsan bir de götten deneyin!” demişti. Biz de o hocanın sözüne uyarak epey zaman sadece götten ilişkiye girmiştik. Cahil bir adam sayılmazdım, ama o zamanlar bana da inandırıcı gelmişti bu sözler. Ancak onca zaman Hanife’yi götünden siksem de hamile kalmamıştı.

Karımın benden esirgemediği göt deliğini uzun uzun dilleyip yaladım. Ucunda minik siyah kılların olduğu delik açılıp kapanıyor, dillemelerime karşılık veriyor, sanki benimle konuşuyordu. Bir göt deliğini bir amını dilleye dilleye saniyeler birbirini kovalayıp dakikalara dönüştü. Hanife’nin sabrı kalmamıştı artık. “Tahsin hadi sik artık, ne yapıyorsun?” dedi kızmış gibi.

Tekrar doğruldum ve yarağımı sıvazlayıp bastırdım amına. Amı yarağımı içine aldı dibine kadar yine. Bir süre o şekilde bekledikten sonra pompalamaya başladım. Belinden sıkıca tutuyordum onu. Hanife musluktan tutunurken yavaşça ellerini duvara dayayarak doğruldu bu sırada. Amına girip çıkan yarağım ona doyumsuz bir zevk veriyordu. Omzuna attığı uzun siyah saçlarına asılıp çektim sol elimle. Sağ elimi ise öne uzatıp memelerini avuçladım. Yarak darbelerimle birlikte memeleri löpürdeyip duruyordu sürekli. Göt yanakları da aynı şekilde oynuyordu.

Sonrasında Hanife daha rahat edebilmek için eğimli çatının altındaki köşeye kaydı. Ellerini duvarın iki yanına koyarak domalmasını sürdürürken ben de aynı şekilde sikmeye devam ettim. Karımla harika bir sikişmenin ortasındaydım. İkimiz de yoğun bir zevk alıyor, inliyorduk. Hemen alt kattaki ev sahiplerimizin duymasına engel olmak için kendimizi kassak da, zaman zaman aldığımız zevk baskın çıkıp şiddetli inilti ve sikiş sesleri banyonun duvarlarında yankılanıyordu. Karımın terlemiş kasıklarına ve göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan ve taşaklarımdan çıkan ‘Şop şop şop!’ sesleri gecenin sessizliğini bölüyordu.

Numan Bey ve karısının odaları banyonun altında kalmıyordu, ama merdiven boşluğundan duyabilirlerdi bu sesleri. Hanife başını çevirip, “Tahsin yavaş yap!” dese de, o noktadan sonra yavaşlayacak halde değildim. Kendimi kaybetmişçesine belimi oynatıp pompalıyordum amına. Karımın genişleyen amı yarağımla birlikte içine hava da alıyordu. Zaman zaman osuruğa benzeyen sesler ‘Şop şop şop!’ seslerine eşlik ediyordu bu nedenle.

Boşalmaya adım adım yaklaşıyordum artık. Her yanım kasılmaya başladı, kaslarım ip gibi gerilmişti. Hanife de ellerini başının üstünde tutup iyice eğilmişti artık sikişin verdiği zevkle. Benim gibi o da yorulmuş, tarifsiz zevkin etkisiyle gücünü tüketmişti. Memeleri yarak darbelerimle birlikte şiddetle oynuyor, sarsılıyordu.

Sonunda sarsıla sarsıla karımın amına boşaldım. Boşalırken de sokup çıkartmaya devam ettim yarağımı. Bittiğinde yarağımı içinde tutup yüklendim iyice. Son döl damlasını bile ziyan etmeden amına akıtmak istiyordum. Artık Hanife’nin hamile kalması mucizelere bağlı olsa da, gene de her sikişmemizde döllerimi ziyan etmemeye uğraşıyordum.

Geri çekilip amından çıktım. Yarağım döllerim ve amının sıvıları ile kaplanmıştı. Hanife’nin beyaz göt yanakları ve kasıkları iyice kızarmış haldeydi. Yavaşça doğrulurken, “Ne öyle ayı gibi yapıyorsun, duyarlarsa ne olacak?” dedi kızgın bir ses tonuyla. “Hoşuna gitmedi mi?” diye sorduğumda, “Ya ben ne diyorum, sen ne diyorsun!” dedi sinirle ve suyu açtı. Sikişimizin ardından bu kez de suyun sesi ile çınladı banyonun duvarları. Hanife’nin siniri saniyeler içinde yok oldu. Karı koca aldığımız hazla birbirimizi güzelce sabunlayıp yıkandık. Hanife getirdiği havlu ile kurulanıp çamaşırlarını giyindi. Bense sadece kurulandım, çamaşırlarım odada kalmıştı.

Kapının topuzunu yavaşça çevirip açtım. Evde derin bir sessizlik vardı. Merdiven boşluğundaki perdesiz camdan ayın ışığı vuruyordu mermer basamakların üzerine. Hanife parmak uçlarına basarak odaya girerken, ben de anadan doğma halde peşinden girip kapattım kapıyı. Hanife’nin verdiği külotu ve atleti giyinip girdim yatağa.

Az önce güzel bir sikiş yaşamış birbirimize duyduğumuz hasreti sona erdirmiştik, ama Hanife, “Benim uykum geldi, Allah rahatlık versin!” diyerek sırtını dönüp yattı. En azından bir şeyler konuşuruz diye düşünmüştüm, ama Hanife götünü dönünce, “İyi, sana da!” demekten başka çarem kalmadı. Telefonu açıp onunla oyalandım bir süre, sonra da yattım…

[Tahsin]

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 5 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarim Bolum: 5 Ozge Yengem

Havalimanına gelmiştik. Yengem kolumu sıkı, sıkı tutuyor, yeni kalkış yapan havada ki uçağa bakıyordu. İç terminale doğru gidiyorduk.

Yengem;

-Kuzey çok korkuyorum geri mi dönsek?
-Yok artık sensiz mi gideceğim İzmir’e?
-Git ne olacak ki?

Olmaz dercesine kafamı yukarıya kaldırıp, indirdim. Elini sımsıkı tutuyordum. Oda korkudan elini tuttuğumu bile bilmiyor, farkında değildi. Hiçbir eşya götürmediğimiz için, çantalarımızı alıp çıkmıştık. Evdeki tüm eşyalar kalmış, Veysel abi onları satacaktı. Bir dakika? Eyvah! Yengemin yeni aldığı gecelikler, seks yaptığımız o oda? Aman Allah’ım kan beynime sıçradı. Yengemin de elini tuttuğum için ben donup kalınca oda gidemiyor, bekliyordu.

-Canım ne oldu? Bembeyaz oldun, iyi misin? Kuzey?
-Kıyafetler? Oda? Özge, ev çok dağınık. Şimdi girecekler, o iç çamaşırlarını orta yerde görecekler ben gelmiyorum.

Tam geri döndüm ne yapacağımı düşünüyordum dondum kalmıştım. Yengem yanıma gelip sarıldı boynuma;

-Şapşiksin biliyorsun değil mi? O kadar düşüncesiz bir kadın mıyım ben? Eve gidip çöpe attım onları. Çarşafı falan söktüm yataktan attım ne varsa çöpe.
-Of özge ölüyordum, kalbime bak
-Oha en son birlikte olduğumuz da böyle atıyordu bu.

Bacaklarımın tüm bağları kopmuş, uzanıvermiştim yere.

-Of yemin ederim tansiyon hastası olacağım bu yaşta.
-Kalk hadi üşüteceksin, hem bir şey oldu sanacaklar. Aha baban geliyor.

Elimi bırakmış yanımda duruyordu. Babam koşarak geldi.

-Paşam kalk ne oldu iyi misin? Aslanım?
-Baba iyiyim gözüm karardı birden.
-Kalk hadi kalk, heyecan yapmışsındır. Annen ne sürprizler hazırladı size. Gel elini yüzünü yıkayalım.

Yengem girdi araya;

-Enişte biz gideriz Kuzeyle siz halledin bilet işini.
-Tamam kızım.

Yengem boynuma sarılmış konuşuyordu;

-Salaksın, aptal, gerizekalı
-Höh orospu çocuğu da de tam olsun?
-Hahah yok o kadar değil. Nasıl düşünmem sandın ki bunu.
-Ne bileyim ya.
-Kuzey?
-Efendim?
-Altıma işicem hızlı yürü hadi.
-Yürüyoruz ya.

Resmen el ele gittik lavaboya. Aynaya geçtim boynuma bakıyordum. Yakası havada v yaka tişört tam bir keko gibiydim. Ama morluk geçmiş, çok az bir şey kalmıştı indirdim artık yakamı. Yengemi tuvaletin kapısında bekliyordum. Babam oradan el sallıyordu. Gelmemizi istiyordu. Bir dakika diye işaret ettim. Yengem çıktı kapıdan.

-Of stresten işe işe bitmedi, hadi gidelim
-Hadi, heyecan yapma bak ben yanındayım
-Kavalyem benim.

Sarılmıştı koluma. İçeriye alıyorlardı artık. Uçağa binecektik. Babam biletleri elimize verdi. İşte anlattı koltuk numaranız şurada yazıyor uçakta da burada yazıyor. Bakar oturursunuz. Tamam baba dedim. Sırayla geçtik. Uçak görevlileri hoş geldiniz efendim. Diyor güler yüzle karşılıyordu. Yengem şaşkın gözlerle bakıyor;

-Kuzey bu nasıl karşılama bir kolonya tutup, lokum vermedikleri kaldı.
-E yenge uçak böyle bir şey demek ki.

Gözüm numaralardaydı. Yengem ile ben yan yana, baran kenarı da ki koltukta. Kızlar ile de babam oturuyordu. Babam ve kızlar 4 koltuk ilerimizdeydi. Biz koltuklarımıza geçip oturduk. Uçağın kanatın yanındaydık. Pencere dibine ben ortada yengem vardı. Koluma sımsıkı sarıldı. Titriyordu.

-Bir tanem korkma, dönme dolap gibi düşün. Hem yine ben varım bak yanında.

Biraz rahatlamıştı. Yolcular yavaş yavaş dolduruyordu koltukları. Anons yapıldı.

Yengem pür dikkat anonsu dinliyor, hostesleri izliyordu;

-Sevgili yolcularımız uçağımıza hoş geldiniz. Uçağımızda uymanız gereken emniyet kurallarına dikkatinizi çekmek istiyoruz. El bagajlarınızı baş üstü dolaplarınıza, veya önünüzdeki koltuğun altına yerleştirilmesi gerekmektedir. Cep telefonu ve cep telefonu özelliği taşıyan cihazların uçuş moduna alındığından ve kapatıldığından emin olunuz. Tehlike anında uyulması gereken kuralları ve uçak içerisinde elektronik aletlerin kullanımına ilişkin detaylı bilgileri içeren güvenlik kartını koltuk cebinde bulacaksınız. Kemeriniz gösterilen şekilde bağlanır, belinize göre ayarlanır ve açılır. Emniyetiniz için uçuş boyunca kemerinizi bağlı tutunuz. Bebekli yolcuların kabin ekibi tarafından verilecek olan bebek emniyet kemerini kullanmaları gerekmektedir. Uçak yerde hareket halindeyken, kalkışta ve inişte, koltuğunuzu dik, güneşliğinizi açık ve masanızı kapalı duruma getiriniz, eğer var ise ekran kumandanızın yerinde olduğundan emin olunuz. Kabin basıncında bir değişiklik olursa, başınızın üzerindeki kapaklar otomatik olarak açılacak, oksijen maskeleri ortaya çıkacaktır, en yakın maskeyi kendinize doğru çekiniz. Ağız ve burnunuzu içine alacak şekilde, yüzünüze yerleştiriniz. Çocuklu yolcularımızın, çocuklarından önce kendi maskelerini takmaları gerekmektedir. Acil bir inişte, yaka ve kravatınızı gevşetiniz, koltuğunuzu dik duruma getiriniz. Masanızı kapatınız. Güneşliğinizi açınız. Üzerinizdeki sivri cisimleri ve sivri topuklu ayakkabınızı çıkartınız. Bebeğinize can yeleğini giydiriniz ve derhal şişiriniz. Acil durumlarda can yeleği bebeklere kabin ekibi tarafından verilecektir. Çarpmaya hazır olun ikanızı duyduğunuzda, öne eğiliniz, kollarınızı dizinizin altında birleştiriniz. Uçağımızda 8 adet çıkış bulunmaktadır. Tehlike anında, çıkış yönünüzü gösteren ikaz ışıkları, çıkış kapılarının üzerinde, koridor boyunca yerde, veya koltukların alt yanında bulunmaktadır. Acil inişlerde, uçağı kapılardan şişen otomatik kaydıraktan kayarak terk ediniz. Suya inişlerde, kapılarda bulunan kaydıraklar, bot veya yüzen araç olarak kullanılır. Can yeleğiniz koltuğunuzun altında, veya iki koltuk arasındaki bölme içerisindedir. Talimat verildiğinde yerinden çıkartınız, gösterilen şekilde başınızdan geçiriniz, bantları öndeki bağlantılara takınız ve çekerek belinize göre ayarlayınız. Yeleği uçağı terk ederken alt ucundaki görülen kırmızı kolları çekerek şişiriniz. Plastik boru veya borulardan üfleyerekte yeleğinizi şişirelebilirsiniz. İşaret fişeği suya temas edince otomatik olarak yanacaktır. Türk Hava Yolları’nı tercih ettiğiniz için teşekkür eder, keyifli yolculuklar dileriz.

