PARIS’TE SEKS BASKADIR. BOLUM 4

PARIS’TE SEKS BASKADIR. BOLUM 4
KARIMIN ARKADASI VE KOCASININ KUZENI

Elif, o gece, butun ciplakligi ile bunlari Nihale’e anlatinca, Nihal’de kendi marifetlerini ortaya dokmus.

Hakan’in kuzeni 18 yasindaki Metin, universiteye basladigindan beri, Hakan’in son model elektronik oyuncaklari ile oynamak ve beraber Home Theatreda en son macera filmlerini seyretmek icin hafta sonlarini Hakanlar’da gecirir olmus. Nihal, yasananlari Elif’e zevkle anlatmaya baslamis:

“(kikirdayarak) Metin’i gayet iyi taniyorsun, 18 yasinda olmasina ragmen, cok daha kucuk gosteriyor, sence de oyle di mi? Hem boyu oldukca kisa, hem de sakallari, biyiklari cok seyrek. Kavruk kalmis bu sarisin oglan. Ayni zamanda cok cekingen, ama terbiyeli, efendi ve kibar bir cocuk. Onceleri yuzume bakmaya bile cekinirdi. Bildigin gibi, Metin, bize genellikle hafta sonlari geliyordu. Hafta sonlari da benim dinlenme gunum oldugu icin, dogal olarak evde cok rahat dolasirim. Hakan’i heyecanlandirmak icin giydigim, fakat pek bir ise yaramayan seffaf geceliklerimle, Hakan’la Metin uyanmadan, sabahlari mutfakta kahvalti hazirlamaya baslardim. Boyle bir gun Metin mutfaga gelip, beni, altimda yalnizca kucucuk kulotum ve uzerimde seffaf geceligimle gordu. Yani anlayacagin butun mallar ortadaydi sekerim. Erkek olsam benim bile seyim kalkar yani. Bu bizim kibarcik hemen basini one egdi. Bende, onun 18 yasinda oldugunu bilmeme ragmen, yasini hic gostermedigi icin, daha bir cocukmus gibi dusunerek kendimi ortmeye hic zahmet etmedim.

Daha sonralari, ben mutfakta calisirken, arkamdan yaklasip, sanki kazayla olmus gibi, gecerken elini popoma surtturmeye falan basladi. Daha biyiklari bile yeni terlemis, sesi sanki yeni catallasmis gibi duran, ama tam erkek gibi dusunemedigim bu cocugun, erkeksi niyetleri olduguna hic ihtimal vermiyordum. Ilerleyen gunlerde, hafta arasi okuldan cikinca da gelmeye basladi. Bu gunler, her ne hikmetse benim muayenehaneye gitmeyip evde kalarak dinlendigim gunlere rastliyordu. Ben yine hic bir seye ihtimal vermedigim icin banyoya giriyor, banyodan cikinca uzerime sardigim havluyla evin icinde rahatca dolasiyor, Metin’in hic farkinda olmuyordum. Hatta giyinirken odanin kapisini bile kapatmiyordum. Birkac kez banyo sonrasi giyinirken gelip benle sohbet etmeye basladi. Dolabin kapisini siper ederek giyiniyordum, ama sonradan farkettim ki aynadan beni cirilciplakken izliyor ve pantolonun uzerinden çükünü ovusturuyordu. Bunu ilk defa farketince cok rahatsiz oldum, ama sonra dusununce hosuma gitti ve kendimi bir oyunun icinde buldum. Bu delikanli kocamin kuzeniydi, nasil olsa bana bir sey yapmayacakti diye dusundum. Herhalde daha yeni yeni cinselligi ogreniyordu. Ve ben de onu guzel goruntuler esliginde mutlu etmeyi cok kiskirtici bulmustum. Isten eve dondugumde, yine oda kapisi acik ustumu degistirirken, mutlaka geliyor, sohbet ediyor gibi yapip beni izliyordu. Bende onu hic bir zevkli goruntuden mahrum etmiyordum. Once bluzumu cikartiyor ve dantelli sutyenimle kaliyor, meme uclarimi rahatca gorebilmesi icin yakinindan geciyor, etegimin kopcalarini ona actiriyor, etegimi cikartip corabimla kaliyordum. Ayagimin birini yatagin uzerine koyup ince kulotlu corabimi cikartirken, Hakan gibi bu cocuk da cok heyecanlaniyor, heyecandan belli olduguna aldirmaksizin, pantolonunun cebine soktugu eliyle çükünü ovaliyordu. Daha sonra sutyenimi dolap kapagi arkasinda, onun aynadan bana bakislari arasinda cikartiyor ve uzerime mini bir ev elbisesi giyiyordum. Yemek hazirlarken yardim bahanesi ile yanima geliyor, daha once, utanarak eliyle yaptigi surtunme hareketlerini simdi butun bedenini surterek yapiyordu. Sonra bazen ayaklarimin usudugunu soyleyip, odama gidip bir jartiyersiz, dantelli corap alip, bu arada donumu amimin dudaklari arasina sikistiriyordum. Salonda koltuga oturup, onun gozleri onunde seksi hareketlerle, bacaklarimi yukariya dogru gerdirerek coraplari giyiyor bu arada acilan apus aramdan orami sergiliyordum. Metin bu kadar heyecena dayanamayip, kosar adim banyoya gidiyordu. Tabiki masturbasyon yapmaya. Bu durumlar cogu zaman, sevgili pisirik kocam maclara gittiginde oluyordu.

Bir hafta sonu banyoda jakuziyi doldurmus, sampanya ile keyif yaparken kapinin tiklatildigini duydum. Evde bir tek Metin vardi. “Ne oldu Metin” diye sorunca “Nihal abla kapici geldi bir sey sorabilirmiyim?” dedi. Bende her yanimi kaplayan kopukleri, ozellikle goguslerimin uzerinden temizleyip “gel Metin” dedim. Metin iceri girince tutulup kaldi. Ilk defa goguslerimi aynadaki yansimasindan degilde, oldugu gibi goruyordu. Yutkunup, “yoneticinin gecen ayin makbuzlarina ihtiyaci varmis” dedi. Ben de, apartman evrakinin nerede olduklarini anlatirken, kopukler acilinca, yeni agda yaptirdigim bacak aram oldugu gibi suyun altindan meydana cikti. Metinim hem beni dinlemeye calisiyor, hem de kilitlenmis olarak orama bakiyordu. Sonunda kapiciya makbuzlari verip, verdim demek icin bu sefer kapisini vurmadan banyoya girdi. Bana, “ben hic bu jakuzilere girmedim daha once” deyince, “peki al dusunu gel yanima” dedim. Cocukcagiz az daha dusup bayilacakti. Heyecanini caktirmadan, utanarak ve bana arkasi donuk bir cirpida soyundu ve dusunu aldi. Tuysuz oglan, onunu kapayarak gelip jakuziye girerken, tutunmak icin elini cekince kalkmis çükünü gordum. Fazla buyuk degildi. Zaten, malum, Metin’in boyu da kisaydi. Eh, bu boya bu alet diye dusundum. 18 yasindan sonra boyu ne kadar uzar ki çüküde irilessin diye dusundum. Amam canim neyse, bana ne bunlardan, dedim ve uzerinde fazla dusunmedim. Jakuziye giripte masaj dugmelerini acinca cok hosuna gitti. Kuvetin icinde karsilikli cirilciplak oturuyorduk. Eliyle suyun altindan, sanki yanlislikla olmus gibi bacaklarima dokunuyordu. Bende kendimi iyice yatar pozisyona getirince, bacaklarimi Metin’in vucudunun iki yanina dogru yerlestirdim. Metin’de biraz kaykilinca, birden amimin onunde Metin’in çükünü hissettim. Sanki jakuzinin basincindan oluyormus vucudumu gibi ileri geri hareket ettirmeye basladim. Ileri geri gidip geldikce amim, Metin’in kabarmis ve sertlesmis sikine bir deyip, bir ayriliyordu. Cocugun gozlerinin icine bakarak bunu yapmaya devam ettim. Garibim, yuzunde gulumsemekle, tahrik olmusluk arasinda bir ifade ile basini egmis jakuzinin icine bakiyordu. Cok zevk almaya baslamistim. Ictigim sampanyalarinda etkisiyle artik terbiye merbiye kalmamisti. Ileri geri gitmeyi birakmis, Metin’in sikini amimin agzina iyice yaslamis, asagi yukari surtturuyordum. Cocuk bir hamle yapsa, sikini amima sokmasi isten bile degildi. Birden Metin gerilip oylece kaldi. Zavalli cocuk iki surtmede bosalmisti. Bunun uzerine, Metin utanc icinde, “cok ozur dilerim Nihal abla, ben n’aptim. N’olur beni affet, bi daha olmayacak, Hakan abime soyleme” diye neredeyse aglamakli bir sekilde bir anda jakuziden cikip havlusunu alip gitti. Aslinda cocugun bir kabahati yoktu. Her ne kadar, beni ne kadar arzuladigi, her halinden belli olsada, onu jakuziye ben davet etmis ve bu kucuk seks oyununu ben baslatmistim. Bende cikip arkasindan gittim “tamam merak etme Hakan’a soylemicem” diye teskin ettim.

Bu olay uzerine Metin bize bir ay hic ugramadi. Hatta Hakan bile, ne oldu bu cocuga boyle, diye merak etti ve bir hafta sonu yine telefon edip cagirdi. Eve geldiginde bana karsi super mahcup, yuzume bakamiyor ve hatta benle konusamiyordu. Cuma aksami yine bir macera filmi seyrettiler. Hakan cumartesi gunu maca gitti. Bende banyo alip, odama gecip kurulandim. Metin ortalarda gozukmuyordu. Kendimi havluyla yataga birakip, biraz kestirmeye basladim. Birden bacaklarimin oksanmasini hissetmemle uyandim. Metin bacaklarimi oksuyor, orama dogru cikiyordu. Zaten uzerimdeki havlu acilmis, her yerim ortaya cikmisti. Metin “dayanamadim Nihal abla, sende istersen biraz seni oksayayim, soz, fazla ileri gitmeyecegim” deyince şok oldum. Ne diyecegimi bilemeden kendimi biraktim. Metin, ayaklarimi, bacaklarimi, baldirlarimin ic kisimlarini masaj yapar gibi oksayarak apus arama yaklasmisti. Dokunuslari, oksamalari cok hosuma gidiyordu, iyice tahrik olmustum. Orama yavas ve ozenli bir sekilde parmaklarini sokup cikartmaya basladi. Amim sirilsiklam oldu. Parmaklarini sokup cikartirken zevkten vucudum kivranmaya baslamisti. Aldigim zevkle beraber, Metin’le su anki durumumuzu dusununce ve Metin’in beni siktigini hayal edince orgazma ulastim. Evlendikten sonra ilk defa bir cinsel iliskiye girmeden orgazm oluyordum. Metin benim erotik kivranmalarima ve yaptigi ise dayanamadi ve verdigi sozu tutup daha da ileri gitmemek icin, yine kosar adimlarla banyoya gidip, kapiyi kapatmaya firsat bulamadan masturbasyon yaparak bosaldi. Bende arkasindan seyrettim.

Daha sonraki gunlerde, beni mutfakta sıkıştırıyor ve Hakan salonda televizyon seyrederken, goguslerimi aciyor ve iri memelerimi emiyordu. Bazen uclarini biraz sertce isiriyor, ben de ses cikartmamak icin kendimi tutuyordum. Opusmek icin parmaklarinin uzerine yukseliyor ve bende biraz asagi egiliyordum. Vantuz gibi dudaklarimi emiyor ve mosmor birakiyordu.