Yengem her denileni harfiyen uygulamış, kollarımı sımsıkı tutmaya devam ediyordu. Uçak takside piste doğru ilerliyor, kalkış için uygun konuma geliyordu. Uçak hareket etmeye başladı. Git gide hızlanıyordu. Yengem kolumu öyle sıkı tutuyordu ki canım acımaya başlamıştı. Uçak havalanmaya başladı. Yüzünü omzuma bastırıyor, yüzünü kapatıyordu.

-Canım iyi misin?

Hayır dercesine kafasını sallıyor konuşmuyordu. Uçak iyice havalandı ve sağa doğru yatmaya başladı. Yengem;

-Elini ver.

Ellerimi tutuyor, barana bakıyordu. Ama baran elindeki oyuncağı ile oynuyordu.

-Bir tanem baran kadar değilsin ya, bak şu çocuğa sen gibi kıvranıyor mu?
-İçim tuhaf oldu benim…

Kabin görevlisi yanımıza gelmişti;

-Merhaba efendim keyifli uçuşlar dilerim. Ben kabin memuru Ayşe iyi misiniz?
Yengem baygın gözlerle konuşmaya çalışıyordu;
-Şey bilmiyorum midem bulanıyor, başım dönüyor, istifra etmek istiyorum.
-Ayağa kalkabilecek misiniz?

Yengem ayaklandı hemen geri oturdu başı dönüyordu.

-Ben size yardımcı olayım. Buyurun lütfen koluma girin.
Yengem kabin memurunun koluna girmiş, uçağın arka tarafına doğru yürümeye başlamıştı meraklı gözlerle onu izliyor, Baran’ı bırakıp peşinden de gidemiyordum. Barana oyuncaklarını oynatıyordum. Pencereden bakındığımda baya yüksekteydik, altımızda bulutlar vardı. Bir 10 dakika geçmişti ki kaptan pilot konuşmaya başladı;

-“Günaydın bayanlar baylar, sevgili çocuklar. Ben pilotunuz Zekeriya Bayrakçı, ikinci pilot arkadaşım Bahar Cancan ve kabin görevlisi arkadaşımız Ayşe Talipoğlu ile birlikte uçağımız Boing 701 sefer sayılı uçağımıza hoş geldiniz. Size uçuşla ilgili kısa bilgiler vermek istiyorum:
Şu anda Ankara semalarından havalanalı yaklaşık 13 dakika oldu. Deniz seviyesinden 29.000 feet ve 8800 metre yükseklikte seyretmekteyiz.
Uçuş rotamızı Ankara, İzmir, olarak belirledik.
Saat 14.50 de Adnan Menderes Havalimanı’na inmeyi planlıyoruz. İzmir’de 23 derecelik güzel bir hava bizi bekliyor.”

Konuşma bittiğinde yengem yanıma gelmişti, eli yüzü açılmış kendine gelmişti.

-Ya ne kadar iyi insanlar buradakiler, kendime geldim vallahi korku falan kalmadı. Tüm kabin çalışanları yanımdaydı teselli verdiler bana, korkumu yendim. Pencereden baktım bulutların üzerindeyiz şuan, gel yer değişelim camdan bakmak istiyorum.
-Hahaha ne bu hız ya tabi yenge gel.

O camdan dışarıyı izlerken, servise başlamışlardı. Poşet içinde bir ekmek arası, peynir domates salatalık, içecek bir şeyler. Biz onları yedik baranla yengem hala camdan bakıyor, dışarıyı izliyordu. Yanına yaklaştım;

-Nasıl? İyi misin?
-Evet, kendimi kuş gibi hissediyorum.

Sarı kuşum benim diyerek okşadım saçını, uçak alçalmaya başlamış, inişe geçmişti. Artık yere inmiş, uçak park ediyordu. Yengem çok mutlu görünüyordu. İç terminalden çıktık. Babam;

-Bekleyin burada arabayı getireyim.

Babam Havalimanının otogarına gidip arabayı getirecekti. Baran kucağımdaydı. Yengem;

-Ay hava çok güzelmiş burada Kuzey?
-Sorma yenge piştim.
-Aaa senin boynuna ne oldu?

Fark etmişti. Hiç bozuntuya vermedim.

-Sorma yenge dün Veysel abiyle gezerken üç beş takıldı da onlarla atıştık. Boynumu sıktılar.
-Kavga mı ettiniz? Yuh kuzey ya hiç söylemiyorsun gel buraya bakayım var mı bir şey?
-Abartma yenge ya ne olacak? Boğuştuk işte biraz o kadar. Hadi babam geldi geçelim arabaya.

Arabaya bindik. Eve doğru gidiyorduk. Uykusuzluktan ölmek üzereydim kafamı yengemin omzuna yasladım, gözlerimi kapattım. Pencere açık rüzgar esiyor, yengemin kokusu burnumu okşuyordu. O kadar güzel bir kokusu vardı ki yengemin. Ereksiyon olmamanız için hiçbir sebep yoktu. İyice sokuldum ona içim geçmiş. Yengemin dürtmesiyle uyandım.

-Yenge dur ya biraz daha uyuyayım.
-Kalk evde uyursun.
-Geldik mi?
-Evet de Kuzey kalk Allah aşkına evi görmen lazım.

Yengemin ayak sesleri uzaklaşıyordu. Başımı kaldırdım gözlerimi ovuşturdum. Hava sıcak ama mis gibi esiyordu. Evin önündeydik. Araçtan indim çevreme bakıyordum. Oha amk dedim burası neresi. Sağıma soluma aval aval bakınıyordum. Balkondan yengem çıktı.

-Kuzey gelsene?
-Yenge bu ev mi bizim şimdi?
-Evet.

Gözlerinin içi gülüyordu. Kendi kendime gülmeye başlamıştım.

İnanın bana değerli okurlar hangi birine inanacağımı şaşırmıştım artık, Hayallerimin kadını yengemle hayallerimi gerçekleştirdiğime mi? Babama sayısaldan çıkan para sonucu boktan hayatımızın değişmesi mi? Yengemin artık bizimle tamamen aynı çatı altında yaşaması mı? Duygu patlaması yaşıyordum. Kaldırıma çıkıp oturdum. Ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya başladım. Resmen mutluluktan küçük çocuk gibi ağlıyordum. Arkama yaslanıp derin nefes aldım. Denizin, çam ağaçları kokuyordu mis gibi. Beynim zihnim bomboştu hiç bir şey düşünmüyordum. Babam geldi yanıma.

-Aslanım hadi gelsene içeriye.
-Uçak tuttu herhalde baba hava alıyordum biraz.
-Al tabi, evde de alırsın hadi kalk gel.

Elimden tutup kaldırdı. Eve doğru gidiyorduk. Babam konuşmaya başladı;

-Geç kalmadan ehliyete yazıl, güzel bir araba çekelim altına. Üniversite sınavın yaklaşıyor, ne düşünüyorsun?
-Valla hiç bir şey düşünmedim şu olup bitenleri sindirmeye çalışıyorum daha.
-Düşünmen lazım, iyi kötü iş kurduk çiftçilik dışında bir yük gemisine kar ortağı oldum. İyi kötü Allah’ın izni ile sırtımız yere gelmeyecek ama yine de oku ortam gör.
-Haklısın baba, o zaman yarın gidelim ehliyete yazılayım. Özel bir kolejle görüşelim. Son sene baya gitmedim okula zaten.
-Bizim burada bir özel okul var. Konuştum orayla alacaklar seni.
-Tamam, baba?
-Efendim paşam
-Kaç paralık araba alacan?
-5 10 binlik bir şahin bak işte.

Olduğum yerde donup kalmıştım. İçimden yav taşşak mı geçiyo babam, güven abiye 100 binlik araba çekiyor, güven abiye traktör alıyor, bize gelince şahin? Sikerim ha diyordum içimden

-Gel lan şaka yaptım fiyat sorun değil beğendiğini çek altına. Gezeriz galerileri.
-Hah şöyle de baba ya korktum yüreğime iniyordu.

Eve girmiştik. Ama ev demeye bin şahit isterdi. Gözlerimle etrafı süzüyordum.

Gerçekten harika bir evdi. Merdivenlerden yengem süzülerek iniyordu. Ama tanıyamıyordum o kadar güzel olmuştu ki. Arkasında annem;

-Özge harika oldun, kuaföre gidip saçlarını da yaptırdık mı tamamdır, spora da yazılalım eritelim şu göbekleri.
-Ay ne iyi olur abla ya hemen yarın gidelim.
-Gidelim canım

Ben şaşkın gözlerle yengemi izlerken annem geldi yanıma sarıldı;

-Paşam özledim seni, nasıl ev güzel mi? Gel bak odanı göstereyim.

Elimden tutup çekiştiriyordu. Gözlerim yengemden ayrılmıyor onu süzüyordu. Yengem suratıma bakıp gülüyordu.

Annem odamı gösteriyordu;

-Nasıl ama beğendin mi?

Salon kadar odam vardı, içerisinde televizyonum, çalışma masam, çift kişilik yatağım, elbise dolabım bu yaşıma kadar salonda yatan birisiydim çok şaşırdım.

-Teknolojik aletleri sana bırakıyorum. Çekmecede paran var, kredi kartları vs. orada ihtiyacın olan her şeyi al canım. Kıyafet alın isterseniz yengeni de götür şimdi. Baban bıraksın sizi alışveriş merkezine.
-Yengeme sormam lazım yorgun değilse gidelim.

Koşarak yengemin yanına gittim. Ama aynı yerinde yoktu. Çocuklara sordum;

-Yengem nerede?
-Odasına çıktı abi.
-Tamam,

Tekrar yukarıya çıktım, iyide bir sürü oda var hangisi yengemin odası? Tek tek kapıları çalıp, içeriye giriyordum ama hiç birinde yoktu. Tekrar aşağıya inip kızlara sordum;

-Lan, bin tane oda var hangisi yengemin odası?
-Of abi esir aldın üst kata çık, en sona git, sola dön orda 3 kapı var, 2. Kapı yengemin odası.

Ulan, uzakmış benim odaya yengem. Neyse gitmiştim kapıyı çaldım ses yoktu, açıp giriverdim içeriye. Elbisenin fermuarını çıkartıyordu. Taş gibi, seksi sırtı gözüküyordu, ayağım takıldı, yan tarafta duran dolaba çarpmıştım;

-Hay ananı sikeyim. Dizimi tutuyordum, canım acımıştı, yatağın üzerine çıkıp oturdum. Yengem şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
-Of kuzey var mı bir şeyin? Sakarsın ya. Yanıma oturmuştu.
-Aç bakayım dizini.
-Yok, geçer yenge sen aç, yarım kaldı. Diye piç, piç gülüyordum. Koluma vurdu.
-Salak geldiğin iyi oldu. Çıkartamadım şunu yardım et.

Yanına gidip, yarım inen fermuarını tekrar yukarıya çektim.
-Kuzey ne yapıyorsun çıkart dedim, giydir demedim. Zaten zor çıkıyor.
-Hayır çıkartmayacaksın, gidiyoruz hadi.
-Nereye gidiyoruz?
-Anam bir ton para verdi, yengeni de alın gidin üst baş alın, bir kuaför varmış oraya bırakacam seni, sonra sahile ineceğiz.
-Giyinip, süslenip sahile mi ineceğiz?
-E yani paldır pastırdak inecek halimiz yok ya?
-Doğru e hadi çıkalım madem.

Evin önüne çıktık yengemle birlikte, yanıma biraz nakit, ve kredi kartlarını aldım. Babam aşağıda bekliyordu bizi. Yengemle arka koltuklara geçip oturduk.

-Eee neler alacaksın?
-Bilmem bakarım yine.

Yanına sokulup fısıldıyordum;

-İç çamaşırı da alacakmısın?
-Kuzey konuştuk bunları seninle?
-İyi be,

Kalkıp karşısında ki koltuğa geçmiştim yine. Suratımı astım yoldan dışarıyı izliyordum. Bacaklarıyla bacağıma vuruyor, konuşmamı istiyordu. Hiç oralı olmadım.

Alışveriş merkezine gelmiştik. Arabadan indik. Yengemle yan yana yürümeye başladık. Çok büyük bir merkezdi. Bir dükkana girdik. Hem erkek hem de kadın için kıyafetler vardı. Yengemle ayrıldık, o kendi bölümüne, ben kendi bölümüme gitmiştim. Kıyafetlere bakıyor, beğendiklerimi koluma atıyordum. Yengem uzaktan el ediyordu. Yanına doğru gittim;

-Kuzey gelsene benimle şunları denemek istiyorum.
-Tamam, hadi gidelim kabine.

Deneme kabinlerinin önüne gelmiştik. Biraz kalabalıktı mağazanın içerisi, sıra bekliyorduk. Yengem içeriye girdi. Kıyafetlerini kucağımdan aldı. Bende oturdum çıkmasını bekliyordum. Genç kızlar vardı çoğunlukla, yengemin yaşlarında kadınlar. Yaz olduğu için herkes mini, kısa giyiniyor. Bir çoğu deneme kabinlerinden bikini ile çıkıyor, arkadaşlarına, ailesine, sevgilisine fikirlerini soruyordu. İster istemez göz ucumla süzüyordum milleti. Yengem deneme kabininden çıktı. Seksi bacaklarını gösteren bir şort, üzerinde incecik askılı, sutyeni dışarıdan belli oluyordu. Etrafıma baktım yengeme dönüp bakan yoktu. Millet alışkın tabi, yengemden daha iyilerini görüyorlardı belki de. Yengemin yanına gidip askılısını yukarıya doğru çekiştirdim.

-Kızım bu ne? Böyle mi gezeceksin?
-Kuzey dur ne yapıyorsun? Ne yapayım? Kara çarşaf giydir istersen?
-Yok siyah sıcağı çeker.
-Salak çocuk, diyerek kafama vurdu.
-Nasıl güzel olmuş mu onu söyle sen?
-Harika olmuşta çok açık…
-Tamam, güzel olmuş.

Tekrar kabine girdi, geçip yerime oturdum. Yengem yaşlarında alımlı güzel bir kadın yanıma oturdu.

-Çok tatlı bir çiftsiniz.
-Teşekkür ederim ama…

Lafı ağzımda bırakmış devam ediyordu. Ama o yengem diyemedim.

-Yeni sevgilisiniz galiba? Bizde eşimle böyleydik ilk başlarda. Açık giyinmeme çok karışırdı, bende onu aksine dinlemez daha açık giyinirdim. Tavsiyem sevgilini sıkma, özgür bırak, nasıl giyinmek istiyorsa öyle giyinsin.
-Yok karışmıyorum zaten teşekkür ederim. Dedim kadının kocası yanına gelmişti.

-Aldın mı hayatım?

Kısacık bez parçası gibi eteği göstermişti kocasına.
-Aldım canım. Kafasını bana çevirip güldü, göz kırptı. İçimden vay amk karı yollu, adam gavat heralde diyordum. Uzaklaşmaya başladılar. Yengem başka bir ince kıyafetlerle çıktı karşıma. Bu seferde üstündeki askılıdan içi olduğu gibi gözüküyordu. Sutyen olmasa memeleri tamamen meydan da olacaktı. Güzel diye başımı salladım. Boynuma sarıldı.
-Hava sıcak hem evden çıkmayacağım ki asma suratını. Anca seninle denize giderken giyerim bunları. Yoksa evde giymek için alıyorum.

Yengem benim için alıyordu bunları, sırf evde daha açık olsun, daha rahat röntgenliyeyim diye.
-Tamam yenge. Dedim bir sürü kıyafet denedi hepsi de açık, saçıktı.

En son dar bir etek, dar bir gömlek, giyip çıktı kabinden. O kadar seksi görünüyordu ki, sekreteri canlandıran porno yıldızları gibiydi, gözünde bir gözlüğü eksikti. İçim gidiyordu yengemi sikmek için. Kabinin içinden bana sesleniyordu.

-Kuzey gelir misin bir dakika, sıkıştı bu çıkmıyor.

Etrafıma bakındım herkes kendi halindeydi. Kabinin kapısını araladım girdim içeriye. Üstünde sutyeni, altında eteği vardı. Eteğin fermuarı sıkışmıştı, onu çıkartamıyor benden yardım istiyordu.

-Sıkıştı bu gene ya of koca götlü, göbekli bir şey oldum sığamıyorum kıyafetlere.

İstemsizce götünü okşayıp, tokat atmıştım götüne. Kalçasını öne çekip bana baktı ne yapıyorsun der gibi bakış atıyordu. Sus işareti yapıp dudaklarından öptüm. İttirdi beni,

-Manyak mısın dışarısı insan dolu?
-Ne olmuş? Sevgilim sanıyor millet seni.

Dudaklarından bir daha öptüm bu sefer oda karşılık vermişti. Elimle kalçalarını okşuyordum. Ellerimi tutup çekti kalçalarından.

-Kuzey burada olmaz, çıkart şunu da gidelim terledim of.
-Tamam, dön.

Kalçalarından tutup çevirdim. Yere eğilip fermuarını çıkartmaya çalışıyordum ama baya sıkışmıştı. Götüne tokat atıp göbeğini içine çekmesini söyledim. Tek asılmamda açılmıştı fermuar. Elim acımıştı. Ellerimi sallıyordum. Ellerimi öptü,

-Çık hadi.
-Çıkmasam?
-Kuzey başka bir şey yapıyoruz sanacaklar çık hadi.

Kabinin kapısını aralayıp çıkmıştım. Bir iki kişiyle göz göze geldim. Ters ters bakıyorlardı. Sanki içeride yengemi siktim.

-Kilo işte fermuar sıkışıyor da.

Kadınlar kafasını çevirmişti, bakmıyorlardı bana. Birkaç dakika sonra yengem ellerinde kıyafetler ile çıktı. Onları alıp çıkıyorduk ki, yengem bana gömlek beğendi.

-Ya çok güzelmiş alsana bunu?
-İyi de ben gömlek giymem ki.
-Benim için giyersin al hadi çok sevdim bunu.
Masum, masum bakıyor boynunu büküyordu.

-İyi ya giyerim gel o zaman bana da bakalım birşeyler.

Sadece erkek kıyafetleri satılan mağazaya girdik. O seçiyor üstüme atıyordu. Sırf onun zevklerine bırakmıştım kendimi. Ne seçerse alıp deniyor, o beğenirse ayırıyor, beğenmezse bırakıyordum.

Yengemle çok mutluyduk. Sanki iki sevgili, karı koca gibi geziyor, kıyafetler alıyor, konuşuyorduk. Yorulmuştuk. Bir kafeye gidip oturduk, Türk kahvelerimizi söyledik. Resmen yorgunluk atıyorduk. Yengemle göz göze geliyor, gülüyor, konuşmaya devam ediyorduk.

Cebimden sigara çıkartıp yaktım bir tane kahve ile çok iyi gidiyordu. Yengem de bir dal istedi. Sigarasını yakıp uzattım. Hafif öksürerek içiyordu.

-Hadi içelim sigarlarımızı da kuaföre gideceğiz.
-Aaa hadi söndür o zaman gidelim.

Babamı aradım geldi bizi alışveriş merkezinden aldı. Yengemi kuaföre bıraktık. Adam 2 saate işimiz biter o zaman gelin isterseniz. Yada buyurun çay kahve ısmarlayayım dedi. Babam;

-Yok fiko sağol. Biz oğlanla gezelim
-Tamam şekerim görüşürüz o zaman dedi.

Kuaförün adı fikoydu ama daha çok Fatoş gibi hareketleri vardı amına koyayım.

-Baba çok samimisiniz hayırdır?
-Dalga geçme lan dalyarak, ananı getire götüre samimi olduk herhalde.
-Tamam ya ne kızıyon başka türlü olsa bir şey mi diyecem dedim gülerek.
-Siktir amına koduğumun eniği seni.

Peşimden arabaya kadar koştu. Arabaya bindik;

-Eee nereye gidecez?
-Okula dedi gülerek.
-Ya baba hadi gidek araba alak gideriz okula sonra.
-Önce ehliyet sonra araba. Diyerek çalıştırdı arabayı.

İsmini vermek istemediğim ama herkesin ilk aklına gelen o dallı budaklı logosu olan özel koleje girdik. Babamı kapıda karşıladılar. Müdüre hanımın odasına girdik. Çaylar, kahveler söylendi konuşmaya başladılar, sıkıntıdan patlamak üzereydim. Of pof çekiyor, eve gitmeyi bekliyordum. İçeriye bir kız girdi. Oda son sınıf öğrencisi ama okul başkanıymış, ama ne kız. Altın sarısı saçları, masmavi gözleri, çıkıntılı kalçası, zayıf, ufak göğüsleri okul üniforması vardı. Kız bize bakıp gülümsedi. Müdüre hanıma birkaç evrak verip çıktı sınıftan. Ben onu süzüyordum arkasından. Yan tarafımız camekan oradan geçiyordu. Geçerken bana bakmıştı. Of amk dedim bu kızsa diğerleri ne lan?

Müdüre hanım bana döndü;

-Kuzey bey evlatçığım nasıl okulu beğendin mi?
-Bilmem gezmedim ki? Buraya geldik para konuşuyorsunuz.
-hahahay haklı çocuk, muavini Ferhat beye el etti. Ferhat bey yanıma geldi;

-Buyurun ben size okulumuzu gezdireyim.
-Zahmet olmasın muavin bey.
-Estağfurullah efendim, buyurun lütfen.

Ulan okulumu satın alıyoruz öğrencimiyiz anlamadım amına koyayım. En son normal lisede öğretmenin bırak bana efendim demesini, ben ona efendim dediğimde köpek gibi bağırıyordu “ne var” diye. Okulu gezmeye başladık. Öğrenciler sınıftaydı. Okul değildi ki burası amına koyayım. Yavru saray gibi bir şey, kapalı spor salonu, açık spor salonu, yüzme havuzu, tenis salonu, bilgisayar odası, teknoloji, bilim, sanat odası, bin tane oda var. En son gittiğim lisede bir tane bilgisayar odası var, haftada bir kez gidip paint ile resim çizerdik en fazla. Gerçekten okulu çok beğenmiştim.

-Gel sana sınıfını göstereyim.

Okuyacağım sınıfa girmiştim. Okul başkanı sarışın kızımız da oradaydı. Tüm gözler bir anda bana çevrildi. Öğretmen;

-Hoş geldiniz muavin bey buyurun lütfen.
-İyi dersler hocam. Arkadaşlar aramıza yarından itibaren katılacak olan kuzey arkadaşınızı sizinle tanıştırmak istedim. Kendisi İzmirli sizden bir iki yaş büyük bir arkadaşınız. Aranızda kaynaşacağınızdan şüphem yok. Artık son sınıfsınız. Üniversite hazırlık öğrencilerisiniz.

-Merhaba arkadaşlar diyerek başımı salladım. Sınıf başkanı olan kızla göz göze bakışıyorduk. Diğer kızları gözüm dahi görmüyordu.
–O halde çıkalım yarın görüşürsünüz.
-İyi dersler. Diyerek çıktık sınıftan. Okulun camından kıza bakıyordum, kız da bana bakıyordu. Elimi enseme atıp muavinin peşine takıldım.

Babam kapıda beni bekliyordu müdüre hanımla birlikte;

-Nasıl paşam güzel mi okul?

Müdüre hanım gözümün içine bakıyor, güzel dememi bekliyordu. Gülümsedim;

-Güzel baba güzel, hatta gördüğüm en güzel okul olur kendileri. Burada okuyabilirim.

Müdüre hanımın gözleri gülüyor yerinde duramıyordu. Babam cebinden bir çek çıkartıp uzattı.

-Oğlum size emanet eğitim sisteminize güveniyor, güzel bir üniversite için hazırlayacağınıza inanıyorum. Çeki uzatıp verdi müdüre hanım ablanın eline.
-Tabi efendim şüpheniz olmasın.

Arabaya bindik. Konuşarak yengemi almaya gidiyorduk. Okulun garajında envayi çeşit spor araba,jip vardı. Belli ki godomanların veletleri de buraya araba ile gelip gidiyordu. Babama yolda yanımızdan geçen BMW ‘ye içim gitmişti. Onun o sesi beni benden aldı. Kafama koydum BMW alacaktım. Kuaförün önüne geldik. Yengem harika görünüyordu. Sanki düğüne gider gibi hazırlanmıştı. Yeni aldığı elbisesini giymiş, saçlarını yaptırmış, makyaj yapmıştı. O kadar güzel görünüyordu ki kuafördekiler imrenerek bakıyorlardı yengeme. Dibim düşmüştü, elinden tutup arabaya bindirdim;

-Harika olmuşsun yenge bu ne güzellik

Babam girdi lafa;

-Çok güzel olmuşsun kızım, sahile gidebiliriz artık evdekiler de hazırmış.

-Teşekkürler eniştem sayende, sağ ol kuzi diyerek koluma sarıldı.

O kadar çok mutlu görünüyordu ki, yeni alınmış elbise, yeni verilmiş bir hayat, yeniden doğmuş gibiydi. Eve gidip çocukları aldık, sahile inmiştik, babam içkileri getirmiş, dinleniyorduk. Biraz dinlenecek, yengem ile biz gezmeye çıkacaktık. Yengem o kadar güzel olmuştu ki gözlerimi alamıyordum, insan böyle bir güzellik karşısında nutku tutulmasın da ne olsun zaten. Harika bir kadındı.

Değerli okurlar, sahilde oturup biralarımızı içtik, fotoğraflar çekildiki. Yengemin güveni o kadar yerindeydi ki eski Özge’den eser yoktu. Ama şu mutluluk illa bozulacak, bozulmasa şaşarım amına koyayım. Dayım babamı arıyordu. Babam yanımızdan kalkıp ilerledi elinde bira şişesiyle,

-Alo? Ne var Erdem? Çocuklar iyi yanımda Erdem kusura bakma senin götünü kapatacak, yardım edecek değilim. Cebine paranı koy öyle gel, Özgeye, çocuklara her daim yardım ederim ama sana beş kuruş vermem. Erdem benim tepemin taşını attırma ağzını burnunu kırarım senin, Özgeyi de çocukları da alamazsın. Çok istiyorsan git boşa karını, dava aç. Devlet verirse sana çocukları karışmam. Ama ben de bu işin peşini bırakmam. Ya gelirsin karınla eskisi gibi olursun eğer oda isterse. Tamam o zaman gel konuşun karınla. Çocuklara günah. Tamam hadi kapatıyorum şimdi.

Babamın yanına koşmuştum, konuşmaları dinliyordum. Telefonu kapatınca sordum babama;

-Ne oldu baba? Dayım mı geliyor?
-Evet bir ay sonra gelecek konuşacak yengenle, barışırlarsa amenna, barışmazlarsa boşanma davası açacak çocukları istiyormuş,
-Anasını sikerim onun.
-Höst yavaş, yok öyle dünya barışırlar oğlum, yengende çocuklar için barışırım enişte yoksa işim olmaz Erdemle dedi.
-Peki, baba.

Çocuklar uğruna dayımla barışacaktı. Hıh seviyorum hala demiyor da, neyse ne ya bundan sonra bende önüme bakarım. Genç adamım, çoluklu çocuklu kadına, hem de yengemi mi karı yapacaktım kendime. Sikeyim anasını diyerek bira şişesini diktim kafama.