Bir gun aksam eve geldigimde odamda soyunurken, yine Metin’in beni seyrettigini fark ettim. Artik utanmadan disari cikardigi sikini, gozumun onunde sivazliyordu. Yatagin uzerine oturmus sutyenimi cikartirken, birden gelip beni omuzlarimdan sirtustu yataga itti. Uzerimde bir tek kulotlu corabim ve tanga kulotumla kalmistim. Ayak parmaklarimdan yalamaya basladi. Ince corabimin uzerinden kucuk parmaklarimi ve bas parmaklarimi tek tek emiyordu. O emdikce, hem zevkten, hem de gidiklanmaktan yatagin ustunde kivranmaya baslamistim. Sonra bacaklarimi yukari dogru kaldirarak, ayak tabanlarimi yaladi, topuklarimi hafif dokunuslarla isirdi. Gozlerimi kapatmis, goguslerimi avuclayarak, uclarini cimdikleyerek aldigim hazzi ve zevki cikartmaya calisiyordum. Bacaklarimi, dizlerimi ozenle ve uzun uzun yalayarak baldirlarima geldi. Baldirlarimin ic kisimlarina dokunulmasindan cok zevk aliyordum. O da, daha onceki sevismelerimizden bunu anlamis olacak ki, corabimin uzerinden yavas yavas oksayarak ve yalayarak beni cilgina cevirdi. Kisik kisik nefes aliyor ve belli belirsiz cigliklar atiyordum. Derken, corabimi cikartmak istedigini fark ettim. Bana “bu isi bana birak” der gibi bir isaret yapti. Yavasca belimin altindan kulodumla birlikte kulotlu corabimi siyirdi. Yine bacaklarimi oksayarak corabimi cikardi. Kendiside acelyele cirilciplak soyundu. Ciplak ayak parmaklarimi bir kez daha tek tek emdi ve tabanlarimi yaladi. Sonra yukarilara geldi ve amimi yalamaya basladi. Amimin dudaklarini diliyle yaliyor ve emiyordu. Amimin dudaklari gul gibi acilmis, iyice irelesmislerdi. Internetteki porno sitelerde Hakan’la seyrederken gordugumuz gibi, heriflerin karilara yaptigi sekilde, amimin dudaklarini agzina aliyor, emiyordu. Sonra dilini amimin icine daldirmaya basladi. Sanki sikiyordu. Dilini soka cikara beni orgazma ulastirdi. Deyim yerindeyse sarsilarak ve ciglik atarak orgazm oldum.

Beraber o kadar porno film izlememize ragmen, kocam hic bir zaman beni boyle sevmemis, yalamamis ve bu sekilde orgazma ulastirmamisti. Bu cocuk, birinde elleriyle, digerindeyse agzi ve diliyle, cinsel iliskiye girmeden beni muhtesem orgazmlara ulastirmisti. Siki kucuktu, evet, ama bu cocukla oynadigimiz erotik oyunun bagimlisi olmustum. Her tarafimi ona gosterdikten, sevdirdikten, oksattirdiktan sonra, onun masturbasyon yapmasi beni cok tahrik ediyordu. Hem su ana kadar bir birlesme yapmamistik ve kimse incinmemisti. Ama artik daha fazla dayanamiyordum, sikisme zamani gelmisti. Bu kisa boylu delikanlinin kucuk sikini icimde hissetmek istiyordum. Az once ben orgazm olmama ragmen, icimden “Metincim, bu sefer gidip masturbasyon yapma da, su isi artik tam yapalim” diye geciriyordum.

Benim orgazm oldugumu anlayinca, kisa bir sure icin geri cekildi. Yan yana cirilciplak yatiyorduk. Sonra, ben onu oksamaya baslayinca, geldi yine meme uclarimi isirdi, yaladi, emdi. Iri memelerimin her tarafini yaliyor, uclarina ayri bir ozen gosteriyordu. Sanki ac bebeklerin memeye saldirmasi gibi, zevk ve istahla bu isi yapiyor, beni cilgina ceviriyordu. Sonra, yuzume donup, yuzumun her bir kivrimini yumusacik opmeye basladi. Gozlerimi kapatmis, ani yasiyor, zevk aliyordum. Dudaklarimin kenarlarindan optukce icim giciklaniyordu. Agzimi araladim ve dudaklarima yapisip emmeye basladi. Dilimi onun agzinin icine soktum. Agzinin icinde sanki yaladi, yuttu. Agzimin kenarlari tukuruk olmustu. Onlari diliyle temizledi. Bu arada uzerime abanmis, sikini orama bastiriyordu. Muthis bir zevk dalgasina kapilmistim. Elimi asagiya goturup sikini oksamaya basladim. Yumusak oldugunu hissettim. “Bu neden boyle. Her zamanki gibi, sopa gibi sert degil” diyince, heyecanlandigini soyledi. Birden yatakta dizleri uzerinde dogrulup, sikini yuz hizama getirdi ve agzima yaklastirdi. Bende bu taze gibi duran ve henuz kucuk seyi tumuyle agzima alip emmeye basladim. Agzimin icinde istahla emiyordum. Yine sepsert olmustu. Agzimdan cikartip, damarlarini yalamaya basladim. Alta inip temiz tasaklarini agzima aliyor, emiyordum. Sonra biraz yukari cikip, sadece basini agzima aliyor ve dilimle etrafinda daireler cizerek, istahla, sanki somuruyordum. Metin kafasini arkaya atmis, hiriltiyla karisik bir ses cikartiyordu. Metin birden geri cekildi. “Eyvah” dedim, “yine yapamadan bosalacak”. Goguslerimin uzerine bosaldi. Fiskirtmasi sanki hortum gibiydi ve hic gormedigim kadar uzun surdu. Goguslerimin uzeri koyu ve beyaz siviyla doldu. Tabiki genc delikanlinin spermleri cok gucluydu ve beni becermesine izin versem hamile kalacagim kesindi. Yine beni beceremedigi icin, aglamakli suratla banyoya gitti.

Metin’e iki sey sordum. Birincisi, daha once kadinlarla cok yapip, yapmadigi idi. Kuzey komsumuzdan hanimlarla, para karsiligi bir kac deneyim disinda baska bir tecrubesi olmamis. Bu deneyimlerin cok yapay bir tat biraktigini ve kadinlarin da geldikleri ulke gibi soguk olduklarini soyledi. O zaman, kadinlarin bu kadar hoslanacaklari tarzda, yumusakca oksayarak kadinlari bastan cikarmayi ve en tahrik edici sekilde oral seks yapmayi nerede ogrendigini sordum. Cevabi basitti: Internetteki porno sitelerinden ogrenmis. Di mi ama?

Bu gecen hafta oldu. Metin hafta arasi gelmedi. Ama iste bu hafta sonu yine burada.”

Hem karim Elif hem de arkadasi Nihal karsi cinsi perperisan tahrik edip, her turlu edepsizligi yapip, sonrada, “simdi sikisirsek kocalarimiza ihanet etmis sayiliriz” diyerek, erkeklere “elimde kaldi yazik” sarkisini soyleten, cok seksi karilardi.

Elif’in Nihaller’de kaldigi o hafta sonu gecesi: Yarin.
(Pazar, P.tesi haric hergun)

Kasaba 1 (Alıntıdır)

Kasaba 1 (Alıntıdır)
“Gitmeliydim buradan!”. On iki, tam on iki yıl geçmişti bu bunaltıcı köşesinde Anadolu’nun. Birkaç yıl kalıp, İstanbul’a dönecektim oysa ki. Gencecik bir öğretmen olarak geldiğim bu kasabada, hayallerim de benimle birlikte yavaş yavaş ölüyordu.

Bu sene giderim derken; evlilik, hadi artık seneye diye düşünürken; çocuk, çok kira veriyoruz bir ev alalım derken 10 yıllık ev kredisi, para yetmiyor ek iş yapmalı derken haftasonları dershanede öğretmenlik, nadir de olsa özel ders…
Hadi artık krediyi de bitirdik evi satıp gidelim derken eşimin annesinin hastalığı, ücretsiz izin alıp annesine bakmaya gitmesi, çocuk hasreti…Saplanıp kalmıştım burada.

Bayram, tatil, dershane yoksa haftasonu, ne zaman fırsat bulursam İstanbul’a gidip hem çocuğumu, eşimi görüyor, kayınvalidemi ziyaret ediyor, hem de bir iki gün de olsa hanımla hasret giderip tekrar kürkçü dükkanına; bu karanlık, basık kasabaya geri dönüyordum.

Yalnızlık artık koymaya başlamıştı. Bir taraftan da hayatı kaçırıyorum duygusu, bir daha bu yaşlara dönemem korkusu derken bunalıma girmiştim.

Okuldaki öğretmenlere asılsam adım çıkacak, dışarıda bir halt karıştırsam küçük yer , karım duyar, laf çıkar, bana yakışmaz diye diye, iş dışı tek uğraşım akşamları saatlerce erotik ve porno film izleyip bazen sabaha kadar internette dolanıp, içip içip sızmak olmuştu.

Artık geceleri sabahlamanın etkisiyle gözlerimin altı mosmor dolaşıyordum. Mesai çizelgesinden dakika şaşmayan ben, sabahları uyanmakta zorlanıp çoğu günler koştura koştura yetişir, bazen geç kalır olmuştum.

Cuma akşamı, bu bezgin hayatı, tekdüzeliği değiştirmeye sebep olacağını bile bilmediğim o akşam, okuldan çıkıp, biraz da kimseler görmesin diye kasabanın biraz dışındaki tekel bayiinden 5-6 bira, bir şişe de votka alıp eve döndüm. Kendimce biraz içip eğlenecektim.

Salonda içip, internette her zamanki gibi bir taraftan porno izleyip bir taraftan elim aletimde zaman öldürdüm. Normalde balkonda bile sigara içsem yüz yapan, içki içince kokuyorsun diye yanıma bile yanaşmayan karımın yokluğunu fırsat bilerek yaptığım bu kaçamak, en pahalı gece kulüplerinde içip eğlenmekle eşdeğerdi artık gözümde.

İki üç bira içip yatmayı planlarken canlı chat sitelerinden birinde genç güzel bir kadın ateşli bir sohbet tutturmuş gidiyor, bir taraftan da çocukluğumdan beri bayıldığım ince çoraplı bacaklarını üst üste atıyor, kimi zaman izleyenleri tahrik etmek için bacaklarını aralıyordu.

Artık porno izlemekten, çıplaklıktan bile bıkmıştım, onlarca kadının ucuz dildoları sokup çıkardığı bir et pazarına dönüşmüştü gözümde burası ve bu kadın tam aradığımdı tahrik olmak için. Ekrana kilitlendim, bir bira bir sigara daha içtim, kafam derin bir denizde yüzüyordu sanki…

Kalkıp yalpalaya yalpalaya yatak odasına gittim. Bazayı kaldırıp yalnız günler için “kargoda anlarlar mı, başkası alsa ne derim” korkusuyla aldığım, bazanın altında karımın evliliğin ilk birkaç senesinden sonra ayda yılda bir, binbir nazla giydiği seksi kıyafetlerin ve üç beş fantezi malzemesinin durduğu kutunun en dibine sakladığım yapay vajinayı alıp ekran başına döndüm.

Dumanlı kafayla kayganlaştırıcı jelin bir kısmını içine boca ettim, bir kısmını istemsizce üstüme başıma bulaştırdım. Bilgisayarın başına döndüm. Gözlerimle sanal güzelin kıvrımlarına, bir o yana bir bu yana attığı uzun, şekilli bacaklarına ve en çok da iç çamaşırını görebilir miyim diye bacak arasına dalıp, aletimi yapay vajinaya daldırdım, bu küçük dar silikon oyuncak; artık kimi istersem oydu; bu gece yirmili yaşlarda, ince uzun bacaklı, siyah ince külotlu çorap giymiş, üzerinde bordo renkli dizlerinin bir karış üzerinde biraz parlak ince bir gece elbisesi giymiş, esmer ve beyaz tenli, genç ve bir o kadar fettan bir kadındı…kafam çoktan bir dünya olmuştu…

…çok sigara içtim, perdelerde sarardı, hatun kesin dönünce salonda sigara içtiğim için cıngar çıkaracak… aman neyse…bacaklar…Ayşe Teyze, bacaklarının arasında dolanıp çocukluk masumiyetiyle beni kucaklarken dokunduğum bacaklar…Mine, okuldaki yeni öğretmen, daracık giyiniyor zilli, burası küçük yer, dikkat et Mine…Meltem, karımın kıskançlıktan arkasından beceriksiz diye atıp tuttuğu en yakın arkadaşımın genç karısı Meltem…bira bitti, biraz daha içsem…bira kalmamış votka…haftaya içecektim, neyse boşver…bacaklarını araladı, iç çamaşırı yok mu ne…başım çatlayacak sanırım, aletimden önce…peçete, peçete nerde…

…zırrrrrrrrr……telefon; Dershaneden Mehmet Hoca.
Ortalık aydınlık, kanepedeyim, üstüm açık, altım çıplak, belimde bir ağrı, başım; başım çok kötü.
-Nerdesin oğlum, ders başladı.
-Abi hemen geliyorum, arabada bi sıkıntı çı..
-Tamam lan tamam. Ben idare ediyorum, acele et.

Ne ara tıraş olup giyindim çıktım hatırlamıyorum. Okula benzemez dershane, paranı keser, daha olmadı çıkarır. Tam da karım ücretsiz izindeyken, annesinin bakım masrafının bir kısmı bizim üzerimizeyken. Ayakkabılarımı bile bağlamadan koyuldum yola. Müdüre yakalanmadan öğretmenlerin ders aralarında sigara içmeye indiği yangın çıkışından içeri sıvıştım, parmak uçlarımda sınıfın kapısına kadar sessizce geldim.

Sınıftan ayrılırken Mehmet’e teşekkür ettim. Kulağıma eğilip:
“-Sikicem belanı, az iç diyorum!” diye sessizce sövdü, çocuklar anlamasın diye bir kez daha bu kez duyabilecekleri bir sesle:
“-Teşekkür ederim Mehmet Hocam, arabayı hallettim, ben devam edeyim!” diye aradığında uydurduğum hikayenin devamını getirmeye çalıştım.

Mehmet; fakülteden sınıf arkadaşım, kader arkadaşım, beraber atandığımız bu sıkıcı köşede dost diyebileceğim tek adam. Aynı liseye atandık, aynı dershanede çalıştık. Aramızdaki tek fark, Mehmet’in zaten buralı olması. İlk atandığımız yıllarda benim yine fakülteden arkadaşım Burcu ile evlenmeme karşılık, Mehmet sekiz yıl bekar gezip çocuğumun doğduğu yaz, o sene okula yeni atanmış, yeni mezun olmuş Antalyalı edebiyat öğretmenine aşık olmuş, evlenelim ileride taşınırız buradan diye kızın da aklını çelip evlenmiş, memleketinde hayatından memnun olduğu için eşi Meltem’in buradan pek hoşlanmadığını, hizmet puanlarının artık daha iyi bir yere yeteceğini, gitmek istediğini sıklıkla dile getirmesine rağmen hep bir bahane uydurarak burada kalmayı başarmıştı.

Öğleye doğru başımın ve midemin ağrısı ders aralarında içtiğim limonlu sodaların etkisiyle biraz geçmiş, son derste çocuklara bitirdiğim konunun yaprak testlerini dağıtıp masaya oturup biraz kafayı dinlemiştim ki…Zehra Abla…Bugün temizlik günüydü.

Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Sabah evden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum, bilgisayar… bilgisayarı kapatmış mıydım… Uyku moduna geçmiştir. Peçeteler, kayganlaştırıcı jel, yapay vajina, iç çamaşırım, boş bira kutuları, votka şişesi…Eyvah ki ne eyvah.

Belki de gelmemiştir Zehra Abla, geç kalmıştır belki. Dersin bitmesine 15 dakika var. 15 dakika sonra öğle arası. Tövbe, bir daha tövbe, içmek yok. Nasıl bakacağım kadının yüzüne.

Zehra ablanın; ilkokula başlayacak yaşa getirene kadar çocuğumuza bakmış, evimizi çekip çevirmiş, bir telefonla zor zamanımızda koşup gelmiş, ayda verdiğimiz az miktar paraya kırk kez hayır dua etmiş, evimizin anahtarını teslim edecek kadar güvendiğimiz bu kadıncağızın yüzüne nasıl bakacağım… Bir daha utanıp gelmese kocadan kalma emekli aylığıyla nasıl geçinir. Ya hanıma çıtlatsa, yine mi dadandın içkiye diye başımın etini yese…

Bir umut arabaya atlayıp yola koyuldum. Kafamda onlarca düşünce, akşamdan kalma yorgun gövdemi üçüncü kata zar zor attım, ağzım kupkuru, dilim damağıma yapışmış, kapıya bakakaldım. Yaşlıca kadınların ayaklarında görmeye alıştığımız, anca iki parmak yükseklikte, dolgu topuklu, eski, hafifçe tozlu siyah bir çift ayakkabı! Zehra abla sektirmemişti yine.

Ses çıkarmadan yavaşça dönüp, merdivenleri usulca indim, arabaya binip kapıyı yavaşça çektim ve dershanenin yolunu tuttum. Görünmez olmak istiyordum; utançtan, çaresizlikten.

Öğleden sonrayı ne yapsam ne etsem diye düşünmekten, çocuklara ne anlattığımı bilmeden, test dağıtıp eski konuların sorularını çözdürerek geçirdim.

Çıkışta karımı aradım, hal hatır sordum, oğlum nasıldı, kayınvalide nasıldı derken asıl merakım Zehra ablanın hanımla konuşup konuşmadığını öğrenmekti. Karımın sesinde bir farklılık sezmedim, çok özlediğimi söyleyip sakın evde sigara içme, dışarıdan yemek yeme, Zehra ablanın yaptıklarıyla idare et, çıkarken kapıyı kilitlemeyi unutma…ve milyon tane daha ikazını tamam hayatım, peki hayatım diye dinleyerek kapattım. Eve gidip gerçekle yüzleşme vakti gelmişti.

Kapıyı aralayınca yeni temizlenmiş evlere has o koku geldi burnuma, hafif lavanta, hafif çamaşır suyu, yeni havalandırılmış bir ev…Normalde her cumartesi dershanedeki yoğun günün ardından kapıyı aralayınca huzur veren bu koku…bu kez farklıydı.

Çantamı hole bırakıp kravatımı gevşettim, korka korka salona doğru yürüdüm. Tertemiz! Masa, sehpalar, akşam sızdığım kanepe, hepsi tertemiz. Peçeteler, jel, bira kutuları, votka şişesi, hiçbiri ortalıkta yok. Yapay vajina, eyvah…Bazanın altına koştum; yok! Zehra Abla da…Karım annesine bakmaya gittiğinden beri haftalığını ben verdiğim için temizlik sonrası kapıda beni karşılayıp, haftalığını alıp hiç beklemeden “yemekler ocağın üstünde, sofranı da kurdum, Burcu Hanıma selam söyle. Bir isteğin var mı Kemal Bey!” diye sormayı ihmal etmeden, her seferinde “sağol abla” diye uğurladığım kadın yok.

Arayıp özür dilesem diye düşündüm ilk, vazgeçtim. Arayıp karıma anlatsam çok da ayrıntıya girmeden…Haftalığı alma bahanesiyle evine gitsem…

Sofraya baktım; yerli yerinde. Yemekler; ocakta. Banyo; yıkanmış. Yatak odası; toplanmış, baza kapalı. Gidecek olsa; neden onca temizliği yapıp bir de üstüne yemek yapıp sofra kurup gitsin. Bunca şeyi yaptıktan sonra neden haftalığını almayı beklemesin…Kendimden utandım. Bir daha gelse bile; benden on beş yaş büyük abla dediğim, çoçuğumu evimi emanet ettiğim, kocası iş 15 yıl önce iş kazasında hayatını kaybedince ondan kalma aylıkla iki çocuk okutmaya çalışan, yeri geldiğinde dertlerimiz, yeri geldiğinde sırlarımızı paylaştığımız bu kadının yüzüne bir daha nasıl bakacaktım!

Sofraya hiç oturmadan yemekleri buzdolabına atıp kafamda tilkiler gidip yattım.

Ertesi hafta zaman okul koşuşturmacasında akıp geçti, endişem yavaş yavaş azaldı. Cuma günü öğretmenler odasında Mehmet akşam için yemeğe beklediklerini söyledi. Her ne kadar rahatsız etmeyeyim diye ısrar etsem de cevap hakkı vermeyerek “yedide bizde!” diye talimat verircesine konuyu kapattı.

Akşam istemeye istemeye sokağın karşısındaki pastaneden biraz tatlı alarak Mehmetlerin eve vardım. Beklemeden sofraya oturduk. Meltem yine cıvıl cıvıl bir şeyler anlatıyor, bir taraftan da yemekleri servis ediyordu.

Derslerden sonra tiyatro çalışması olduğunu, Mehmet’in yemeğe geleceğimi geç haber verdiğini, aceleyle hazır köfte ve makarna yaptığını anlatırken bir taraftan aklımdan Burcu’nun bu tabloyu görse kızı yine acımasızca eleştireceğini, biraz da bizden genç olmasının ve henüz çocuğu olmadığından kendisinden daha iyi halde vücut hatlarının verdiği kıskançlıkla her fırsatta laf sokacak bir açığını göreceğini geçirdim.

Önemli olmadığını tekrar tekrar söyledim, Mehmet’le yıllardır arkadaş olduğumuzu, üniversitede aynı evde yaşadığımızı, yakınlığımızı bildiğinden Meltem de çok uzatmadan servisi bitirip müsaade isteyip üzerini değiştirip geleceğini söyleyip arkasını dönüp salondan görünen koridorda hızlıca yürümeye başladı. Bir an istemsizce arkasından baktım; üzerinde beyaz bluz ve ince bir hırka, altında diz boyu bir etek, bacaklarında siyah ince çorap, siyah eteğinin sardığı diri ve dolgun poposu…Meltem yatak odasına girip gözden kayboldu. Mehmet’in omzuma vurmasıyla irkildim.

“-Azdın mı lan! Hahahhaa!”

Densiz herif! Okuldan beri rahat bir adamdır. Arada Burcu hakkında konuşup beni taciz eder, her seferinde bozulurum, şaka lan şaka deyip fazla uzatmadan kapatır. Bu defa ben yakalanmıştım ve Mehmet bunu kaçırmamıştı.

Burcu üzerine kot ve tişört geçirip zaten hafif olan makyajını silemeden sofraya katıldı. Gözlerimi Meltem’in yanında bir densizlik yapmaması için Mehmet’e dikip dizimle dürttüm. Mehmet’te ahlak abidesi geçinen benim bu küçük potumu daha çok yüzüme vuracağını gösterir gibi bıyıkaltından gülümsüyordu. Meltem masadaki itiş kakıştan şüphelenip;

“-Niye gülüyorsunuz ya!” diye şaşkın bir yüzle sorunca “-bir şey yok, geçen dershaneye geç kaldım, ondan takılıyor bana” diye geçiştirdim.
Yemekten sonra biraz televizyon izleyip lafladık. Mehmet yeni eğlencesini bulmuştu; bana bakıp bakıp bir kahkaha patlatıyordu. Ben de o gerginlikle konuşurken bile Meltem’e bakmadan televizyonla oyalanmaya çalışıyordum. Yarın dershane olduğunu, sabah erken kalkacağımı söyleyerek izin istedim.

Mehmet’te:

“-Ulan ben çalışmıyorum sanki aynı yerde. Hem geç kalırsan idare ederim!” deyip bir kahkaha daha patlattı.

Meltem’e yemek için teşekkür edip elini sıktım. Mehmet beni kapıya kadar uğurladı. Mehmet kapıda geri dönüp sehpadaki bardaklarla meyve tabağından kalanları toplamaya uğraşan Meltem’e bakıp:

“-Bu gece ne yapsam acaba? Çok yorulursam yarın geç kalabilirim ha, idare edersin artık!“ diye bir kahkaha daha patlattı.

“-Sus ulan zevzek, senin diline düşmeye gelmiyor.” deyip bir dirsek attım. Arkamdan sırıtarak el sallarken merdivenleri inip ayrıldım.

Dışarıda gecenin serinliği eve doğru yol aldım. Ertesi gün; cumartesi! Zehra Abla! Zehra Abla gelecek mi? Gelirse ne derim? Gelmezse ne yaparım? Karıma nasıl anlatırım? Soru işaretlerini sırtlayıp merdivenleri çıktım. Vakit kaybetmeden kendimi yatağa attım. Ertesi günün gerginliğiyle bir o yana bir bu yana döndüm. Sabah erkenden uyandım, hazırlandım. Çıkarken portmantonun üzerine Zehra abla gelir umuduyla geçen haftayı da hesaba katarak iki haftalık para bıraktım, sonra sanki para çözecekmiş gibi cebimde geri kalan nerdeyse bir haftalık parayı daha bıraktım ve çıktım.

Dershanede öğle arasını zor edip zil çaldığı gibi arabaya atlayıp eve gittim. Ayakkabılar… Ayakkabılar kapıdaydı. Zehra abla gelmişti. Dershaneye dönüp günün geri kalanını bir parça rahatlamış geçirdim. Akşam da Zehra ablanın portmantoda bıraktığım parayı alıp ben gelmeden gideceğini düşünerek eve vardım ki ayakkabılar hala kapıda. Bir an gidene kadar dışarıda oyalanmayı düşündüm, sonra kendi korkaklığıma kızarak bir cesaret kapıyı çaldım: Zehra abla…

Kolları sıvalı, ellerini bulaştırmamaya çalışarak açtı kapıyı:

“-Buyur Kemal Bey, yemeği yetiştiremedim!” deyip içeri buyur etti.

Zehra abla ocak başında yemekle uğraşırken bir taraftan konuya nasıl girsem diye düşünerek mutfaktaki sandalyeye oturdum.

“-Fazla para bırakmışsın Kemal Bey!” demesiyle düşüncelerim bölündü.