Babam;

-Oğlum hadi gezin yengenle hava güzel bak,
-Yok, çok yorgunum uzanacam sahilde biraz,

Yengem girdi araya, enişte çok yorulduk bugün üzerimi değişeyim bende oturacam sahilde.
Sıcacık kumlara uzanmıştım, güneş batıyor, hava kararıyordu. Yengem eve gitmiş üzerini değiştirdi. Şort ve askılıyla geldi yanıma uzandı.

-Dayı mı seviyor musun?
-Hayda nerden çıkardın şimdi bu soruyu?
-Cevap ver lütfen. Gerçekten dayımı seviyor musun?
-Evet seviyorum…
-Sana yaptığı onca şeyden sonra mı?

Yattığım yerden kalkmış, oturmuş ona bakıyordum. Kolunu tuttum.

-O seni aldattı, başka kadınlarla gününü gün etti, seni evde yalnız bıraktı. Birahanede kadınlarla oldu, sana erkeklik yapmadı, çocuklarına iyi baba olmadı, sırf o yüzden başka erkekle yatmayı düşünmedin mi? Kadınlığını sana yaşatamadığı için, erken boşaldığı, ve sadece kendini boşaltıp seni öylece yatakta bıraktığı için.

Sertçe bir tokat yapıştırmıştı bana.

-Ne biçim konuşuyorsun sen?

Çenemi tutup gülmeye başladım.

-Yalan mı söylüyorum? Haksız mıyım?
-Kuzey kapat çeneni.

Yanımdan kalkıp gitmişti eve. Bende kumsala yatıp düşüncelere dalıyordum. Aklımda o kadar çok şey geçiyordu ki, ihanete uğramış, olmayacak aşka tutulmuş, kör kütük sevdiğim kadınla onca yaşadıklarımızdan sonra tekrar dayımın kollarına gidecek olması. Yerden kumu avuçlayıp savurdum. Çıktım bara gidecektim. Yola koyuldum. Yengem eve gidiyor, ben bara gitmek için yola doğru iniyordum.

DEVAM EDECEK…

9. bölüm sonu…

LÜTFEN DEĞERLİ YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ!…

ŞIMARIK OLGUN GÜZEL.2

ŞIMARIK OLGUN GÜZEL.2
Duşun altına girdim. Hafif hafif bir şarkı mırıldandığımı fark ederek, utanarak sustum. Yıllardır unuttuğum bir rahatlama ile üzerimi akıtırken prezervatif kullanmadığı aklıma geldi. Çıktığımda ilk söylediğim de bu oldu.

– Ben de içindeyken fark ettim. Ama kocamdan sonra kimse olmadı dediğin için durmadım. Bana doğru gelerek ellerimi tuttu.

– Suratındaki şaşkınlık görülmeye değer. Önceleri şüphem vardı ama hem tedirginliğin hem de bu ifaden anlatıyor herşeyi. Ellerimi bırakmayarak üzerine çekti bu sefer ben bornoz ile o çıplak yatağa uzandık

.- Rahat ol artık. Her erkeğin kaçamakları olur. Ama korunmadan seviştiğim ilk kadın sen oldum. Ha bir de karım. Doğrulup sırtını yatağa dayadı benim kafamı da göğsüne yerleştirdi. Yabancı bir erkeğin kollarında, yıllar önce kocam ile yaptığım sevişme sonrası dinlenmelerini hatırladım. Durumu doğal karşılamama şaşarken elime bir kadeh şarap uzatıp “ tanıştığımıza memnun oldum” dedi. Gülüştük.

Evli imiş, karısı ile sadece çocukların hatrına süren bir evliliği varmış. Ayda yılda bir seviştiklerini, karısının gitgide muhafazakarlaşan yapısı nedeniyle neredeyse aralarında ortak hiç bir şey kalmadığını anlattı. Bu akşam bile Ankara’dayım yalanı ile eve gitmediğini söyledi. Ne sorun dinlemeyi ne de anlatmayı sevmem ama damadın “sabaha kadar sesini çıkarma sonra yine aynı hayatı yaşa” sözleri kulağımda sesimi çıkarmadan şarabımı içmeye devam ettim. Korktuğum gibi olmamıştı hiç bir şey. Beş yıldızlı bir otelde Boğaz manzaralı bir odadaydım. Benim de zevk almamı sağlayan, nazik, yakışıklı bir erkek ile geçen bir gece sonrası kazancım yüzbinler ile ölçülebilirdi. Yurtdışında gittikleri jigololarla yaşadıklarını anlatan lise arkadaşlarımın aksine ben iyi bir seksi de bedavaya getirmiştim. Bu yaşta ülkenin en pahalı orospusu olmuştum. Bir gün önce başkası anlatsa büyük rezillik diyeceğim bu durum beni mutlu ediyordu şimdi. O hala konuşurken beline kadar çekili çarşafın altındaki erkekliği hareketlenmeye başlamıştı.

Hafif kıllı göğsü genişti ve yaşından beklenmeyecek kadar düz karnının bittiği yerde hareketlenen organını merak ediyor uzanıp ellemek konusunda kararsızlık yaşıyordum. Kocam böyle uzandığım anlarda erkekliğini tutturur hafif hafif yeni boşalmış başını okşatırdı.

image
– Senin hayatında kimse olmadı mı gerçekten diye tekrar sordu. Anlattım hayatımı yalana ihtiyaç duymadan. Erkeksiz geçen sekiz yılı, aklıma pek gelmeyen seks ihtiyacımı, beni bu yatağa getiren lüks tutkumu şımarık prensesliğimi. Kollarındaki rüşveti gönderenin damadım olan şerefsiz değil borç aldığım eski bir aile dostu olduğu yalanı dışında.

İyice dikilen erkekliği çarşafta tam bir çadır oluşturmuştu. – Sen konuşunca bak ne oldu diyerek çarşafı çekti ve elimdeki kadehi aldı. Çevresi hafif kıllı dikilmiş bir sik. Kalınlığı benzer ama kocamınkinden kesinlikle bir iki santim uzun. Yabancı bir erkek ile ilk kez sevişmiş olsam da kendini geri doğru bırakan çıplak bir erkeğin, göğsünde yatan bir kadından ne istediğini anlayacak kadar evli kalmıştım. Göğsünü öperken sol elimle dikilmiş siki de kavradım. Elimdeki bu sıcaklığı özlemişim. Biraz çevresini gezip kökünden yukarı doğru yaladım. Yaladıkça kendi kadınlığımın kokusuna karışmış tadı ağzıma yayıldı. Özlemişim. Yıllarca nasıl aklıma gelmemiş? Sağ elimle kökünü kavrayıp yukarı baktığımda gözlerini kapattığını gördüm. Belki başka bir kadını belki karısını düşünüyor. Elimden taşan kısımda sikinin başı iyice kabarmış. Sadece baş kısmını elimle sınırlayıp emip yalamaya başladım. Şimdi mırıldanıyor ve inliyordu. Ben de gözlerimi kapayıp sol elimi amıma indirdim. Gelen hafif ıslaklıkla parmağımı ıslattım bızırımı yavaş yavaş eziyordum. Kocam yaşlılığında bunu çok sever dakikalarca onu yalayıp ağzıma boşaltırken kendim de bu şekilde kıvranarak zirveye ulaşırdım karşısında. Mırıldanmaları artarken dilimi başından köküne indiriyor. Taşaklarını okşuyordum.

– Üzerime otur, sesi ile ayrıldım hayallerimden. Sevdiği pozisyon buydu demek ki.

– Az evvel de istemiştin dedim.

– Evet kucağımda olmalı kadın, memelerini sıkmalıyım. Karımınkiler ufacık. Elimle kadınlığımı kontrol ettim. Yeterince ıslanmıştı. Tükürüklerimden parlayan sikin başını hizalayıp yavaşça oturmaya çalıştım. Yine de biraz sızladı am dudaklarım. Biraz daha başını sürttü sikinin, kendi parmağını yalayarak kadınlığımın çevresine yaydı ıslaklığı iyice. Önce başına alıştım bir iki kalkıp inme ile sonra rahatlıkla yerleştim sikine. Dibini bulunca elleri kalçalarıma yapıştı. Anlamıştım kalkmadan kalçalarımı oynatıyordum. – Oo göğüslerin harika diyerek doğrulup birinin ucuna yapışıyor sonra bırakıp diğerine saldırıyordu. Göğüslerime saldırdığında içimdeki sikin daha da şiştiğini kocamınkinden uzun olduğu için en diplerime baskı yaptığını hissediyordum.

Kafasını iki göğsümün arasına sokup üstünde küçücük kalan beni kucağında zıplatırken temposu çılgınlaşıyordu.

image
Tam bir göğüs hastası ile karşı karşıyaydım. İki elimle kafasını sağ göğsüme gömdüm. Kocaman açtığı ağzına göğsümü iyice bastırdım. Hafif dişleyerek dili ile göğüs ucumu eziyor o ezdikçe ben kafasını daha da bastırıyordum. Elleri kalçalarıma geçmiş tüm ağırlığım üzerinde olduğundan sikini fazla dışarı çıkaramadan sertçe sikiyordu. Yirmi yaşında aşıklar gibi vücutlarımız birbirine karışmış ama yaşımızın etkisi ile ikimiz de tere bulanmış halde idik. Alttan her vuruşu daha sertleşiyor ve girdiği derinliklerde daha fazla kalıyordu. Nefeslenmek için biraz yavaşladı ve kendini geri attı. içimde kalp atışı gibi hissettiğim sikinin üzerinde ben de kıpırdamadan bekledim.

Göz göze gelince tekrar dudaklarıma doğru atıldı ve bu sefer yana doğru yuvarlandık. Bacaklarını dola belime talimatına uyunca hızlı bir şekilde siki içime girmeye başladı. Boynumu ısırırcasına emiyor neredeyse tamamını çıkardığı siki içimi dövüyordu. Altında eziliyordum. Gelmesi yakındı ve benim de gelmem için bu uzun siki en derinlerimde tutup içimde patlatmalıydım. Kalçalarına tırnaklarımı batırarak kendime yapıştırdım son sert bir darbe ile giren sikin başının şiştiğini içime sıcak sıcak aktığını hissediyordum. Derin derin nefesini bırakırken orada kal diye bağırdım. Içimde titreyen sik taşaklardan en derinlerime kadar spermlerini yollarken bacaklarımı iyice sıkarak titremeye başladım. Belki bir onbeş senedir aynı gecede gelen bir orgazm daha uzun kasılmalar ile sona erdi.

Üzerimden hafif kayıp siki hala içimdeyken dudaklarıma yapıştı. – Mükemmeldi dedi. Nefesim sakinleşene kadar konuşamadım. İçimden çıkıp doğruldu. Ucundan spermleri damlayan siki sallanarak birer bardak su uzattı. Tek ihtiyacım buydu şu an. Soğuk su rahatlattı sanki kilometrelerce koşmuş gibi hala inip kalkan göğüs kafesim ve nefes alışlarım düzene girerken banyoya doğru yürümesini seyrettim.

Kocamın bakireliğimi aldığı gün sonrasında yaşadığım ilk orgazmda yatağı ıslatacak kadar boşalmam, dudaklarıma değen hafif sıcaklık…. Gözlerimi açtım. Aydınlıktan kırpışan gözlerim alışınca takım elbisesi ile karşımda idi. Ben çarşafın altında çırılçıplak rüyalar alemindeyken sabah olmuş o hazırlanmış işe gidiyordu.

– Bu geceyi hiç unutmayacağım diyerek kapıyı kapattı. Duşumu aldım. bacaklarıma kuruyup yapışan döllerini temizledim. Bir eczane bulup hap almalıydım. Saçma sapan bir risk almaya gerek yok. Saçlarımı tararken boynumda morarmaya başlayan bir kızarıklık canımı sıktı. Yanımdaki bir kaç makyaj malzemesi ile kapatmak imkansız. Ceketimin yakasını kaldırarak eve kadar gidip bir kaç gün kapalı giyenmem gerekecekti. Çantamı alıp odayı ve lobiyi hızla terk ettim.

Yolda çalan telefonumu açtım. Geçen gün kapıya dayanan avukat. Hanım efendi çok özür dileriz. Muhasebedeki çocuk bir hata yapmış. Bizi affedin lütfen. Ne affetmesi yakalamışken sıçtım ağzına. Damat anlaşma şartlarını hemen yerine getirmiş demek ki. Telefonu yerine koyarken bir tomar para geldi elime. 500 dolar sıkıştırmış çantama. Marketin önünde durdum. Tamamı ile iki şişe şarap alıp eve döndüm.

aynı ev 2

aynı ev 2

BEN HÜLYA.
zaman zaman yazacagım buraya.ilk hikayemde abim,kız arkadaşı sıla,erkek arkadaşım fırat ile tanıştınız.benim hikayelerimde yalan yok.isimler haricinde.neden yazıyorum.?ilk hikayemi okursanız belki bir cevap bulabilrisiniz.abim bir yapım şirketinde kamereman.o güm sıla abim fırat ve ben evdedik yine.ama abim madonna konseri çekimlerinde çelışacağı için öğleden sonra 4 de stada gitti.fırat beleş konser seyretmek içim abimin kamera asistanı olacaktı.sıla ve ben ise iki biletsizdik.zaten madonna ikimiz için de pek ilgii olmadığımız bir müzüik türnün yıldızıydı.üstümüzde pijama elimizde votka enerji (tavsiyemdir) flash belelkten queen ve joan jet konserlerini izliyorduk.rock müziğin eşcinsel kralı ve karliçesi ile kah dans ediyor kah içip marjinal şiirler okuyorduk.gece açıkcası madonnaya beş basmaktaydı.dans-votka ile ateş basmıştı bizi.lilot sütyen vaziyette halının üstünde düşe kalka eğlenirken sıla çok güzelsin dedi.sende çok güzelsin dedim.güldük.sıla bacaklarıma bakıp biraz tüylümüsün sen diyerek güldü.evet biraz tüylüyüm.fazla uğraştığım birşey değil tüylerim.sıla yorgun halde divana düştü.rock,komşuların kafasını yeterince sikmiş olmalıydı.bizide yormuştu.kapatıp tv ye döndük.aptal bir yerli dizinin ölü balık gözlü oyuncularına yorum yapıp gülerken lezbiyen bişeylerde varmı sende diye sordu sıla.kahkahalar içinde cevap veriyordum.zar zor hayır derken sılada sorduğu soruya gülüyordu.hadi sana ağda yapalım dedi.çok komik gelmişti bana bu.farklı bir kültür tipi idi bu.gırgır işte derken giriştik ağdaya.siz erkek tayfası bilmessiniz ne acı verici dangalak bişey olduğunu bu ağdanın.çığlıklar,küfürler,kahkahalar arasında ağda bitti ama bende bittim.sabahın dördü filandı.abim aradı.kasetleri şirkete bırakmaya gidyormuş.gelirken istediğimiz bişey varmıymış.biz yatmak üzereyiz zaten dedim.hatta sıla sızdı bile derken güldüm.sonra sılaya abimin odasına kadar eşlik ettim.ikimiz de yorgunluktan ve alkolden bayılmak üzereydik.pijamalarını salondan getirdim ve bunları giy istersen dedim.abim gelince seni böyle yarı çıplak bulmasın,uyumak istiyorum çünkü dedim.mırıl mırıl olur derken harbiden sızıp gitmişti sıla.uyandığımda öğlendi.kalktım.abimin odasının kapısı açıktı.salonda da yoktular.kahve sigara tost derken biraz açıldım.bacaklarım cayır cayır yanıyordu.kıpkırmız olmuşlardı.amına kodumun sılası diye mırıldandım.odama gidip bacaklarıma bebek yağı sürmeye başladım ama daha çok yanmaya başladılar.duşa attım kendimi.ılık suda yıkanıp çıktım.odamda kurulandım.bir sigara biraz müzik ile yatağıma çırılçıplak uzandım.sigara içerken aynadı hafif kızarmış bacaklarımı ve tüylü amımı seyretmeye başladım.çok seksi görünüyordu.komidinin üzerindeki telefonu alıp fıratı aradım.napıyorsun dedim.evdeymiş.kitap dinlenmece yapıyormuş.bilgisayarın başına geç msn i aç dedim.olur dedi.kapatıp kalktım.bende aynısını yaptım.kemrayı açtım.benimkini duvara çeviridim ama fırat karşımdaydı.tekrar tekefon ettim.cevap verdiğinde fırat dedim.sesim titriyordu.ne oldu dedi.hadi şimdi soyun ve 31 çek dedim.ben böyle söylemeyi seviyorum.bu benş çok tehrik ediyor.fırat nasılll diyebildi.anladın beni soyun işte dedim.bu benim için nerdeyse fetiş bir zevktir.31 çeken bir erkeği seyretmek.fırattanda bunu sık sık isterim ama herseferinde sürpriz olamasını sağlıyarak iterim bunu.bu onuda tahrik eder.soyundu fırat.sen nerdesin kamerayı kendine çevir dedi.hayır dedim.böyle olacak.kapattım.mikrofunun sesini sonuna kadar açıp yatağıma uzandım.yeni bir sigara ile fıratı seyretmeye başladım.fıratın siki hızla sertleştizaten o sertleşmesi,büyyüp başını havaya kaldırması yokmu.ayağa kalk diye seslendim.uzaklaş.fırat ben ne istersem yapıp 31 çekmeye devam etti.sesini duyabiliryordum.çok alçakca bu diyerek söylenip sıvazlıyordu sikini.bense yatakta kıvranıp ıslanırken sadece sigara içiyorudm.kıçını bana dön diye seslendim.fıratın deli edici bir sırtı ve harika kalçalatı vardır.adisin sen kızım diyerek döndü sırtını bana.kalçalarınıda okşa diye seslendim.deliiiii diye bir bağırarak bastı küfrü.devam etlan işte seslendim,okşa kıçını.amımdan kan suları tenimde takip ededbiliyordum.bir sigara daha yaktım.fırat hırsla yüzünü döndü.kameraya yaklaştı.sikinin başını izletmeye başlattı berrrak suları parmaklarına bulaşmıştı.boşalmasına dakikalar kaldığı belli idi.telefona sarıldım.açtı.bilgisayarn başına oturttum.parmaklarını yala dedim.sinirleri bozulmuştu.belli idi yüzünden.parmaklarındaki bulaşığı yaladı.tadı nasıl tarif et bana dedim.hayır dedi.tekrar sikini kavrayıp 31 çekmeye başladı.sakın dşye bağırdım telefonda.neden dedi,şimid ne yapmamı istiyorsun amcık,siktin belamı dedi.koyu koyu gülüp şimdi onu bana getir dedim.madem anlatamıyorsun tadını o halde ben kendim tadar sana anlatırm dedim.fırat telefonu kapattığı gibi giyinmeye başladı.kilodunu giyme diye seslendim mikrofondan.kotunu geçirip ayağına odasından çıkarken gördüm onu en son.bilgisayarını bile kapatmamıştı.zavallı fırat ben beşiktaşta o bostancıda.siki elinde uzun bir yol var önünde.ayağa kalktım.ıslaklığımı hafifce paqrmaklarıma toplarken hafifice inledim isteristemez.yalayıp tadıma baktı.hemen abimi aradım.nerdesiniz napıyorsunuz dedim.sıla ile f1 pistinde imişler.bir araba reklamı varmış çekilecek.takılıyorlarmış işte.iyi,hadi görüşürüz deyip kapattım.amımdan öyle hoş bir koku geliyordiki.bir kahve ve bir sigara daha yapıp fıratı aradım.nerdesin dedim.gemide imiş,beşiktaşa yanaşmaya bişey kalmamış.sikin nasıl hala kalkmış vaziyettemi dedim.güldü.çok alçakca davranıyormuşum bugün.kapattım telefonu.fazla sürmez,birazdan burda olacak.üzgünüm.bacaklarım hala yanıyor.ılık bir duş zamanı şimdi.sonrası anlatılmaz zaten,çok ayıp.

Başımdan Geçenler #001

Başımdan Geçenler #001
Sene doksanların başıydı. O zamanlar kendi vücudumu yavaş yavaş daha fazla keşfetmeye başlamıştım. Porno film seyrederken bana kadınlardan çok erkekler ve onların devasa organları daha çekici geliyordu. Kendimi tatmin ederken hep aklımda kocaman yaraklar oluyordu. Sonunda kendimi parmaklamaya başlamıştım, bu deli gibi sikimi sertleştiriyor ve boşalırken çok fazla zevk almama sebep oluyordu. Artık bir parmaktan fazlasını istiyordum götümde, çeşitli şeyler sokmaya başladım kendime. Ama kimseye bir şey söyleyemiyordum. Mahallede dar kot giyenlerin siklerinden alamıyordum gözümü…

Mahallede oturan üniversiteli abiler vardı. Biz mahallenin kopilleri soğuk kış akşamlarında onlara gider çay içer sohbet ederdik. İçlerinde biri vardı Murat, ne zaman beni yalnız yakalasa bana sürtünür, kimsenin görmediği zamanlarda bana dokunurdu. Yavaş yavaş dikkatimi çeker, akşam hayallerimi süsler olmuştu. Hep onun karısı olduğumu, beni domaltıp siktiğini hayal etmeye başlamıştım. Gene bir akşam oturmasına gitmiştik. Çay doldurmak için benden yardım istedi. Mutfakta önce sikini kalçalarıma “kazayla” sürttürmeye başlamıştı. Sonra sikini iyice bana yaslayıp ensemde soluğunu hissederek bana yarın öğleden sonra dersi olmadığını saat iki gibi Beyoğlu’nda buluşup sinemaya gitmek isteyip istemediğimi sordu. O kadar heyecanlanmıştım ki, sadece isterim diyebildim. O da güzel deyip boynumu öptü. Artık heyecandan sarhoş gibiydim. Yarın başıma gelecekleri düşündükçe aklım başımdan gidiyordu. Fazla oturmadan kalktım, eve gittim.

Eve varır varmaz banyoya girdim, önce güzelce etek tıraşı oldum. Artık götüm kız götünden farksız olmuştu. Deliğime tazyikli su tutarak otuz bir çektim ve yattım. Aklımda durmadan yarın başıma gelecekler vardı. Düşündükçe deliğim yanıyor, sikim sertleşiyordu. Zar zor uykuya daldım.

Ertesi sabah okula diye evden çıktım. Öğlene kadar parklarda falan takıldım. Öğlen gibi taksime gittim. Biraz bir şeyler atıştırdıktan sonra buluşacağımız yere gittim ve beklemeye başladım. On beş yirmi dakika sonra Murat’ı uzaktan gördüm. Heyecandan kalbim deli gibi çarpıyor, bir yandan kaçmak, bir yandan da kalmak istiyordum. Yanıma geldiğinde biraz sohbet ettik, aç olup olmadığımı sordu, değilim dedim. Yürümeye başladık Beyoğlu’nda. Sonunda seks filmleri oynatan bir sinemanın önüne geldik, Murat girelim mi diye sordu olur dedim. Biletleri alıp salona girdik…

Salona girdiğimizde birkaç kişi salonun etrafına dağıtılmış gibi oturuyorlardı. Biz de sakin bir yer bulup oturduk. Heyecandan kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Filmi seyrediyordum ama aklım hep olacaklardaydı. Murat elini bacağıma koydu ve okşamaya başladı. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Beğendin mi diye sordu, ben hafifçe başımla onayladım. Bunun üzerine elleri bacaklarımın içlerine doğru hareket ettirdi. Sikim sertleşmişti. Eliyle elimi sikinin üzerine koydu ve okşa dedi. Artık günlerce hayalini kurduğum sik şimdi avuçlarımın içindeydi, pantolonun üzerinden ona dokunuyor, okşamaya çalışıyordum. Murat’ın siki irileşiyordu, pantolonun üzerinde ben debeleniyordum.

Elini elimin üzerine koydu, dur dedi. Fermuarını açtı ve elimi içeri soktu. Artık sik ile aramda sadece bir penye parçası vardı. Siki artık daha iyi hissediyordum, bütün kıvrımlarına dokunuyordum. Kilodun üzerinde, o ufak deliği bulmaya çalışıyordum ama bulamıyordum. Bana döndü ve beni boşaltman lazım tuvalete gidelim dedi. Ben olmaz deyince ev arkadaşlarının dersleri olduğunu ve akşama da halı saha maçı yapacakları için geç geleceklerini söyleyip eve gidelim dedi. Ben utanarak kabul ettim.

Sinemadan çıkıp Beyoğlu’ndan Taksim’e kadar yürüdük. Hiç konuşmuyorduk. Eve vardığımızda ben apartmanın ara katında bekliyordum ama evde ev arkadaşının eve kız arkadaşını getirdiğini öğrendik. Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım, hevesim kursağımda kalmıştı. Kap kapandığında aşağıya geldi ve elimden tütüp yürü dedi.

Beni elimden tutup sığınağa indirdi. Sığınak dediğim apartman sakinlerinin daha çok ardiye gibi kullandığı, fazla veya gereksiz eşyalarını koydukları dairelere ait ufak bölmelerin olduğu bir bodrum katıydı. Nispeten boş bölmelerden birine girdik. O bir sandalye buldu ve oturdu. Bense ayakta duruyordum. Bir süre beni öylece süzdü sonra emir verir bir tavırla soyun dedi. Ne yapacağımı şaşırdım, anlayamadım ne demek istediğini. Belki de daha insani bir tavır bekliyordum. Aynı keskin ifade ve tavırla yeniden tekrar etti, beni ikinci defa söyletme bir daha, soyun diye. Ben üzerimdeki okul kıyafetlerini çıkarırken biraz soğuktan biraz da korkudan titriyordum.

Önünde külotla duruyordum, onu da çıkart dedi. Yavaşça sıyırdım külotumu, şimdi karşısında çıplak duruyordum. Arkanı dön dedi, döndüm. Yaklaş bana doğru dedi, yaklaştım. Artık onun emirlerine uyan bir kukla gibiydim. Nefes alma dese almayacaktım. Elleri kalçalarımı kah okşuyor, kah sıkıyordu. Elleri ile kalçalarımı ayırırken domal dedi. Şimdi deliğim ona teslimdi, parmakları deliğimin etrafını okşuyor, deliğime girer gibi ufak baskılar yapıyordu. O bana dokundukça ben zevkten çıldırıyordum. Domalmış olarak onun sadece bacaklarını görebiliyordum. Cebinden bir şeyler çıkarmaya çalıştığını görüyordum. Sonra deliğimde soğuk bir temas hissettim. Deliğimi kremliyordu, yavaş deliğimin etrafına masaj yapıyordu kremle. Parmağı ile çizdiği daireler deliğime kadar gelmişti. Sonunda parmağını içime kaydırdı. Dizlerim zevkten titriyordu, parmağı içimde yavaş yavaş derinlere doğru ilerledikçe gözlerim zevkten kapanıyordu. Parmağını döndürerek geri çıkardı, sonra tekrar yavaşça içime sokmaya başladı. Bana parmağı ile sahip oluyordu ve hareketleri hızlanmış, içime iki parmakla girmeye başlamıştı. Deliğim genişledikçe daha derine giriyordu.