“-Geçen hafta yetişemedim abla, iki haftalık bırakmıştım.”

“-Yok, daha fazla bırakmışsın.”

Biraz duraklayıp:

“-Dershaneden prim almıştım abla, ondan biraz fazla bıraktım.” diye geçiştirdim.

“-Olsun, ben fazlasını almam” deyince;

“-Tamam abla, hediye alırım ben de o zaman sana!” dedim. Cevap vermedi.

Aklımca kadını parayla, hediyeyle ayartacaktım ama doğru yoldan gitmediğimi anlayıp sustum.

“-Çok aç mısın Kemal Bey, yarım saate hazır yemek.”

“-Hayır abla, öğlen geç yedim, bunları dolaba koyar yarın yerim.”

“-Kahve yapayım o zaman istersen.”

“-O olur bak, ama kendine de yaparsan.”

Cevap vermeden üst rafa uzanıp cezveyi çıkardı, fincanlara uzandı, dikkatle izliyordum; biiiiir…ikinci fincanı da indirdi.

Kahveleri koyduktan sonra masaya geldi, yüzünde kızgınlık, kırgınlık ifadesi aradım: yoktu. Aksine havadan sudan, okuldan konuşup, Burcu’yu, annesini, oğlumu sordu. Kayınvalidemin hastalığına ne kadar üzüldüğünü, oğlumun babasından ayrı kaldığını, böyle gurbetlik çekmenin zor olduğunu anlattı, üniversitede okutmaya çalıştığı çocuklarından, onları ne kadar özlediğinden dem vurdu.

Hayranlıkla izliyordum; ne olgun kadındı. Yalnız başına iki çocuk büyüt. Kocadan kalan üç kuruş maaş, çocuk bakarak, ev temizleyerek kazandığı ekstra parayla iki çocuğu da üniversitede okut…Hazırlık döneminde çocuklarına yardımı olsun diye dershaneden kitaplar, testler getirip, zorlandıkları zaman da karım, bazen de ben özel ders vererek yardım etmeye, başka branşlarda nazımızın geçeceği arkadaşlara rica edip parasız ders verdirmeye çalışmıştık. Ne zaman çocuklardan laf açılsa bunları anıp hayır dua eder, bizi verebildiğimiz azcık haftalıktan dolayı hiçbir zaman mahçup etmez, daha da minnet duygusu uyandırırdı.

Üzerimdeki bu yükten bir an önce kurtulmak istiyordum, lafa girdim:

“-Abla geçen hafta için özür dilerim, çok utandım, kusura bakma.” Biraz durakladı, o aradaki üç beş saniye ömrümden birkaç yıl çaldı.

“-Neyin kusuru, yalnızsın, olur öyle erkek kısmı arada içer, eğlenir.” dedi şefkatli bir gülümsemeyle.

Derin bir oh çektim. Ben kalkayım artık deyip iş yaparken geriye sıyrılmış yazmasını tekrar gevşetip kırlaşmaya başlamış boyasız saçlarını tekrar yazmasının içine sokarak başını bağlayıp kapıya yöneldi. Çıkmak üzereyken:
“-Kemal Bey, şeyi hanımımın çamaşır dolabına koydum!” dedi.

Bir şey anlamamıştım:

“-Neyi abla?” dedim.

“-Şeyi işte!” dedi birisi duyacakmış gibi kısık bir sesle utangaç bir şekilde başını öne eğip kasıklarını işaret ederek. Ben şaşkınlıkla bakarken hiç yüzüme bakmadan iyi akşamlar dileyip kapıyı çekti.

Yatak odasına geçip karımın tarafındaki çamaşır dolabını açtım. Külotların arasında duruyordu: yapay vajina. O karmaşada, vicdan muhasebesinde, koşuşturmacada aklıma bile gelmemişti nerede olduğu. Dahası o günden sonra bir haftadır ne porno izlemiş ne masturbasyon yapmıştım. Mehmet’in Meltem’in arkasından dalıp gittiğimi yakalayıp her fırsatta taciz edip sululuk etmesi de tuz biber olmuştu.

Elime alıp inceledim; temizlenmişti. Jelden vıcık vıcık bıraktığım bir de üstüne içine boşalıp unuttuğum yapay vajina tertemiz, kuru bir şekilde karımın külotları arasında duruyordu.

Aklımdan başka bir kadının spermlerime dokunduğu geçti, kasıklarım karıncalandı. Bir haftadır boşalmamıştım. Bir an Zehra ablanın elimde tuttuğum bu silikon oyuncağa dokunduğunu düşündüm. Pantolonumu çözdüm, makyaj çekmecesinden elime geçen ilk kremi alıp alelacele sürdüm. İçine girdim, gözlerimi kapayıp ayakta bir süre gidip geldikten sonra kendimi yatağa atıp, yatağın üstünde gidip gelmeye başladım.

“-Neyi abla?”

“-Şeyi işte!”…Kasıklarını işaret etmesi, yüzündeki utangaç o ifade.

Aklımdan bu masum kadını çıkarmalıydım. Son zamanlardaki favori masturbasyon malzemelerimi düşündüm. Mine’yi ve öğretmenler odasını dolduran şen kahkahalarını, göz ucuyla bakıp dasürekli giydiği dar pantolonundan aklıma kazıdığım dar poposunu, Meltem’in külotlu çoraplı bacaklarını ve hızlı hızlı koridorda yürürken daldığım dolgun poposunu…Olmuyordu. İçinde gidip geldiğim oyuncağa Zehra ablanın dokunduğu, belki meraktan kokladığı, hatta ıslaklığın ne olduğunu anlayıp tatmış olma ihtimali…Aklımı oynatacaktım sanırım. Zehra ablayı yatağa yüzüstü yatırdığımı, geniş kalçalarının üzerine tüm ağırlığımı verip becerdiğimi hayal ettim. Vücudumdaki tüm kan kasıklarıma hücum etmişti sanki, son yıllarda bu kadar sert ereksiyon olmamıştım hiç ve birkaç dakika içinde boşalmadım sanki kasıklarım patlayıp tüm vücudumu, endişelerimi, azgınlığımı, dertlerimi, her şeyimi akıttım.

Yatağın üstünde ne kadar zaman yüz üstü öylece kalıp düşündüm bilmiyorum, nefesim düzelip beynime tekrar kan gitmeye başlamıştı.

İyice zıvanadan çıkmış olmalıydım, Zehra ablayı becerdiğimi düşünerek boşalacak kadar. Bu düşüşün dibi var mıydı bilmiyorum!

Ece oldum ALINTI

Merhaba ben Gökhan 18 yaşındayım.maalesef cd pasif bir gayım.Malesef diyorum çünkü ben böyle olmak istememiştim ama gelişen olaylar beni bu hayata mahkum etti.Sizlerle paylaşmak istediğim de bu yaşantımı başlatan olaylar. ama sonra çok hoşuma gitti. ve artık isteyerek yapıyorum 17 yaşındaydım.Diğer erkek arkadaşlarımın aksine benim vucudum kılsız parlaktı.Ergenlik çağı ile gerçekleşmesi gereken değişiklikler bende oluşmuyordu.Ben bu durumu kendime takıntı yapmıştım.Beraber dolaştığım kendi yaşıtlarımdan sanki 3-4 yaş küçükmüşüm gibi duruyordum. Elbetteki bu durumumdan diğer arkadaşlarımda farkındaydı.Çevremdeki kişiler benimle kız Gökhan diye alay ediyorlardı.Bu olaylar karşısında ben giderek kendime çekilip dahada içine kapanık biri oluyordum.Tek arkadaşım Mehmet kalmıştı.O diğerlerinin aksine bana daha içten davranıyordu.Buda benim Mehmete daha çok yaklaştırıyordu.Mehmet`e güvenmemin acısını biraz geç öğrendim. Şubat tatilindeydik Mehmet birgün Gökhan bizimkiler köye gittiler akşam ailenden izin alda bu akşam bizde parti yapalım dedi.Ben hiç düşünmeden kabul ettim.Ailemde zorluk çıkartmadı çünkü Mehmet çalışkanlığı ile mahallemizde nam salmıştı.Bende bunu bildiğimden aileme bana eksik derslerimde yardım edeceğini söyledim. Akşam Mehmetlerde buluştuk.Kenan ve Serkanda gelmişti.Birer bira içtikten ve yemek yedikten sonra bira içmeye devam ettik.Kafalarımız çakır keyif olmuştu.Mehmet hadi cezalı pişti oynuyalım dedi.Ceza olarak yenilen yenenin bir dediğini yapacak aslında bu oyunu daha önceden planlamışlardı. Ben piştiyi pek bilmiyordum doğal olarakda devamlı yeniliyordum.İlk başlarda şunu getir bunu götür gibi cezalar veriyorlardı.Mehmet bir kaç el sonra ablasının odasında ablasının makyaj çantasını getirip bana pembe renk bir ruj uzattı.Bu elin cezası olarak dudaklarına ruj sürüneceksin dedi.İtiraz etmeye kalktım. Mızıkçılık yapma yoksa diyerek elinin tersini gösterdi.Bu halimle onlara karşı koyamazdım.Mehmet uzat şimdi dudaklarını dedi Ben çaresizlikten uzattım.Hayatımda ilk defa ruj sürüyordum.Kenan yavrum benim harikasın diyerek bursa escort yanağımdan makas aldı.Serkan Yavrum sen erkek değil kız doğmalıymışsın dedi. Ben saçmalamayın sadece oyun oynadığımız için sürdüm dedim.Oyun sürdükçe ben sürekli kaybediyordum.Kaybedimişimin sebebi olarakta bana makyaj yapmaya devam ediyorlardı.Saat akşam 10 olmuştu.Oyunu bıraktık ben yüzümü yıkamak için banyoya gidecektim.Mehmet nevar Gökhan bunda biraz dursun dedi. Geç hadi içeri dedi ben makyajımı silemeden salona geçtim.Serkan ve Kaan beni kanepede aralarına oturttular ve bacaklarımı ve popomu okşamaya başladılar Ben ne yapıyorsunu diyerek kalkmaya çalıştım.Serkan birazda sert bir şekilde kolumdan tuttu.Dur bakalım Gökhancım biraz eğlenelim ne var bunda dedi. Olmaz diye itiraz ettim ama nafile gözleri dönmüştü.Çocuklar yapmayın ben erkeğim şakanın bukadarıda fazla dediğimde Mehmet şaka yapmıyoruz.Artık sana gerçeği söyleyelim biz seni burada sikeceğiz ne zamandırda bunu planlıyoruz dediğinde başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.Üç tane benden iri erkek karşısındaydım üstelik beni sikeceklerini söylüyorlardı. Benim karşı koymam imkansızdı ağlamaya ve yalvarmaya başladım.Ne olur yapmayın ben erkeğim dediğimde Sus lan ibne ağlama diyerek Kaanın tokadını yedim.Kaan ve Serkan kollarımdan tutular Mehmet bu yavrunun tadına il ben bakacam arkadaşlar diyerek pantolonumu çıkarttı. Bacaklarımı görmeleriyle iştahları bir kat daha arttı çünkü bacaklarımbir kızınki kadar parlak ve kılsızdı.Mehmet bacaklarımı mıncıklıyarak.Kaan ve Serkana ters cevirttirdi beni.Mehmet kalçalarımı okşayarak korkma güzelim bu kalçalarını hiç bir zaman yarraksız bırakmayacağız sende alışacaksın istediğin her zaman seni sikeceğiz diyerek kilodumu sıyırdı. ben çaresizlikten ağlamaktan başka hiçbir şey yapamıyordum.Mehmet parmağı ile deliğimi zorluyordu parmağının bir kısmınıda girmişti içime eline tükürdü ve tükürüğü ile deliğimi ısslattı.Göt deliğim açılmaya başlıyor bu ilk ziyaretçisine hazırlanıyordu.Eline tekrar tükürdü ve sikinide sıvazladı.deliğime bastırıyordu,deliğim bakire kız gemlik escort amcığı gibi daracıktı. Bu büyüklükteki bir yarrağı alamıyacaktı.Mehmet zorluyordu fakat girmiyordu.Elleri ile deliğimi açarak yüklendi Yarrağının başını geçirmişti.Ben ağlama ile karışık artık kısılan sesimle bağaramıyordum bile.Mehmet ohh harika sıcacık deliğin var şimdi karımız oluyorsun diyerek tekrar yüklendi biraz daha girdi. Bense artık bu davetsiz misafirin verdiği acı ve zevk karışımı duygular içindekımıldamadan duruyordum.Kaan ve Serkan beni bırakmıştı.Serkan eline aldığı fotoraf makinası ile deliğime bu yarım girmiş yarrağı ve benim bu halimi belgeliyordu . Kaan artık sözümüzden çıkmayacaksın biz ne dersek yapacaksın yoksa bu olayı herkese anlatırız dedi.Mehmet sonunda yarrağının tamamını yavaş yavaş geçirmişti.Çok güzel bak hepsini aldın artık alamıyacağın yarrak yok diyerek pompalamaya başlamış ve hızlı hızlı gidip geliyordu. Kaan çıkarttığı yarrağını ağzıma verdi.tadı iğrençti ısırırsan öldürürüm seni em lan ibne diyerek ağzıma gidip geliyordu.Mehmet geçirdikçe deliğime giren sikin etkisiyle Kaan boğazıma kadar sokuyordu.Mehmet daha fazla dayanamıyorum dedi.İçime boşalmaya başladı.İçime akan dölleri hissedebiliyordum. Mehmet son damlasına kadar içime akıttı.Mehmetin bıraktığı yerden Kaan devraldı ve ıslak olan yarrağını tek hamlede sonuna kadar soktu.Kaanın yerinide Serkan almıştı.Yine hem ağzımda hem deliğimde iki yarrak beni sikiyordu.İşin kötüsü gerçekten zevk alıyordum. Kaan köklemeye devam ediyordu.beş dakika kadar siktikten sonra oda içime döllerine akıttı,sırada Serkan vardı Serkan artık alıştın simdi uslu bir kız ol ve kucağıma gel diyerek koltuğa oturdu.Çaresizdim iki defa zorla sikilmiştim üçüncüsünde kendim isteyerek sikilecektim.Yerimden kalktım ve Serkanın yanına gittim. Deliğimi sikine hizaladım ve sikine oturmaya başladım artık dönüş yoktu.Tamamen içime girdiğinde kucağında zıplatarak sikmeye devam etti.Beş on dsakikada Serkan siktikten sonra Serkan beni ayağa kaldırdı çıkarttığı yarrağını ağzıma almamı söyleyip görükle escort ağzıma soktu ve kafamı tutarak ağzıma attırmaya başladı döllerini yutmek zorunda kalmıştım. Midem bulandı ama hepsini yutana kadar sikini çıkartmadı.Üç kere sikilmiştim deliğim sızlıyordu.Karışık duygular içindeydim.Zevk almıştım ama korkuyordum.Mehmet artık bizim karımızsın ee karımız olduğuna göre sana yeni bir isim bulalım dedi.Artık bizim yanımızda iken o ismi kullanırsın dedi.ortaya üç farklı isim önerdiler va benim seçmemi istediler. Ece,Pelin ve da kaç tane seda varsa hemen tıkla ve gör.` seda Ben Mehmetin önerdiği Ece yi seçtim nede olsa beni ilk siken Mehmetti. Mehmet yanıma geldi ve beni telkin etmeye başladı.Bak olay bir tecavüzdü ama sende zevk aldın bundan sonra tecavüz olmayacak çünkü artık sende isteyeceksin diyordu. Ben anlamasamda bu sözler garip bir şekilde hoşuma gitmişti.Şimdi banyo zamanı dedi.Mehmet ve beni banyoya götürdü.Güzelce yıkan gece daha devam edecek dedi.Ben duşumu aldım.Mehmet duştan sonra beni ablasının odasına götürdü ve bana şimdi bizim güzel karımızı güzelce süsleyelim ama böyle somurtma güzelim gül biraz dedi. Ben gülümseyince bak işte böyle dedi.Makyaj masasına otur bakalım dedi.Kırmızı bir ruj,yeşil göz farı,rimel,fondoten hepsini kullanarak bana makyaj yaptı.Kırmızı oje sürdü.Kırmızı dantelli sütyen ve kilot takımını verdi.Ben kilodu giydim,sütyeni o giydirdi.çok yakıştı dedi. Aynaya baktım gerçekten kız gibiydim.ten rengi kilotlu çorap verdi.Çorabı acemice giyindim.İtiraf etmeliyim kilotlu çorabı giyindiğimde çok hoşuma gitti bacaklarımı tamamen saran mükemmel birşeydi.Gri dar diz üstü yandan hafif yırtmaçlı eteği ve kırmızı yarasa kol bodyi de giyindim topuklu önden kapalı arkadan açık siyah ayakkabılarıda giyindim artık hazırdım. Mehmet çok yakıştı Ece dedi beni kucağına alıp salona götürdü.İşte bizim güzel karımız hazır dedi.Serkan yanıma geldi va beni dudaklarımdan öpmeye başladı.O gece sabaha kadar sırayla beni sikmeye devam ettiler.Artık dışarıda erkek ama onların yanında bir kadın olarak yaşamaya başlıyordum.Yeni hayatım bu şekilde başlamış oldu. Artık Gökhan değil Ece olmuştum.Her fırsat olduğunda kimin evi boş olursa beni evine çağırıyor bana kadınlığın zevkini tattırıyordu.Bundan sonra yaşadıklarımı burada sizlerle paylaşacağım.

Kocam ve Doktor Arkadaşı (Alıntıdır)

Merhaba, ben İstanbuldan Tülin. 30 yaşında, 8 yıllık evliyim, 1.70 boy,
58 kilo, 92-59-93 ölçülere sahip, çocuk yapmamış, sarı saçlı, mavi
gözlü, çok güzel bir kadınım. Arkadaşlarım bana ‘Çıtır Tülin’ derler.
Kocamla her konuda anlaşırız, birtek arkadan sikme konusunda
anlaşamayız. Kocam beni arkadan yapmak istiyor, ama ben arkadan
vermiyorum. Şunu da biliyorum ki, kocamın beni bir kere arkadan yapmak
için feda etmeyeceği, kabul etmeyeceği şey yok. Neyse, cinsel hayatımız
çoğu zaman klasik geçiyordu, taa ki kocamın Doktor arkadaşı Tamerle
olaylar gelişinceye kadar. Kocam Tamerle MSNde devamlı Chat yaparlardı,
ben Tameri tanımadığım için film seyrederdim.

Kocamla Tamer bir akşam yine MSNde Chat yapıyorlardı. Canım sıkılmıştı,
bende kocamın yanına oturdum yazılanları okuyordum. Kocam “Karım da
yanımda…” dedi. Tamer de “Selam.” dedi, hal hatır sordu. Çok kibar bir
adamdı. Kocam bir ara tuvalete kalkınca, Tamerle ben Chat yapmaya
başladım. Doktor olduğunu, eşinden yeni boşandığını, bir tane kızı
olduğunu söylüyordu. Çok güzel konuşuyordu, beni etkilemişti, onunla
Chat yapmaktan zevk alıyordum. Bana evliliğimin nasıl gittiğini,
kendisinin yuvasının dağıldığını yazıyordu. Bende kocamla her konuda
anlaştığımızı, fakat kocamın benden anal sex istediğini, yalnız o konuda
anlaşamadığımızı yazdım. O da bunun normal olduğunu, çiftlerin yüzde
sekseninin anal sex yaptığını, kendisininde anal sexi çok sevdiğini,
eski eşiyle devamlı anal sex yaptıklarını yazıyordu. Adama büyülenmiştim
sanki. O ara kocam geldi ben kalktım. Kocam biraz daha yazıştıktan sonra
yatacağını söyledi.

Kocama, “Uykum yok, ben devam edebilirmiyim?” dedim. O da “Tabi
edebilirsin.” dedi ve yatmaya gitti, Tamerle ben Chat yapmaya başladım.
Tamer çok iyi laf yapıyordu, Chatten ayrılamıyordum. Bir ara iş tümden
cinselliğe döküldü. Tamer dört aydır sex yapmaya hasret kaldığını, bizim
nekadar şanslı olduğumuzu söylüyordu. Birdenbire bana, “Üstünde şuanda
ne var?” dedi. “Gecelik var.” dedim. “İçinde ne var?” dedi. “Sütyen ve
Tanga var.” dedim. Ona cevap vermekten kendimi alamıyordum. “Rica etsem
onları çıkartırmısın?” dedi. Bende “Çıkarttım…” dedim. Bir ‘Offf…’
çekti, “Memelerin dik mi?” dedi. “Evet.” dedim. “Uçları dikildi mi?”
dedi. Gerçekten dikilmişti, “Evet dikildi.” dedim. “Yerim ben onları…”
dedi. Bende “Ye, hazırlar…” dedim, ama nasıl böyle birşey yapmıştım
bende şaşırmıştım. Tamer beni çok etkilemişti, yanımda olsa ona hemen
verirdim…

“Webcamları açalım mı, seni görmek istiyorum!” dedi. “Evet.” dedim,
Web-camları açtık, sesi de açtık, artık hem görüntülü hem sesli
konuşuyorduk. Onun üstü çıplaktı, ben daha çok tahrik olmuştum. Bana
Ayağa kalkmamı söyledi, bende kalktım. “Harika… Muhteşem…” diyordu. Bu
beni daha çok kabartmıştı. “Arkanı dön!” dedi, döndüm. “Aman Tanrım, bu
ne güzellik! Kocan haklıymış, bende bu götü sikmek isterdim…” dedi. O
anda “Sik!” lafı ağzımdan çıkmıştı. “Nasıl?” dedi. “Buraya gel…” dedim.
“Eşin?” dedi. “Kocamın götümü sikmek için bursa escort yapmayacağı şey yoktur, kocama
birkere götten verir hallederim…” dedim. Tamer de “Olur.” dedi. Bende
onun yarağını çok merak ediyordum, görmek istediğimi söyledim.
Eşofmanını indirdi, yarağı kazık yapmıştı. Külodunu da indirdi. O da
neydi öyle? Yarağı kocaman ve çok kalındı. Aklım başımdan gitmişti,
kimbilir böyle bir yarak nasıl zevk verirdi. “Beğendin mi?” dedi. “Evet,
çok!” dedim. “Hepsini alırmısın?” dedi. “Evet alırım!” dedim.
Çıldırmıştım adeta. Bir saat kadar Web-camda sex yaptık ve kapattık, çok
geç olmuştu. Şimdi sıra kocamı ayarlamaya gelmişti, çünkü benim Tamere
gitme ihtimalim yoktu ve o yarağı mutlaka tatmalıydım.

Kocam sabah işe giderken ona, “Akşama sikişli CD getir seyredelim.”
dedim. Kocam “Konusu nasıl olsun?” dedi. Ben “Götten sikmeli olsun… İki
erkeğin bir kadını siktiği olsun… Ne bileyim işte güzel birşeyler
getir…” dedim. Kocam “Tamam.” deyip neşe içinde işe gitti. Bende hemen
bilgisayarın başına geçtim, başladım Tamerle Webcamda sex yapmaya. Ona
beni yakında götten sikebileceğini, bir kaç gün beklemesini, kocamı
ayarlayacağımı, söyledim. Tamer çok sevinmişti. Biraz daha chat
yaptıktan sonra, O da işe gitti.

Ben akşamı iple çekiyordum. Akşamleyin kocam geldi, “Karıcım çok güzel
bir CD aldım…” dedi. “Hadi koyda seyredelim.” dedim. Kocam tam istediğim
gibi, iki erkekle sikişen bir kadının CDsini almıştı, aynı anda iki
erkek kadını amdan götten sikiyorlardı. Kocam “Karıcım bak kadın götten
nasıl zevk alıyor…” diyordu. Bende Tameri hayal ederek, “Şanslı
kadınmış…” dedim. Kocam “Sende istermiydin karıcığım?” deyince, “Hangi
kadın istemez ki aynı anda iki erkeği, tabi isterdim!” dedim. Kocam
biraz bozulur gibi olduysa da bozuntuya vermeden, “İki erkeği kast
etmedim, götten sikmemi istermiydin demek istedim…” dedi. Ben şaka
yapıyormuşum gibi, “Valla iki erkekle olsaydı, götten sikmene izin
verirdim…” dedim. Kocam bunun üzerine “Bir kere götünü sikeyim, söz
ikinci erkeğe izin verecem!” dedi. Kocamla konuşmamız tam istediğim yöne
gidiyordu, biraz daha gaz verdim, “Sen mi başka bir erkeğin beni
sikmesine izin vereceksin?” dedim. Kocam da “Sen bana götten ver, söz
ikinci erkeği elimle bulacam!” dedi.