Sonra ayağa kalktı, parmaklarını içimden çıkarmadan başımın yanında durdu sikimi çıkar ve yala dedi. Fermuarını açıp sikini çıkardım. Sikinin dibinden tutup kafasını dilimle dondurma yalar gibi yalamaya başladım. Yarı sertleşmiş siki avuçlarımın içindeydi. Hadi ağzına al şimdi de dedi ve başımı sikine yönlendirdi. Sikini alabildiğimce ağzıma almaya çalışıyordum, o da hafif git geller ile bana yardım ediyordu ama siki ağzıma sığamayacak kadar büyüktü. Siki iyice sertleştiğinde bakalım ağzına alamadığın siki götüne alabilecek misin dedi ve arkama geçti.

Elleriyle kalçamı tutup sikini deliğime yasladı, hafif hafif bastırıyordu. Şimdi derin nefes al ve kendini rahat bırak dedi. Nefes almamla sikini götüme sapladı. Girince ufak bir çığlık attım, acıdı mı ne oldu daha ucu girdi dedi. Canım çok yanıyor lütfen dedikçe dur daha bir şey yapmadım nazikçe sikecem seni merak etme diyordu… Siki içimde yavaş yavaş ilerlerken sanki içime bir bıçak saplanıyordu. Sonunda kasıkları kalçalarıma yapışmıştı, deliğimin etrafı gerginlikten yanıyordu adeta. Ne olur çıkar yanıyor götüm diye yalvarıyordum, bekle alışacak daracık götün dedi. Bir süre hareket etmeden bekledi.

Sonra beni yavaş yavaş sikmeye başladı. Yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara sikiyordu beni. Hareketleri hızlandıkça deliğim genişlemiş ve zevk alır olmuştum. Kasıklarının kalçama vuruşları hızlanıyordu. Zevkten altında kıvranıyordum. Zevkten sikim sertleşmeye başladığında taşaklarımı kavrayıp kuvvetlice sıktı, ben istediğimde sertleşeceksin dedi. Artık hareketleri iyice sertleşmişti. Taşaklarım hala elindeydi, hem canım yanıyordu hem de zevk alıyordum.

Sonunda taşaklarımı bırakıp tekrar elleri ile kalçalarımı kavrayıp sert sert sikmeye başladı ben. Artık zevkten bayılacak gibiydim. Kalçalarıma çok sert bir tokat indirdi. Bu hiç beklemediğim tokat ile bir an kasıldım ve bağırdım. Benim kasılmamla beraber o boşalmaya başlamıştı. Spermleri ılık ılık içime akıyordu. Bu muhteşem bir duyguydu.

Bütün spermlerini içime akıttığında beni ittirip yere yuvarladı. Siki yavaş yavaş sertliğini kaybediyordu, sandalyeye oturdu. Ben yerde onu izlerken önümdeki muhteşem görüntüden yeniden sertleşmeye başlamıştım. Şimdi dedi sertleşip boşalacaksın ama ne zaman boşalacağını ben söyleyeceğim dedi. Ben başımla onayladığımda, başla yavaşça dedi.

Sikimle oynamaya başladım. Onunkisinin yanında ufacık geliyordu benimki. Onun sikine bakıp sıvazlıyordum kendimi, iyice sertleşmiştim. Hızlan dedi bana, hızlandım. Daha hızlı ol diyordu durmadan. Bütün gücümle asılıyordum artık. Canım yanıyordu, sikimin kafası mosmor olmuştu. Bırak şimdi dedi, durdum. Ayağıyla sikime ve taşaklarıma bastırdı ve boşalacaksın şimdi dedi. Ama boşalamıyordum. İyice bastırdı ayağını, canım çok yanıyordu. Acıdan sikim inmeye başlamıştı. Hakkını kaybettin, bundan sonra ben sana müsaade edersem boşalacaksın dedi ve giyinmemi emretti.

O gün ilk defa sikildim. İçimdeki itaatkârı ortaya çıkarmış, artık benim efendim olmuştu. Ayrılırken seni arayacağım ve ben ne zaman istersem geleceksin dedi. O akşam o kadar mutluydum ki kıçımın sızlamasını bile unutmuştum. Beni nasıl siktiğini düşündükçe sertleşiyordum ama boşalmama izin vermediği için bir şey yapamıyordum. En kısa zamanda bu tip durumlarda ne yapmam gerektiğini ona sormalıydım.