O gece kocama götten verdim, verirken de Tameri hayal ettim, çok zevk
aldım. Kocam da yıllardır hayal ettiği götümü sikmenin sevinciyle
uçuyordu. Kocama “Ben sözümü tuttum, sıra sende!” dedim. Kocam kıvıracak
gibi oldu, “Ha deyince kimi bulacam, bu iş herkesle olmaz ki, güvenilir
biri olması lazım…” falan demeye başladı. Ben hemen “Tamer… Beni Tamerle
birlikte sikin!” dedim. “O benim samimi arkadaşım, ona söyleyemem…”
dedi. Bende “Ozaman senmişim gibi ben söylerim…” dedim. Kocam eninde
sonunda kabul edince sevinçten deli olmuştum. Ve vazgeçmesin diye
yatmadan önce bir kere daha götten verdim kocama…

Sabah kocam işe giderken, “Ben bugün Tamer konusunu hallediyorum…”
dedim. Kocam da “Tamam.” dedi ve işe gitti. Ben hemen Tameri aradım. O
da gemlik escort merakla bekliyordu, haftasonu bize gelmesi için anlaştık. Kocamı
nasıl ikna ettiğimi sordu. Bende kocama götten verdiğimi söyledim.
Tamer, “Haftasonuna kadar kocana götten vermeye devam et, götün biraz
açılsın yoksa canın yanar, çünkü bende sana götten girecem!” dedi…

Haftasonu olmuştu. Bol dökümlü bir elbise giymiştim. (Bu arada Tamer iç
çamaşırı sevmediği için içimde birşey yoktu). Kocamla masayı kurduk,
müziği hafif açtık, mumları yaktık, Tameri bekliyorduk. Tamer
anlaştığımız gibi akşam 7 de geldi, elinde bir buket çiçek ve iyi cins
bir şarap vardı. Tokalaştık, masaya oturduk. Hem yemek yiyor, hem
içiyorduk. Tamerin getirdiği şarap bitince, bir şişe şarap da kocam
açtı. Kafalarımız iyice çakır olmuştu. Kocam Tamere “Hadi karımı dansa
kaldır…” dedi. Tamer benlen dans ederken oramı buramı okşuyordu. Bende
kendimi ona yapıştırıyor, kazık gibi olmuş yarağını hissediyordum. Dans
ederken Tamer beni dürtükledi ve kocamı gösterdi. Kocam bizi seyrederken
pantolonunun üstünden sikini sıvazlıyordu. Tamerle dans ederek kocamın
yanına gittik. Tamer beni koltuğa, kocamın yanına oturttu, kendisi de
öteki tarafıma oturdu. Kocamla Tamerin ortasındaydım ve olacakları
heyecanla bekliyordum. İkisinin de sikleri kalkık vaziyette
pantolonlarını zorluyordu. Tamer kocamdan taraftaki elimi tuttu ve
kocamın sikinin üstüne bıraktı. Ben kocamın fermuarını açıp sikini
çıkardım ve avuçlamaya başladım. Tamer de kendi fermuarını açıp yarağını
çıkardıktan sonra boşta kalan elimi tutarak sikine götürdü. Aynı anda
ikisinin sikini sıvazlamaya başladım…

Tamer “Sırayla yala…” deyince, dönüşümlü olarak bir kocamın sikini, bir
Tamerin sikini yalamaya başladım. Biraz sonra Tamer kocama, “Ortak
syunalım artık…” dedi. İkisi de çırılçıplak soyunduktan sonra Tamer beni
de soydu ve beni koltuğun üstüne dört ayak pozisyonuna getirdi. Baş
tarafım kocamdan taraftaydı, kocam sikini ağzıma verdi hemen. Tamer de
arkamda, bacaklarımı iyice açtı ve başladı amımı yalamaya. Deli gibi
amımı yalıyor, dilini içeri sokup sokup çıkarıyordu. Ben kudurmuştum
iyice, biran önce beni sikmesini istiyordum. Amımdan sular akmaya
başlamıştı, dayanamadım Tamerin ağzına boşaldım. Kocamda sikini yalamama
dayanamadı, o da benim ağzıma boşaldı. Tek boşalmayan Tamerdi. Kocam
masadan aldığı bir peçeteye sikini silerek banyoya gitti. Tamer ise
amımı yalamaya devam ediyordu. “Yeter Tamer, sok yarağını amıma, sik
beni!” dedim inleyerek. Tamer “Tamam aşkım!” diyerek yarağını arkadan
amıma yerleştirince, zevkten kalbim duracaktı. Tamer yavaş yavaş
pompalayarak amıma gidip gelmeye başladı. Yarağını yavaşça kafasına
kadar çekiyor, sonra yine yavaşça amıma köklüyordu…

Kocam bu arada banyoda temizlenip tekrar yanımıza geldi, Tamere “Ohhhh,
hayırlı işler ortağım, bakıyorumda beni beklemeden başlamışsınız
sikişe…” dedi. Kocamın ses tonunda sanki biraz sitem, kıskançlık ve
pişmanlık hissettim, “Aslan görükle escort kocacığım, götten ilk sikme sırası da
senin…” diyerek gönlünü yaptım. Tamer arkadan amımı biraz daha sikti ve
“Pozisyon değiştirelim…” deyip geçti koltuğa oturdu ve elimden tuttu,
kocam da öbür elimden tutarak beni kaldırdı ve beni Tamerin yarağının
üstüne oturttu. Tamerin yarak köküne kadar amıma girmişti. Tamer
memelerimi yalıyor, ben yarağın üstünde gidip geliyordum, kocamda
götümün deliğini parmaklıyordu. Çok geçmeden amımdan sular akmaya
başladı, yeniden orgazm oluyordum. Tamerin kucağında boşaldım. Zevkten
beynim zonkluyor, alev alev yanıyordum. Hayatımda ilk defa bir yarak
üstünde boşalmıştım. Ardından Tamer de amıma boşalmaya başladı. Sanki
içime lavlar akıyordu, o nebiçim boşalmaydı öyle. Tamerin kucağından
kalktığımda amımdan, am sularımla Tamerin dölleri birbirine karışmış
akıyordu…

Hemen Tamerle birlikte duş alıp geldik. Üçlü koltuğa kocamın yanına
oturup biraz dinlendik, birer sigara yaktık, birer bardak şarap daha
içtik. Sonra kocam Tamerin sırtüstü halıya yatmasını, benimde Tamerin
üstüne, 69 olacak şekilde, uzanmamı istedi. Amımı Tamerin ağzına verdim
ve sikini yalamaya başladım. Tamer alttan dilini amıma sokarken, ben
yarağını yalıyordum, kocamda arkama geçmiş götümün deliğini yalıyordu.
Benim için bundan daha güzel ne olabilirdi, müthiş zevk alıyordum. Kocam
götümün deliğini biraz daha yaladıktan ve parmakladıktan sonra, sikini
yerleştirip götümü sikmeye başladı. 4-5 dakika götüme gidip geldikten
sonra “Geliyorum galiba…” diyerek boşalmadan sikini götümden çıkardı ve
“Tamer sıra sende…” dedi. Tamer altımdan kalkıp kocamla yer
değiştirdiler. Tamer götümün yanaklarını ayırmış götümün deliğini
inceliyordu. Deliğim alev alev yanıyordu. Hem sokmasını istiyor, hem
korkuyordum, amıma zorla almıştım, götüme nasıl alacaktım. Tamer
yarrağını götüme dayadı, kocama da “Belini tut ortak!” dedi. Kocam
altımda sıkı sıkı belime yapışmış, sikini ağzıma ittirirken aynı zamanda
da amımı yalıyordu. Anlatmadan geçemiyecem, Kocam amımı Tamerden daha
güzel yalıyordu. Kocam amımı yaladıkça ben arkamı Tamerin yarrağına
itiyordum…

Tamer sonra öyle bir abandı ki, yarağının başı götüme girerken sanki
götümün deliği ikiye ayrılmıştı. O anda ‘Yırttın götümü Tamer!’ diye
avazım çıktığı kadar bağırmak istedim, fakat duyduğum acıyı içime attım,
bağırarak kocamın moralini bozmak istemiyordum. Tamer birdaha itti,
yarıya kadar girmişti, ölüyorum zannettim. Birdaha itti, tamamı
girmişti, acıdan bayılacak gibi olmuştum. Tamer biraz bekledi ve götümde
gidip gelmeye başladı. Kocam da deli gibi amımı yalıyordu. Acım
hafiflemiş, kalçalarım oynamaya başlamıştı. Artık zevk alıyordum ve
götümü Tamerin sikine ittiyordum. O vaziyette 10 dakika kadar
sikiştikten sonra üçümüz de boşaldık. Kocam yine ağzıma, ben kocamın
ağzına, Tamer de götüme! Beynim yerinden çıkacak gibi olmuş, heryanımı
ateş basmıştı. Tamere “Nolur çıkartma!” dedim, O da yarağı inene kadar
götümden çıkartmadı…

O gece kocamla Tamer beni sabaha kadar önden arkadan siktiler. Şimdi her
haftasonu Tameri çağırıyoruz ve bol sikişli harika bir gece yaşıyoruz.
Bu zevki tarif etmenin mümkünü yok, yaşamak lazım, tavsiye ederim…

[Tülin]

Maziden gelen sürpriz…

Bir kaç hafta önce otobüsle eve dönüyordum. Otobüs kalabalıktı ve ben ayakta, bitkin bir şekilde ineceğim durağın gelmesini bekliyordum. O sırada ilerideki bir koltuk boşaldı ve hemen atılıp oturdum. Karşımda benimle aynı yaşlarda biri oturuyordu. Otururken bir an yüzüne baktım, o da bana baktı. Başımızı çevirdik.

Olur ya, karşındakini tanıdığını zannedersin, emin olamazsın, acaba dersin… O şekilde düşüne düşüne ineceğim durağa kadar kafa patlatan yolculuk sürdü. Bir kaç kere göz göze geldik. Yok, tanıyorum ben bunu ama nereden? Bir türlü çıkartamıyorum.

Son kesiştiğimizde hafifçe gülümsedi, ben tepki veremeden kaldım. Acaba? Niye gülümsüyor bu adam bana? Tanıdık mı? Nerden? Neden hatırlamıyorum? Ya tanıdık değil de bana asılıyorsa… Hay Allah…

Üstüm başım düzgün… Eteğim biraz sıyrılmış, uzun bacaklarım dikkati çekiyor her zamanki gibi ama fazla değil… Askılı bluzum iri memelerimi biraz meydana çıkarıyor, sabah kuaförde saçlarım fönlenmiş… Tamam dikkat çekiyorum ama, böyle ulu orta asılmaz herhalde böyle kibar, beyefendi tavırlı, temiz yüzlü, yakışıklı bir erkek…

Kim olduğunu, tanıyıp tanımadığımı çıkartamadan ineceğim durağa geldim, fırlayıp kalktığımda o da benimle aynı anda kalkmış, kapıya ilerliyordu. Demek aynı durakta iniyorduk. İndik. Bir an durup bana döndü, ben ilerledim. Arkamdan seslendi,

-“Bakar mısınız?”

Dönüp baktım. Gülümseyerek bakıyordu bana… İçim bir hoş oldu. Yakından bakınca gözlerindeki tanıdık çizgiler iyice dikkatimi çekti. Yok, ben bunu tanıyordum bir yerlerden… Yakın dönemde olsa çıkarırdım. Yoksa daha mı eski? Okul dönemi? O anda,

-“Gül?” dedi tereddütle… Ben de aynı şekilde,

-“Efendim?” dedim. “Tanışıyor muyuz?”

-“Sen de beni tanıyamadın di mi? Mert ben… İlkokuldan…”

İnanamıyordum. Gerçekten maviş gözleri değişmemişti ama ilkokul beşinci sınıftan beri görmediğim uzun sıska Mert’in her yeri değişmiş, yakışıklı, zımba gibi bir şey olmuştu. Tanıyamamam o kadar doğaldı ki… Şaşkınlıkla,

-“Mert? Ne kadar değişmişsin? Tanıyamadım inan…” dedim ellerimi uzatırken… İki elimi de alıp avuçlarında sıktı. İlkokul boyunca beraber okumuştuk. Gülerek baktı,

-“Sen de değişmişsin. İnan, okuldaki Gül’e benzemiyorsun şu anda… Hem de hiç…” Güldüm,

-“Dişleri telli, sıska bacaklı Gül’ü bekliyordun herhalde Mert…” diyerek şaka yaptım. O hala hayran hayran bana bakmakla meşguldü. Baştan aşağı süzüyordu beni,

-“Gerçekten… Sen… Sen o Gül değilsin. Başkalaşım geçirmişsin, afet bir kadın olmuşsun” deyince yanaklarım kızardı. “Pardon ama kendimi tutamadım. İçimden geleni söylemek istedim bir an… Vaktin var mı, bir şeyler içelim mi şu kafede?”

Oturduk. Eski günlerden, arkadaşlardan bahsettik. Okul hatıraları, komik olaylar falan bir iki saatimiz sohbetle geçti. Turizm şirketi varmış. Evlenip boşanmış. Parmağımdaki alyansa bakınca ben de ona üniversite biter bitmez evlendiğimi, kocamın pazarlama şirketi olduğunu, sürekli yurtiçinde dolaştığını falan anlattım. Ayrılırken telefonlarımızı alıp verdik. Çok memnun olmuştuk ikimiz de…

Aradan birkaç gün geçti. Mert’in aramasını bekledim, aramadı. Ben de baktım aramıyor, kendim telefon açtım. Aramama sevindi. Yerini ve zamanını belirledik. Buluştuk. Sanki yeni tanışan insanlar gibi heyecanla hazırlanarak gitmiştim buluşmaya… Genç kızlığımdaki flörtlerimden biriyle buluşur gibi heyecanlıydım.

Birkaç kez tekrarlandı buluşmalarımız… Her defasında bir sürü sohbet, muhabbet… Onda da, bende de anlatacak hikaye çoktu. Onu dinliyordum, arada bir katkı yapıyor sonra onun dudaklarına bakıp kendimden geçiyor, dalıp gidiyordum. Ona dokunmak, öpmek, okşamak geliyordu içimden…

O da bana sevecen gözlerle bakıyordu. Öyle iyi bir dinleyiciydi ki sonunda bir baktım, içimdeki sıkıntıları, kocamdan kaynaklanan ve sır gibi içimde sakladığım dertlerimi bile aktarıvermişim. Kocamın bitmek bilmeyen işleri, günler boyu süren seyahatleri, yalnız kalmalarım, her şey…

En son birkaç gün ben aramayınca bu kez Mert aradı beni… Aslında ben de deli gibi aramak, onu görmek, yanında olmak istiyordum ama, bir yandan da kendimden, isteklerimden, olayın sonunun nereye varacağından korkuyor, çekiniyordum.

Evliydim. Bir kocam vardı ama uzaklardaydı hep… Yalnızdım. Günler, geceler boyu yalnızlık, canıma tak diyen tek başımalık, sevgi, şevkat, hatta ne yalan söyleyeyim, sevişmeyi, seksi arayan, özleyen, bunalan bir ev kadınıydım. Ben cinsel bunalımların içinde savrulup dururken Mert bir güneş gibi içimi ısıtmıştı buzdan soğuk tundra iklimimde…

-“Bana gelsene Gül…” dedi telefonda… “Evim şuracıkta… Çıkamıyorum, rahatsızlandım… Gelirsen mutlu olurum”

-“Bilemiyorum, olmaz Mert… Evine gelmem doğru olur mu? Evli bir kadınım ben… Yakışık almaz… Gören olursa… Kocam…”

Oysa ben de özlemiştim onu, hem de köpek gibi… Sohbetini… Sıcak gülüşünü… Gülerken kenarında kaz ayakları oluşan mavi gözlerini… Konuşurken sürekli hareket edip duran, koluma omzuma dokunup duran uzun parmaklı ellerini…

Dakikalarca konuştu benimle, ikna etmeye çalıştı. Benim itirazlarımı çürüttü, sonunda kandırdı. Evinin adresini verdi. Aceleyle, fakat özenerek, uzun uzun hazırlandım. Acele bir duş, makyaj, şık bir etek bluz, siyah dantel çamaşırlar, jartiyer takım, ince çoraplar, yüksek topuklu ayakkabılar… Niyeyse, kendimi ona beğendirmek gibi bir kaygı vardı içimde…

Evden çıktım, kısa bir yürüyüşten sonra evinin bulunduğu sokağı ve apartmanı buldum. Asansörle yukarıya çıkarken aynada kendime baktım. Aynadaki kadını kendim de beğenmiştim. Az sonra kapıyı açtığında Mert’in yüzünde de aynı beğeni ifadesi belirginleşti.

-“Hani rahatsızdın sen Mert bey? Dışarıya çıkamıyordun?Seni yalancı…” dedim görür görmez… Elimi tutup içeriye çekti hafifçe…

-“Evde daha rahat ederiz diye düşündüm Gül… Koskoca kadınsın, ilkokul çocuğu gibi çekinme lütfen, gel…”

Onun meydan okuyan, kışkırtan tavrına karşılık ben de itiraz etmeyi bıraktım artık… İçeriye davet etti. Salonda koltuğa oturdum. Yine o şen şakrak, havadan sudan muhabbetlerimize başladık bir anda…

Ben bir yandan konuşurken bir yandan etrafa, eşyalara göz gezdiriyordum. Hala biraz tutuktum. Yabancı bir erkeğin evindeydim. Arkadaş havalarında olsak da, aramızda inkar edemeyeceğimiz bir elektrik, bir çekim alanı vardı. Kalkıp salonun köşesindeki modern mutfakla geniş salonu ayıran, önünde yüksek tabureler dizili tezgaha yöneldi.

-“Ne içersin Gül? Sana bir şey ikram edeyim” dedi.

-“Bilmem ki, neyin var?”

-“Bira, viski, votka, kahve, çay, ne arzu edersen…”

-“Tipik bekar evi gibi desene…” dedim gülerek… “Ne ararsan var. Evine gelen kadınlara her istediğini verebilirsin. Viski alayım bari…”

Mert de güldü, kadehleri, viskiyi çıkarıp iki kadeh doldurdu, şişeyi de yanına alıp getirdi. Etrafıma bakınıyordum, sanırım yatak odasına açılan bir kapı… Hayli geniş salon… Oturduğumuz yatak büyüklüğündeki geniş koltuk… Köşede Amerikan bar… Sanki ev değil, bir garsoniyer… Gülümsedim, aklımdan geçenleri söyleyiverdim,

-“Darılma ama garsoniyer gibi burası… Çok kadın getiriyor musun bakayım buraya?” dedim…

-“Bilirsin işte… Tipik bekarım ben de… Hayat yalnız yaşanmayacak kadar kısa… Ama lütfen kendini o günlük ilişkilerin kadınlarıyla bir tutma… Maziden gelen bir arkadaşlığımız var, sana saygım sonsuz… Telefonda hatırlattığın gibi, evli bir kadınsın üstelik…”

Yanıma oturup kadehimi uzattı, tokuşturup içmeye, sohbetimize kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Sohbetin sıcaklığı mı, yoksa kısa sürede ikincisini doldurduğu kadehimin etkisi mi bilmiyorum, sakarya escort sıcak basmıştı beni iyice…

İçim kaynıyor, neşeyle konuşup duruyordum. Yüzümde güller açıyor, Mert’e sürekli gülümseyerek bakıyordum. Gelmeden önce ikna etmeye çalıştığı Gül’den eser kalmamıştı iki kadeh visk**en sonra… Ne kocam geliyordu aklıma, ne evliliğim… Kendimi kaptırıp koyvermiştim.

Oturduğum yerde sürekli kıpırdanıyor, eteğimin gitgide sıyrılmasına, bacaklarımın açılmasına aldırış etmiyordum. Ben konuşurken sürekli hayran bakışlarının üstümde dolaşması, bacaklarıma okşarcasına bakması hoşuma gidiyordu. Sonunda Mert uzanıp elimdeki boş kadehi aldı, yandaki sehpanın üzerine bıraktı. Yanıma biraz daha yaklaştı,

-“Çok hızlısın Gül… Ben daha birinci kadehi bitirmedim” dedi gülümseyerek…

-“Sohbet güzel olunca, içki nasıl bitiverdi anlayamadım” dedim ben de…

Kadehi tutan elim boş kalınca kucağıma koymuştum. Elini uzatıp elimi tuttu. Diğer kolunu da omzuma dolamış, iyice yaklaşmıştı bana… Nefesinin sıcaklığını duyunca vücut sıcaklığım da iyice arttı. Kaynama noktasına yaklaştım iyice… İkimiz de sustuk. Konuşmuyor, göz göze bakışıyorduk.

-“Mmmm…” dedi sonunda… Kucağımdaki elimi bıraktı, çoraplı bacaklarımda parmak uçlarını gezdirdi. “Jartiyer giymişsin…” dedi boğuk bir sesle… “Her zaman giyiyor musun? Yoksa bana geleceğin için, benim için mi bu?”

-“Yok… Her zaman giymem… İşte…” diye kekeledim. Yanaklarım kızardı. Teşhirciliği öyle abartmışım ki, jartiyerimi bile görmüş adam…

-“Biliyor musun Gül? Beni en çok tahrik eden şey bu… Çoraplar, jartiyerler, danteller… Bir kadına en çok yakışan, kadın yapan şeyler… İzin verir misin? Biraz okşayabilir miyim?”

-“Yoo… Hayır… Yapma Mert… Kocama ihanet etmedim hiç… Yapma… Pişman olmak istemiyorum. Lütfenn…”

Oysa Mert benim cevap vermemi beklemeden okşamaya başlamıştı bile… Dizime koyduğu eli beni erite erite, çorabımın üzerinden okşaya okşaya yukarıya tırmanıyordu. Elimin tersiyle vurup kalkmam, oradan kaçmam gerekirdi değil mi? Namuslu, evli bir kadın bunu yapardı evet… Ama yapamadım. İçimi kavuran, yakan şehvet, seks arzusu bitiriyordu beni… Bir uçtan bir uca savrulup duruyordum.

Beynim, mantığım “çık git buradan, evine git” diyordu. “Azgın fahişenin tekisin. Jartiyerler, hazırlıklar falan… Orospu… Kocana ihanet ediyorsun. Hiçbir şeyden habersiz, senin için çalışan adamı boynuzlamaya ne hakkın var” diyordu.

Oysa içimdeki sekse susamış kadın “bırak kendini” diyordu. “Bırak kollarına… Yakışıklı, dalyan gibi herif… Seviş onunla… Altına yat… Bırak siksin seni doya doya, kanırta kanırta… Kocan erkek olsaydı da, seni yalnız bırakmasaydı bu kadar… Nerden haberi olacak? Bırak vicdan yapmayı… Seviş onunla… Sikiş… Geceler boyu mastürbasyon yapmaktan bıkmadın mı?”

Mert’in eli iyice sıyrılmış kısa eteğimin de altına girmişti bu arada… Jartiyer çorabımın dantellerini okşuyor, dantelin bittiği yerde çıplak bacaklarımda onun ateş gibi parmakları ateşten izler bırakıyordu. Aramızdaki çekim gücü nerdeyse elle tutulur hale gelmişti.

Eğildi, dudaklarıma bir öpücük kondurdu, geri çekildi. Benden bir tepki bekliyordu. Bense geri dönülmez noktayı aşmıştım artık… İyice gevşemiş, yayılmış, ne yapacağımı bilemez bir haldeydim. Gülümsedim sadece… Onu onaylar, teşvik eder bir tavırla…

Benim tepkisiz kaldığımı, aksine devamını beklediğimi görünce bir anda başımı ellerinin arasına alıp dudaklarıma yapıştı. Eze eze öpmeye başladı. Ben de karşılık verdim ona… Deliler gibi birbirimizin dudaklarını emiyorduk.

Elleri her yerimde dolaşıyordu öperken… Bluzun üzerinden göğüslerimde… Çıplak omuzlarımda… Sırtımda… Ben de aynı şeyleri ona yapıyordum. Gömleğinin kumaşının üzerinden sert kaslarını okşuyordum deli gibi… Gömleğin eteklerini pantolonundan kurtarmış, ellerimi sırtında, çıplak teninde dolaştırıyordum.

Bir an durdu, kendini geriye çekti. Hırsla birbirimizi süzdük. İkimiz de nefes nefeseydik. Göğsüm inip kalkıyordu.

-“Dur… Mert… Başım dönüyor… Yapmayalım bunu… Yanlış bu yaptığımız… Hani… Hani bana saygın sonsuzdu? Evli bir kadınsın diyordun?” diye kekeledim. Son bir çabayla, belki dinler diye…

Oysa ona değildi itirazım, kendimeydi. Kendi arzularıma, içimdeki çağlayan şehvetime, seks isteğime konuşuyor, içimdeki azgın orospuyu zaptetmeye çalışıyordum. Elimi tuttu, önüne götürdü. Pantolonun üzerinden taş gibi olmuş erkekliğini avuçlattırdı bana…

-“Geç kaldın bebeğim… Uçak kalkışa geçti. Offf… Gül… Seni nasıl istediğimi görmüyor musun? Sen de benden farksızsın. Sen de beni istiyorsun. Sen anlatmadın mı kocanın seni ihmal ettiğini? Sevgisiz bıraktığını?