ALINTIDIR

ALINTIDIR
Böyle Sikişeceğimiz Hiç Aklıma Gelmezdi! (Dilek 37 Y., İstanbul / Türkiye) Selam ben Dilek, 37 yaşında, 13 yıllık evli, 2 çocuklu bir kadınım. Kocam iyi bir insan, onu çok seviyorum, kocam da beni çok sever. Yatakta da uyumlu bir çiftiz. Hemen hemen her gece sikişiriz ve her sikişmemizde kendisi 2 defa boşalırken, beni de en az 5-6 kez orgazm eder. Çok ve renkli fantazilerimiz vardır ve aklımıza gelen fantazileri gerçekleştiririz. Yatakta sikiş esnasında acaip azdırıcı şeyler konuşuruz, küfürlü falan. Ve sikişmemiz daha kaliteli ve mükemmel olur. Bundan 3 sene önce Erdeğe tatile gitmiştik. Denize giriyorduk, çocuklarla plajda oturup oyunlar oynuyorduk. Bazen de deniz sakinken, fantazimiz olduğu için denizin içinde sikişiyorduk. Yine bir gün sahilde güneşleniyorduk. Devamlı aynı yere gittiğimiz için, sahilde aşağı yukarı hep aynı kişiler vardı. Yanımızda getirdiğimiz, benim yaptığım böreklerden yerken, kocam, yakımızda oturan ailenin çocuğunun bize baktığını gördü ve bir börekte çocuğa uzattı. Ama çocuk almak istemedi. Derken annesi yattığı yerden kalktı ve “Oğlum ne yapıyorsun sen? Amcayı rahatsız etme!” dedi. Ben de hemen, “Yok ne rahatsızlığı, çocuk bu, canı çekmiştir diye kocam çocuğa börek veriyordu.” dedim. Kadın, “Tamam ozaman, amcanın verdiği böreği al, ama bir daha rahatsız etme!” dedi. Kocam da çocuğa, “Olur mu, istersen yine gel al!” dedi. Kadın çocuğun elinden tutup götürdü. O sırada kadının kocası da bize bakıyor, dinliyordu. O da teşekkür etti… Sonra biz denize girdik, bizim çocuklar kumlarla oynuyordu. Denizden çıktığımızda, baktık o börek verdiğimiz çocukla annesi de kumla oynuyorlardı. Ben de yanlarına oturdum, kadınla tanıştım. Kadının adı Serpilmiş. Kocam da kadınla oturuyorum diye havlu getirdi, sırtıma doladı, sonra şezlonga gidip uzandı. Biz çocuklarla biraz oynadıktan sonra, ben kalktım kumlardan temizlenmek için denize doğru yöneldim. Serpil de, “Bekle Dilek, ben de geleyim!” dedi, beraber denize girdik. Denizde temizlenip çıktık, Serpil kocasının yanına gitti, ben de kocamın yanına geldim uzandım. Biraz sonra Serpilin kocası dondurma almış gelmiş, çocuklara ve bize verdi. O sayede onnla da tanıştık, adı Burak imiş. Sohbet filan derken, Serpil de geldi, hep birlikte konuşmaya başladık. Onlar da İstanbuldan gelmişler. Artık akşam olmaya başlamıştı, saat 20:00 civarı idi. Bu arada ben Burağı bayağı süzmüştüm, adam hoşuma gitmişti. Burağın bakışlarından, onun da benden hoşlandığı belliydi. Kalkarken, “Akşam beraber yemek yiyelim!” dediler. Biz de, “Olur!” dedik ve buluşmak için sözleştikten sonra evlere doğru yola çıktık. Evde duşumuzu yaptık, giyindik, kuşandık ve çocukları yatırdıktan sonra, saat 22:00 gibi dedikleri yerde buluştuk. Güzel bir restoranda oturduk, yemek yedik, sohbet muhabbet ettik. Sonra kalktık bir Cafeye gittik birşeyler içtik, sonra vedalaştık… Ertesi gün denize gittik, onlar da geldiler, yine sohbet muhabbet. Arada denize girip çıktık. Ama adam hep bana bakıp, beni tepeden tırnağa süzüyordu. Serpili de kocamı süzerken birkaç defa gördüm. Dikkatimi çekti, yürüken, oturuken, uzanırken, Serpil hep kocamın sikine bakıyordu. Gerçi kocam hep şort giyer ve denize de o şekilde girer. Kocamın siki biraz büyük olduğu için, ne kadar saklasada farkediliyordu. Özellikle ıslakken. Bunu kocama da söyledim, “Serpili senin sikine bakarken kaç defa yakaladım!” diye. Kocam da, “Yok artık daha neler! Kadının işi gücü yok, benim sikime mi bakacak? Hem kocası devamlı yanında, üstelik kocası gayet yakışıklı bir adam!” deyip güldü geçiştirdi. Ben, “Kadın sana kafayı takmış, sana kendini siktirirse hiç şaşırma!” deyince, kocam zevklenerek öyle bir kahkaha attı ki, tüm plaj dönüp bize baktı. Aradan 3-4 gün geçti, onların tatili bitmiş, dönüyorlardı. Vedalaştık gittiler. 1-2 gün sonra biz de İstanbula döndük. 2 gün sonra Brak kocamı cepten aradı, “Bugün görüşelim mi?” dedi. Kocam da, “Olur!” dedi. Akşam Kadıköyde buluştuk, nezih bir Bara gittik. Eğlendik, içtik, dans ettik, oynadık, kurtlarımız döktük. Ordan çıkınca onlar, “Hadi bize gidelim, birer kahve içelim, kendimize gelelim!” dediler. Zaten içmeye gideceğiz diye kocam arabayı almamıştı. “Tamam!” dedik, onlara gittik. Yolda sohbete devam ederek evlerine geldik. Çok güzel evleri vardı, dubleks. Serpil, “Siz oturun, biz üstümüzü değiştirip gelelim!” dediler. Burak ta, “Orda dolapta Viski var, içerseniz alın, kendi eviniz gibi davranın, çekinmeyin!” dedi. Kocam da, “Kahve içmeye geldik, içki içmeye değil.” dedi. Burak, “Kahveleri Serpil yapacak nasılsa, siz ozmana kadar boş durmayın!” dedi. Kocam kalktı, bir duble kendine, azda bana getirdi. 5 dakika sonra Serpil geldiğinde, üstüne ince tek parça penyeden, çiçekdesenli, diz üstü, gecelik gibi, vücüdunu saran dar bir elbise giymiş, içinde sütyen de yoktu, göğüs uçları belli oluyordu. “Böyle giyindim, ama siz yabancı değilsiniz, zaten denizde bikiniyle gördüğünüz için… Ben kahve yapıp geliyorum, siz keyfinize bakın, Burak ta gelir şimdi, duşa girdi!” dedi. Bir baktık az sonra Burak ta penye capri ile geldi, “Tekrar hoşgeldiniz!” dedi. Serpil de, “Kahveler de geldi!” dedi. Oturduk kahvelerimizi içerken sohbet muhabbet filan derken, Burak, “Bir fıkra anlatmak istiyorum, ama biraz açık, eğer dinlemek isterseniz anlatayım?” dedi. Kocamla birbirimize baktık ve mecburen, “Anlat!” dedik. Bol küfürlü, belden aşağı bir fıkra anlattı. Sonra birkaç tane daha anlattı. Bu arada Serpil kocamın karşısında oturuyordu, bir ara bacaklarını araladığını gördüm, ki o anda altına külot da giymediğini farkettim. Ara ara komple açıyor, arada bacak bak üstüne atıyor ve kocama bakıyordu. Kocama baktım, o da arada Serpilin bacaklarına ve bacak arasına bakıyor, süzüyor, ama bakmamak için kafayı çevirip başka yerlere bakıyordu. Orospu Serpil kocamı baştan çıkarmaya çalışıyor ve işi de biliyordu orospu… Burak ta devamlı beni süzüyor, resmen gözleriyle soyuyordu beni. Benim de hoşuma gitmiyor değildi hani, nede olsa adam gerçekten yakışıklı idi, yakışıklı olduğunu kocam bile söylemişti. Bir ara lavaboyu sordum, Burak hemen kalktı, “Ben göstereyim, buyrun!” diyerek yolu gösterdi. Ben önden geçtim, o arkadan beni takip ediyordu. Ama gözlerinin kalçalarımda olduğunu tahmin edebiliyordum, üstümde zaten kalçalarımı sergilediğim, dizimin 1-2 parmak üstünde, siyah, hafif yırtmaçlı, üstüme oturan etek vardı. Labayo varana kadar, ne kadar sıklıdım anlatamam, sanki ben gittikçe lavabo kaçıyordu, rahatsız olmuştum kalçamdaki gözlerden. Ama hoşuma da gidiyordu ve ben beynime hakim olamıyor, istem dışı daha da kırıtıyordum yürürken. Serpille kocam da salonda yalnız kalmıştı, aklım bir yandan da ordaydı, acaba orospu Serpil bizim yokluğumuzda kocama ne orospuluklar yapıyor, kocamın aklını çelmeye çalışıyordu. Nihayet lavaboyo varmıştık, teşekkür ettim Burağa, o salona döndü, ben lavaboya girdim. İçerden kahkaha sesleri uzak olduğu halde bana kadar geliyordu. Neler konuşuyorlardı acaba, meraktan çatlıyordum. Külodumu indirdiğimde bir baktım ıslaklık vardı, elimi amıma atıp yokladım, farkında olmadan amım sırılsıklam olmuştu! Aman Tanrım, amım istem dışı ıslanmıştı ve bu da az önce Burağın önünde kırıta kırıta yürürken olmuştu. Daha önce hiç böyle olmamıştım. İşedikten sonra Burak aklıma geldi ve amımı okşamaya başladım. Amım ateş gibiydi, sanki amımda bir ekmek fırını vardı. Alev alev yanıyordu ve sular fışkırıyordu. Titreyerek orgazm olup boşaldıktan sonra kendime geldim. Hemen panik oldum, ben ne yapıyorum diyerek, tuvalet kağıdıyla amımı sildim, kurulamaya çalıştım, ama halen sularım geliyor, çığlık atmamak için dişlerimi sıkıyordum resmen. Sonra çıktım ve salona doğru yürümeye başladım… Burak, “Hah, Dilek hanım da geliyor işte!” dedi. O sırada Serpil kalkmış, bardakları toplarken kocamın önünde domalmış ve resmen külotsuz amı görünüyordu. Orospu Serpil pespembe amını kocamın gözleri önüne sergilemiş, ağırdan ağırdan bardakları alıyordu. Serpilin amını ben gördüğüme göre, kocam da illaki görmüştür diye kocama baktığımda, kocam çadırı kurmuş ve sikini saklamak için uğraşıyordu. Ama boşa çaba sarfediyordu, ne yapsa belli oluyordu. Ben yokken Serpil kim bilir ne orospuluklar yaptı, neler söyledi ki, kocamın sikini bu şelikle kaldırmıştı. Acaba Burak olayın farkında mı diye baktım, Burak ta çadırı kurmuştu. Demek ki Serpilin kocamı baştan çıkarması onun da hoşuna gidiyordu. Serpil sonra da kocasına doğru domalarak, kocamın önündeki bardağı aldı ve orospu bu sefer de göğüslerini kocama sergiliyordu. Göğüsleri yusyuvarlak, gayet alımlı ve benim göğüslerimden daha iri ve diri idi. Nerdeyse uçlarına kadar açıktaydı. Serpil adeta, (Benim malım mülküm bu!) der gibi, heryerini kocama sergiliyordu. Serpil bardaklarla mutfağa gidip, sonra da mutfaktan bana seslendi, “Dilek… Bana az yardım etsen?” diye. Ben de mutfağa gitmek için kalktım ve Burak yine kalçalarıma bakıyordu. Üstelik kocamın yanında. Mutfakta Serpil bana gülerek, “Kız orospu, sen ne şanslı karısın!” diye lafa girince ben şok oldum, ağzım açık kaldı. Bozuntuya vermeden, “Neden ki?” diyebildim sadece. “Kocan çok yakışıklı ve kocaman siki var! Erdekten beri kocanın sikine bakıyorum, hayran kalıyorum!” deyince, şaşkınlığıma bir 10 kat şaşkınlık daha eklendi. İçimden (Orospuya bak, bu ne kaşarlık, bu ne samimiyet, böyle şeyleri çekinmeden bana nasıl söylüyor!) diye geçirip, “Nerden çıktı bu şimdi?” dedim. Serpil devam etti, “Görünen köy kılavuz istemez kızım, siki bariz belli oluyor, zaten şuan çadırı kurmuş vaziyette, nerdeyse pantolonu yırtacak yaramaz şey!” dedi. Ben artık dayanamadım ve “Sen de az orospu değilsin! Kocamı azdırmak için herşeyi yaptın, ne am kaldı görmediği, ne göt, nede göğüslerin, hepsi piyasada! Üstünü değiştirdin geldin, altına don sütyen giymemişsin, birde açıp her dakika gösteriyorsun kocama, önünde domalıyorsun amını gösteriyor oturuyorsun, bacaklarını açıyorsun, eğiliyorsun göğüslerin komple dışarda! Kusura bakma da, o da insan yani, adama işkence yapıyorsun!” dedim. Serpil de, “Amaan, Tanrının bildiğini kuldan mı saklayacaksın? Hiç görmediği bilmediği şey mi sanki, seni sikerken zaten görmüyor mu am göt göğüs?” dedi. Yine şok oldum, cevap veremedim. Serpil ise pişkin pişkin, “Ee, nasıl sikiyor seni? Hangi pozisyonlarda sikişiyorsunuz?” dedi. Duyduklarıma inanamıyordum, “Sen nebiçim bir kadınsın yaa, utanmıyormusun?” dedim. “Asıl sen utanmıyormusun bu koca yarraklı adamı sadece kendine saklayıp cimrilik yapmaya!” demez mi birden, ben yine şok tabi. Ardından ekledi, “Ben bugün kendimi ona siktirisem kızarmısın?” dedi. Tepem iyice attı, “Sikmez ki seni! Bana ihanet etmez!” dedim, ama içimden de tabi, (Erkektir belli de olmaz!) diye geçirdim… Serpil, “Ozaman deneyelim mi? Ben bugün kendimi senin kocana siktireceğim! Kızmak yok!” dedi. “Tamam, sikerse siker, ne yapayım?” dedim, ama içimi acaip bir hırs ve pişmanlık kapladı, ya Serpil orospusu emeline ulaşırsa, ya kocam benden başka birini sikerse diye. Ki Serpil tuttuğunu koparan biriydi, daha eve gelişimizde üzerini değiştirip o şekilde karşımıza çıktığında belliydi iddialı olduğu. İçimden, (Eğer kocam öyle birşey yaparsa, ben de boş durmam, ben de Burağa kendimi siktiririm! Böylelikle hem kocamla sikişirken konuştuğumuz grup sex fantazimiz de gerçek olur! Zaten seyrettiğimiz pornolardan, yaptığımız fantazilerden bu olaya hazırlıklı sayılırız. Üstelik ben de hep istiyordum 2 tane yarrağı aynı anda yemeyi. Hem Burak ta gayet yakışıklı ve iyi bir adamdı, ondan iyisini mi bulacaktım bu iş için. Ve Serpil de çok güzel, alımlı, sexi ve istekli bir kadın, amcığı, götü, göğüsleri, vücudu gayet güzel, kocam da sikmek için bundan daha iyi am mı bulacak?) diye geçirdim ve herşeyi akışına bıraktım. Mutfaktan çıktık… İçerde Burakla kocam oturmuşler, ikisi de çadırı kurmuş, birerde içki koymuşlar kendilerine, birbirlerine amlı götlü, sikişli sokuşlu fıkralar anlatıyorlar. Bir bardak, birer bardak daha derken, alkolün de etkisiyle sohbet iyice açıldı saçıldı. Benim hep bir gözüm Serpilde, bir gözüm kocamda ve sikinde idi. Kocamın bakışlarından Serpile sulandığını anlayabiliyordum. Ama Burak ta bana resmen sulanıyor, aslıyordu. Ve benim amım yine sulanmış ve alev alev yanıyordu. Serpil kalktı, yine kocama doğru domaldı ve Burağın bardağını aldı, “Koyayım mı kocacığım?” dedi. Burak, “Koy karıcığım!” deyince, Serpil yine yapacağını yaptı ve “Aslında senin bana koyman lazım ama…” diyerek bardağı doldurdu. Sonra birde müzik açtı ve kocama dönüp sexi bir şekilde oynamaya başladı. Kocamı baştan çıkarmak ve kendini siktirmek için her şeyi yapıyordu ve gerçekten de beceriyordu da. Orospu çok güzel oynuyor, arada amına götüne kadar gösteriyordu. Ve az sonra kocamı dansa kaldırdı. Kocamın sikine sürtünerek, sevişircesine dans ediyordu… Burak ta beni kaldırdı. Ben de Serpile inat, tüm hünerlerimi ortaya koymak için kalktım ve dans etmeye başladım. Çok geçmeden arkamda Burağın sikini sert bir şekilde hissetmeye başlamıştım bile. Belli ki amacıma ulaşmıştım ve ben de Burağı azdırmıştım. Ama bana da ateş basmıştı, heryerim alev alev yanıyor, amım, (Sik beni Burak!) diye bağırıyordu. Kalçalarımda Burağın sikini hissettikce daha fena oluyordum ve Burağın sikini daha çok hissetmek için uğraşıyordum ve iyice sürtünüyordum. Derken Burak terlemeye başladı ve üstündeki tişortu çıkardı attı. O kaslı vücudunu zaten Erdekten biliyorum. Bu arada aklıma ne kocam, ne de Serpil geliyordu, ne yapıyorlar diye merak dahi etmiyordum. Kendimi müziğin ritmine bırakmış, Burağın sikini hisetmek için önümü dönmüş, Burağın bacaklarının arasında dans ediyordum ve eteğimi sanki yırtacakmış gibi zorlayan, amıma dayanan sikini hissetmek çok süper bir zevkti. Kocamınkinden başka bir sike sürtünmek bile beni baştan çıkartıyordu. Bir ara Burağın eli kalçalarımda gezinmeye başladı. Arada kalçalarımı sıkıyor, avuçlayarak beni kendine çekip dahada yapıştırıyordu. Acaba bunları kocam görüyor mu diye bakmak için bir döndüm ki, kocam gözlerini bana dikmiş ve (Ne yapıyorsun?) der gibi sertçe bakıyordu. Doğrusu utanmıştım, kocam Serpilin yaptığı okadar orospuluğa rağmen halen mesafeli duruyordu. Tam toparlanıp yerime oturayım diye aklımdan geçerken, Serpil bana ve Burağa baktı ve kocamın dudaklarına yapışıverdi. Kocam da bana nispet yaparcasına, bana bakıp Serpilin beline sarılıverdi. Acaba kocam bana çok mu kızdı, neden böyle birşey yaptı diye düşünürken, Burak elini eteğimin altında daldırıp, kalçalarımı sıkmaya ve yoğurmaya başladı. Bir parmağını da, küloduma rağmen amımın içine sokmaya çalışıyordu. Kocam bunu da görünce Serpile yumuldu. Artık ok yaydan çıkmıştı… Ben de Burağın dudaklarına yumuldum ve ısırıcasına öpmeye başladım. Dillerimiz buluştu, ıslak ıslak öpüşüyoruz. Elimi de Burağın önüne attım, şortunun üzerinden okşamaya başldım. İçine çamaşır giymemişti ve siki alev gibi yanıyordu. Ama kocamın sikinden küçük olduğu bir gerçekti. Demek ki orospu Serpil kocamın koca sikine o yüzden bu kadar takmış ve istemiş dedim içimden. Ama mecburen elimizdeki ile yetinceğiz. Aslında çok küçükte değildi, bir kadını doyuracak boyutlardaydı. Döndüm baktım ki, Serpil elbiseyi sıyırmış, elbise ayaklarının dibinde duruyor ve tüm çıplaklığıyla kocamla dans ediyordu. Serpil kocamın tişörtünü çıkarmıştı. Sonra da eğilip kocamın koca sikini dışarı salıverdi ve tüm hışmıyla yutarcasına o iri sikini ağzına almaya başladı. Orospu bir yandan da bana bakıyor, (Ohh, istediğime ulaştım işte!) der gibi hareketlerle, alabildiğince o iri siki ağzına alıyor, gırtlağına kadar sokuyor, tekrar çıkarıyor, arada svazlıyor, tekrar yalıyordu. Kocam da Serpilin göğüslerini avuçlamış yoğuruyordu. Kocamın da müthiş zevk aldığı belliydi… Ee, artık ben de boş durmamalıydım. Burağın şortunu indirdim ve o lavoboda beni kendimden geçiren siki serbest bıraktım. Gerçekten de düşündüğüm gibi kocamınkinden ufaktı, ama yine de güzel ve damarlıydı. Ben de aldım ağzıma ve başladım yalamaya, emmeye. Burak ta boş durmuyor, gömleğimi çıkarıyordu. Sütyenimi çözüp memelerimi salıverdi ve başladı avuçlamaya. Avuçlarken de, “Bebeğim benimki kocanınkinden küçük, ama idare edeceksin artık, işlevi iyidir, zamanla göreceksin, seni sike doyuracağım, seni deliler gibi sikeceğim bebeğim, bebek gibisin, harikasın, 2 tane çocuk doğurmuşsun ama halen taş gibisin, kocan çok şanslı adam!” demesi beni dahada ateşledi ve yutarcasına sikini emeye yalamaya başladım. Bir yandan da taşaklarını yoğuruyordum. Buraktan zevk sesleri gelmeye başladı ve birden ağzıma boşalıverdi. Hepsini yuttum. Kocamınkini bile pek yutmam, ama bunu çok büyük bir iştahla, isteyerek, her damlasını yuttum ve ziyan olmasın diye de, komple kafasını yalayarak temizledim… O sırada Kocam da Serpil ağzını resmen sikercesine pompalıyor, Serpil de kendi amını avuçluyor ve okşuyordu. Çok geçmeden kocam da Serpilin ağzına boşaldı. Fakat öyle bir boşalmıştı ki, Serpilin ağzına döller resmen fışkırıyordu. Serpil de yutmaya çalışıyor, ama yetişemiyordu. Kocam boşaldığı halde siki daha inmemiş, halen taş gibi duruyordu. Serpil kocamın sikini emmeyi bırakmayınca, yerde 69 pozisyonun geçtiler, kocam da Serpilin amını yalamaya başladı. Ben de Burağın sikini tekrar hazırlamak için aldım ağzıma. Burağın siki hemen dikildi. “Hadi erkeğim, doyur beni, sik artık beni, amım alev alev yanıyor, sula onu döllerinle, söndür amımın ateşini!” dedim. Burak, “Yok! Önce amının tadını alacağım, suyunu içeceğim, sonra sikeceğim!” deyip beni yere doğru uzandırdı. Ben de iyice açtım bacaklarımı, amımı götümü komple önüne sergiledim. Yumuldu amımı yalamaya. Amımı yalarken, arada bir de götümü yalıyor, beni zevkten zevke uçuruyordu. Pembe bulutlarda geziyor, orgazm üstüne orgazmlar yaşıyordum. Serpil ise kocama, “Hadi rüyalarımın koca sikli erkeği, sik beni, amımı götümü sik parçala, onları bugün sana bol bol siktirecem, amımı da götümü de sike doyuracağım senin sayende erkeğim!” diye inliyordu. Kocam sikini eline almış, Serpilin amına sürtüyordu. Sonra birden geçirdi, Serpil orospusunun sesi soluğu kesildi. Kocam pompalarken Serpil inlemeyi bırakın, resmen ciyaklıyordu. Ben de, “Hadi Burak sen de beni sik!” diye bağırdım. “Tamam bebeğim!” diyerek, amıma sikinin kafasını hedefledi ve sırılsıklam amımın ıslaklığıyla bir anda giriverdi. Oysa ki amım ıslak da olsa, kocam girerken hissederdim, kanırtıra kanırtıra girerdi, amımı yara yara girerdi amıma. Burak amıma pompalamaya başladıdığında ben bir, “Ohhhh!” çektim. Bir yandan da kocamla Serpile bakıyordum. Serpil elini göğüslerine atmış mıncıklıyor, sıkıyordu. Belli ki kocam onu boşaltmak üzereydi. Ve Serpil bağıra bağıra boşalmaya başladı. Az sonra da Burak benim içime boşaldı, hemen ardından da ben rahatladım… Kocam ise daha boşalmamıştı. Serpil kocama, “Hadi erkeğim, benim götümü de sik, yırt götümü o koca sikinle!” diyerek domaldı. Kocam da Serpilin götüne dayadı ve girmeye çalışıyordu. Ama Serpil kocamın sikini alamıyordu. Sonunda kafası girer gibi oldu, ama Serpil orospusu feryad figan bağırıyordu. Bir baktım bacaklarından hafiften kan süzülüyor, sanırım kocamınkini alamamış ve götü yırtılmıştı. Serpil, “Bu böyle olmayacak! Burak sen gel götüme gir, aç götümü, senin sikine alışık benim göt nasılsa! Sen de koca sikli erkeğim uzan, tost yapacaksınız beni! Sonra da Dileği tost yaparsınız!” diyerek kocamı uzatıp, sikini amına alarak üstüne yavaşca oturmaya başladı. Yarak amına girerken Serpilden acı acı sesler geliyordu ve zor da olsa köküne kadar yavaş yavaş almıştı. Burak kalktı Serpilin götünde yerini almak için. Orospu Serpil tüm isteklerine, hedeflerine ulaşmıştı. Hem kocamı ayartmış, kendisini siktirmişti, hem de ilk tostu o olacaktı… Serpile imrenmedim desem yalan olur, keşke ilk ben tost olsaydım da bu iki yarrağı ilk ben içime alsaydım. Ama gece daha bitmedi, nede olsa ben kocamın sikine alışığım, hertürlü alıyorum, Burağınki de fazla büyük değil, Serpil orospusu sikilir sikilir sonra amı götü dağılır, sıra bana gelir ve ben zevke fazlasıyla ulaşırım diye düşündüm. Burak tam Serpilin götüne sokacakken, Burağa, “Dur aşkım, sikini ben kendi ellerimle yerleştireceğim Serpilin götüne, ama önce ağzıma alıp ıslatayım da, Serpilin götüne rahat girsin sikin!” dedim ve Burağın sikini azğıma aldım, emmeye başladım. Hem böylelikle Serpil biraz daha beklemiş olacak ve kuduracaktı. Ağzımda iyice ıslandıktan sonra tuttum Burağın sikini, yavaşca Serpilin götünün deliğine yasladım ve halen tutuyordum, Burak ta yavaşca ittiriyordu. Kafası az girince bıraktım ve “Hadi koçum kökle!” dedim. Burak kökleyince, Serpil bir Ohhh çekti ve başladı inlemeye, zevkten kudurmaya. Alttan kocam, üstten Burak, iki deliği de doldurmuşlar, Serpilin amını götünü sikiyor, pompalıyorlardı… Ben de boş durmamak için alttan taşakları yalamaya başladım. Serpilden sular geliyordu, arada onları da yalıyordum. Sonra Burak böğürmeye ve Serpilin götünden döller fışkırmaya başladı. Burak fazla dayanamamış boşalmıştı. Onları da yalayarak yuttum. Ama kocam halen pompalıyordu. Serpil uçmuştu resmen, gözleri kaymış, “Parçalayın, yırtın, amımı götümü parçalayın!” diyordu. Burağın siki küçülünce, Serpilin götünden sikini çıkardı ve kebdini kenara attı. Kocam halen sikiyordu Serpilin amını. Serpil de götünden çıkan sikin ferahlığıyla daha rahat hareket ediyor, kocamın yarağına bir kısrak gbi oturuyor kalkıyor, kıvırıyor içinde ve çığlıklar atıyordu, “İşte sikiş budur, sikilmek budur! Ne güzel sikiyorsun koca sikli erkeğim, halen içimdesin, sikin dolduruyor amımın heryerini, hissediyorum tamamen içimde taş gibi! Ben böyle hiç sikilmemiştim, sikine sağlık, beline kuvvet, erkeğim benim, sik beni, sik te Burak görsün, kadın nasıl sikilir öğrensin, görsün nasıl zevk aldığımı!” diyerek. Kendinden geçmişti, her halinden belliydi. Ama ben de Serpilin dediklerinden iyice tahrik olmuştum, biryandan amımı okşuyordum, bir yandanda göğüslerimi sıkıyordum. Burak kızgın bir şekilde kalktı ve “Hadi bebeğim al ağzına kaldır, nasıl sikiş yapılırmış biz de onlara gösterelim!” diyerek sikini ağzıma soktu. Ben Burağın sikini emerken, kocamın, “Geliyorummm!” sesiyle kendime geldim ve Burağın sikini emmeyi bırakıp, kocama, “Aşkım sakın Serpilin içine boşalma, ağzıma boşal, ağzıma istiyorum döllerini!” diye bağırdım! Burak da bana kızmış gibi bakarak, “Ben senin ağzına boşaltırım!” dedi. Burağa, “Az bekle, ben seniboşaltacağım aşkım!” dedim ve kocamın sikine yaklaştırdım ağzımı. Kocam Serpilin amından çıkıyordu ki, Serpil orospusu, “Çıkarma, içime boşalt, söndür yangınımı!” diye bağırdı. Bu iş artık iyice çığrından çıkmıştı. Fakat kocam beni herşeye rağmen seviyormuş ki, Serpili üstünden kaldırıp kenara itti, sikini benim ağzıma soktu ve komple gırtlağıma kadar dayadı. Ve sıcak sıcak döllerini de fışkırtarak gırtlağımdan aşağı indiriverdi… Serpil baygın bir şekilde kenarda hareketsiz duruyordu. Ben de Burağın sikini elimle 31 çeker gibi sıvazlıyor, onu beni tost yapması için hazırlıyordum. Kocam nasılsa hazır olurdu. Burağın sikini nihayet kaldırdım ve “Hadi bakalım erkeklerim, tost sırası bende, beni de tost yapın!” dedim. Burak, “Tamam, ben de dört gözle bunu bekliyorum!” dedi. Serpil de kocamınkini ağzına almış, bana hazırlıyordu. Serpil nefes alabildiği bir anda, kocama, “Beni daha götümden sikeceksin, unutma!” dedi. Ve sikler hazırdı, dimdik, ayakta, füze gibi beni bekliyorlardı tost için. Burak, “O güzel götüne ben girmek istiyorum!” dedi. Ben de, “Hay hay, nasıl istersen Burakçığım!” dedim. Kocam uzandı yere, ben o çok sevdiğim kocamın sikine kavuşmanın hazzıyla bir çırpıda alıverdim amıma. Yine girerken kanırttıra kanırttıra girmişti amıma. Kocamın ağzına da göğüslerimi verdim. Burak ta arkama yanaşıp, yavaşca götüme giriverdi. Bir Ohhh çektim ki, düşman çatlatırcasına… Ve başladılar amıma götüme pompalamaya. Onlar pompaladıkça ben zevke geliyor, 1 bağıracağıma 5 bağırıyordum, sırf Serpile inat olsun diye. Ben bağırdıkça, Serpil de kıskanç bir şekilde kendi amını parmaklıyordu. Erkeklerim ise deliklerimde ritmi gayet güzel tuturmuşlardı ki, birden Burağın bağrışıyla birlikte götümde bir sıcaklık hissettim. Burak benim güzel götüme, ateş gibi yanan götüme daha fazla dayanamamış ve boşalmıştı. “Sakın çıkartma Burakcığım, devam et sik beni, götümü sikmek istiyordun ya işte, götüm senin, sik götümü parçala, hadi koçum!” dedim, onu gaza getirdim ve biraz daha pompalamaya devam etti. Sonra içimde küçülmeye başlayınca çıkardı. Kocam ise alttan amıma daha seri pompalamaya başladı. Sanki, aşkım ben burdayım, merak etme, der gibi şiddetle pompalıyor, amımı yırtarcasına sikiyor ve beni orgazm ediyordu. Sonunda kocam da bir volkan gibi boşalmaya başladı. Bu ne şiddetli bir püskürtme idi, dölleri taa rahmimin duvarlarında hissediyordum, öyle tazyikli idi. Kocam sikini amımdan çıkardığında, siki halen kazık gibi duruyordu. Sikini sıvazlayarak, Serpile, “Hadi Serpil domal, götüne sokacam!” dediğinde, ben bile şaşırmıştım kocamdaki bu isterikliğe. Serpil orospusu tabii dünden razı, “Hadi koca sikli erkeğim, sik beni, yırt götümü, kanasa da, bağırsam da, bayılsam da, aldırma, köküne kadar sok, götümü sik parçala!” diyerek hemen domaldı. Burağa baktım, bir kenara geçmiş bizi seyrediyordu. Ben de önce kocamın sikini yalayarak ıslattım, sonra da Serpilin götünün yanaklarını ayırdım ve deliğine bolca tükürdüm, götüne rahat girsin diye. Kocam yerini aldı ve Serpilin götüne sikini dayadı ve yavaşca sokmaya başladı. Serpil bağırıyordu, ama, “Durma devam et, hepsini sok, köküne kadar götümün içinde hissetmek istiyorum erkeğim!” diye bağırıyordu. Ve kocam şiddetli bir şekilde kökledi. Ben de onların arkasına geçip, kocamın taşaklarını yalıyordum. Yalarken ben de domalmıştım ve kocamın amıma akıttığı döller bacağıma süzülürken, baktım Burak yumuldu amıma yalamaya başladı… Fakat Serpile hayret ediyordum, inadına da olsa, hakikaten götüne kocamın o kocaman yarrağını köküne kadar almıştı. Üstelik götü harbiden yırtılmış parçalanmıştı, buna rağmen karı halen, “Sik götümü!” diye kocama bağırıyordu. Artık kocam da pompalamaya başlamış ve Serpili bağırta bağırta götünü sikiyordu. Burakla oturduk, 15-20 dakika onları seyrettik. Sonunda Serpil kocama yalvarmaya başladı, “Hadi boşal artık erkeğim, doldur götümü döllerinle, hepsini içime akıtmanı istiyorum!” diye. Kocam da gelmek üzereydi ve bağıra bağıra Serpilin götüne boşaldı. Serpil halıya yapıştı, kocam da onun üzerine yığıldı, öylece kaldılar. Kocamla gurur duyuyordum, demek ki benim erkeğim tam erkek ve çok iyi bir sikici, ikimizi de bitirmişti… Hepimiz biraz uzandık ve dinlendik. Sonra sırayla duş almaya gidecektik. Kalktığımızda etrafa bir baktık ki, heryer döl içinde kalmıştı. Serpil, “Bizim yukarda yatak odasında duş var, biz yukarı çıkarız, siz buraya girin!” dedi. “Peki!” dedik, gidip duşumuzu aldık. Geldik salona. Az sonra onlar da indiler. Serpil yanıma geldi oturdu, “Kız kocan harika bir sikici, beni dağıttı valla. Ben bugün kocana kendimi siktirecem demiştim değil mi, siktirdim işte gördün. Ama sen de az orospu değilsin, sen de sikilmeye doymuyorsun!” dedi. Burak ta kocama, “Tebrik ederim üstat, fena siktin benim karıyı, amını götünü dağıttın orospunun, ama müstahak o, Erdekten beri okadar çok istiyordu ki senin tarafından sikilmeyi ve emeline ulaştı!” dedi. Sonra bana dönüp, “Sen de harikasın bebeğim, sen sikilmeye doyulmayacak kadınsın! Kocan çok şanslı, iyi erkek seçmişsin, zaten sana da onun gibi erkek yakışırdı!” dedi. Eve gitmek için kalktığımızda nerdeyse sabah olmak üzereydi, şafak söküyordu. Kapıda öpüşüp vedalaşırken, Serpil kulağıma eğilerk, “Ben yine yemek isterim o kocaman siki Dilekciğim, haberin olsun, kıskanmak, darılmak yok!” dedi. Ben de, “Ne zaman istersen yiyebilirsin canım!” dedim ve çıktık. Gerçektende harika bir gece olmuştu, ama hiç aklıma gelmezdi böyle sikişeceğimiz! Hoşçakalın! [Dilek]