-“Biliyorum, ben anlattım ama…”

-“Hadi bırak itiraz etmeyi… Tadını çıkar bu hayatın, bu yaşadığımız anların… Sevişelim sadece… Salt seks istiyorum senden… Sana gerçek seksin ne olduğunu göstereyim, anlatayım… İstemezsen bir daha buluşmayız, sevişmeyiz…”

Son bent de, son savunmam da yıkıldı o andan sonra… Bluzumun eteğini tutup başımdan yukarıya çıkarıverdi. Siyah transparan kumaştan sütyenimle kalmıştım karşısında… Kavun büyüklüğündeki memelerim sütyeni zorluyor, kahverengi uçları zevkten incecik kumaşı delecek gibi irileşmişlerdi.

Ellerini arkama götürüp kopçalarını açtı, sütyenimi de fırlatıp attı. Kocamın sevişirken yalamaya doyamadığı iri memelerim şimdi yabancı bir erkeğin gözlerine, hayranlık dolu bakışlarına meze oluyordu.

-“Çok güzel…” diyerek bir nefes koyuverdi. “Harika memelerin var Gül…”

-“Ama ben senin memelerini görmedim daha…” dedim utancımı yenmeye çalışarak…

Ellerimi erkeğin gömleğinin düğmelerine götürdüm, titreyen parmaklarımla hepsini çözdüm, gömleğini çıkardım. İkimiz de belden yukarımız çıplak birbirimize bakıyorduk. Eğildi, sırayla meme uçlarımı yalayıp emdi, elleriyle avuçlayıp sıktı, okşadı. Beni zevkten inletip durdu dakikalarca…

Sonra geri çekildi. Bu kez ben onun geniş göğsüne kapandım. Okşamaya başladım. Ellerimle, dudaklarımla… Onun bana yaptığını yaptım, minicik göğüs uçlarını yaladım, emdim. Saçlarımı okşayıp duruyordu inleye inleye…

Aşağıya indim. Kaslı karnını öpe öpe kasıklarına geldim. Pantolonun kemerini açıp aşağıya sıyırdım. Önünde diz çökmüş vaziyetteydim. Kalçasını kaldırıp pantolonunu çıkarmama yardım etti. Baksır küloduyla kalmıştı. Penisi sertleşmiş, külodu zorluyordu içerden…

Eğildim külodun üzerinden dişlerimle ısırır gibi yaparak inlettim erkeği… Okşadım bir süre… Sonra elimi önündeki aralıktan içeriye soktum. Taş gibi olmuş erkekliğini tüm sıcaklığıyla parmaklarımın arasına hapsettim, sıktım.

-“Mmmm… Güzelmiş…” dedim beğeniyle… “Çok iri, çok sert bir şey var galiba burada…”

-“Ohhh… Hadi Gül… Görmek istiyorsan, çıkar onu dışarıya… Rahatlasın biraz… Canım yanıyor külodun içinde…” diyerek inledi.

Çıkardım külodunu da, sıyırıp attığımda bacaklarının arasında tüm heybetiyle dikilen penisine hayranlıkla baktım. Kocamın sikinden büyüktü. İrice, yumruğum büyüklüğündeki başı, kan damarlarının boğum boğum sarmaladığı uzun ve kalın gövdesi, altında topluca duran iri taşaklarıyla güzel bir aletti.

-“Daha bakacak mısın?” diye sabırsızlandı sikin sahibi… Gözleri kocamın fazla elleyip pörsütmediği, dimdik duran göğüslerimde dolaşıyordu bu arada… Parmaklarımın arasında okşadım sikini,

-“Acele etme…” dedim. “Bırak biraz tadını çıkarayım…”

-“Dayanamıyorum artık… Ne yapacaksan yap şuna…”

İştahla inceledikten sonra küçük küçük öpücükler kondurmaya başladım. Az sonra işe dudaklarımın yanı sıra dilimi de katıyordum. Yirmi santimi geçik aletin her yanında, sakarya escort bayan şapkasında, gövdesinde dilimle dolaşıyor, erkeğimi kıvrandırıyordum.

Ağzımı kocaman açıp iri başını dudaklarımın arasından içeriye kaydırdım. Dilimle okşuyor, emiyordum başını… Gözlerimle ona bakıyordum. Tepkilerini, aldığı zevki görmek hoşuma gidiyordu sikini yalayıp emerken…

-“Ohhh… Çok güzel oral seks yapıyorsun Gül… Harikasın…” diye inledi. Biraz nefes alabilmek için boğazıma kadar soktuğum sikini ağzımdan çıkardım. Tükürüklerimle iyice ıslanmış aleti elimle sıvazlamaya devam ederken,

-“Karşında beş yıllık evli bir kadın var Mert…” dedim. “İlkokuldaki şaşkoloz kız yok karşında…” Koltuğa iyice yayılmış, bacaklarını aralamış, gözleri yaptığım işteydi.

-“Evet canım… Görüyorum… Kim öğrettiyse çok iyi öğretmiş…”

-“Kocam öğretti. Yalamayı, emmeyi, sevişmeyi… Artık benim istediğim kadar yapamıyor ama, başlangıçta harikaydı. Usta sikici gibi öğretti bana her şeyi…” Saçlarıma asılıp sikini ağzıma sokarken inledi Mert,

-“Ohhh… Çok güzel öğretmiş canım… Kocana teşekkür borçluyum… Delirtiyorsun beni…”

Emdim, yaladım, boğazıma soktum, çıkarıp yanaklarıma sürdüm, torbalarını okşadım, onları da yaladım, toplarını emdim canını yakmamaya çalışarak… Arada kasılmaya başlayınca bırakıyor, geçince işime devam ediyordum.

Oraldan sıkıldım bir süre sonra… Amım iyice kızışmış, sulandığını hissediyordum. Tanga külodun ağı şişmiş amımın dudakları arasına giriyor, klitorisimi rahatsız ediyor, huylandırıyordu.

Sonunda bırakıp kalktım. Eteğimin kopçasını açıp aşağıya sıyırdım. Altımdaki tek giysi olan tanga külodun yanlarından tutup çekiştirdim. Jartiyerimin kopçalarını, çorabımın dantellerini düzelttim. Etrafımda dönerek bir tur yapıp jartiyerin kopçalarıyla bölünmüş bembeyaz, süt gibi kalçalarımı, külodun ağı arasında kaybolmuş am dudaklarımı seyrettirdim ona…

Hırsla bakıyordu ona sunduğum seksi manzaraya… Dayanamayıp atıldı, kalçalarımdan tutup kendine çekti beni, koltuğun üzerine yatırıverdi boylu boyumca… Üzerime geldi kaslı erkek bedeniyle… Memelerimi emdi, kalçalarımı avuçladı, her yerimi sıka sıka, canımı yaka yaka okşadı.

Külodumu çıkarmakla fazla uğraşmadı, sabırsızca bir hamlede yırtıp attı. Üzerimde sadece çoraplarım, jartiyerim, ayağımdan çıkarmadığım sivri topuklu lame siyah ayakkabılarım kalmıştı. Yeni temizlediğim, tüysüz, zevkten kabarmış dudaklarıyla pembecik parlayan kadınlık organıma baktı bir süre hayran hayran…

Sonra çoraplı ayaklarımı eline aldı, havaya kaldırıp dudaklarına götürdü. Ayak parmaklarımdaki kırmızı ojelerim görünüyordu ince siyah çorabın altından… Tek tek her bir parmağımı öptü. Ayak bileklerimden başlayıp her yanımı, bacaklarımın içini dışını çorabımın üzerinden öpe öpe, okşaya okşaya tırmanmaya başladı.

Islak dudakları her yerimde iz bıraka bıraka jartiyer çorabımın dantellerini, çıplak bacak içlerimi aştı, kasıklarıma geldi. Klitorisim kabarmış, başını dışarıya çıkarmıştı, görebiliyordum. Mert de başını eğdi, dilinin ucunu üçgenimin üst köşesine değdirdi yavaşça… Klitorisimi öptü dudaklarının arasına aldı, yaladı.

-“Ohhh…” diye inledim, şimşek çarpmış gibi sarsıldım.

Parmaklarımı saçlarının arasına geçirip kendime çektiğimde o da vahşice saldırmaya başladı amıma… Dili, dudakları çılgın gibi çalışıyor, amımın yalanmadık, dillenmedik yerini bırakmıyordu. İçimden sular akıyordu, deliriyordum.

Sonra bıraktı yalamayı… Doğrulup oturdu. Ellerini uzattı bana… Hemen anladım ne istediğini… Kucağına oturmamı istiyordu. Uzandığım yerden kalktım. Üzerine çıktım. Dizlerimi iki yanına koyup sikini elimle tuttum, deliğime hizaladım. Usulca alçaldım.

Sikinin başı amımın kapısını zorlamaya başladığında bırakıp boynuna sarıldım erkeğin… Oturmaya başladım. Dudaklarımı ısıra ısıra içime aldım aletini… Zevk suları akan amımı yara yara girdi kalın yarak… Vajinamı boydan boya kat etti, dibime kadar dayandığında kasıklarımız da birleşmişti zaten…

Traşlanmış kasıklarında yeni çıkmaya başlayan sert kılları klitorisime batmaya başladığında derin bir ohhh çekerek kendimi bıraktım. Biraz dinlendikten sonra, memelerimde, sırtımda okşaya okşaya dolaşan parmaklarının da etkisiyle fazla duramadım, oturup kalkmaya başladım. Giderek hızlandım sikinin üzerinde…

Bir süre sonra ikimiz de zevkten delirmiş vaziyetteydik. İnlemelerimiz salonda yankılanıp duruyordu. Kalçalarıma parmaklarını geçirmiş, sıkıp bırakıyor, arada ellerini yukarıya kaldırıp memelerimi okşuyor, uçlarını parmaklarının arasında eziyor, başını uzatıp uçlarını yakalamaya, emmeye çalışıyordu.

Artık dayanamaz hale gelmiştim. Oturup kalktıkça memelerim havalanıp iniyor, kasıklarımız birbirine vuruyor, et ete çarpışıyorduk. Kasılmaya başladım. Titreye titreye boşalıyor, orgazmın kanatlarında zirvelere yükseliyordum.

Kendimi kaybetmiş gibiydim. Ellerim sırtında kasılmış, tırnaklarımla sırtının derisini yüzüyordum. Vajinam sürekli kasılıp gevşiyor, içindeki koca siki emmek, yutmak, eritmek istiyordu adeta… Sonunda fırtına bitti, sakinleştim. Mert boşalmamıştı, içimdeki kazık hala dimdik, cop gibi duruyordu.

Belimden tuttu, oturduğu yerden kalktı beni de kaldırarak… İçimdeki kazık çıkınca bir oh çektim ama fazla sürmedi. Beni koltuğun üzerinde yüzü koyun uzattı, belimden tutup kaldırdı, dizlerimin üzerinde domalmış pozisyona getirdi. Bir hamlede arkamdan amıma daldırdı sopasını…

-“Ahhh… Yavaş…” diye inledim altında…

Oysa öyle hoşuma gidiyordu ki kalın aletin içimi doldurması, kalın kalın vajinamın duvarlarında sürtünmesi… Ben yavaş deyince hareketsiz kalan Mert bir süre bekledi öylece… Bu kez ben duramadım. Kalçalarımı ileri geri hareket ettirdim. Gözlerimi kapatmış, her kalça hareketimde içime sürtünüp duran koca sikin kalınlığına, bana verdiği zevke konsantre olmuştum.

Mert arkamda, fazla hareket etmeden sikini bana emanet etmişti. Ben sürekli gidip geliyordum sikinin ucunda, ateşin üzerinde çevrilen bütün koyun gibi hissediyordum kendimi…

Yanlış da sayılmazdı aslında… Koca yarak içimde gidip geldikçe ateşim artıyor, yanıyordum yine, yeniden… Sanki az önce feryat figan boşalan ben değildim. Yine yükselmeye başlamıştım.

Çoraplı bacaklarımı okşayıp duran, hareketsiz durup işin tadını çıkaran Mert de dayanamadı daha fazla… Jartiyerimi atın yuları gibi kullanarak pençeleriyle tutup kısrağın üzerine binmiş, pompalamaya başladı beni… Deli gibi gidip geliyor, kalçalarımı tokatlaya tokatlaya sikiyor, beni zevkten bağırtıyordu altında…

-“Hadi… Hadi… Boşal artık… Ölmek üzereyim…” diye inledim.

-“Geliyorum Gül… Boşalıyorum… Oohhh…”

-“Boşal canım… İçime boşal… Ahh… Erkeğim benim… Püskür içime…” diye inledim hunharca sikilirken… Kocam sikmediği halde almaya devam ettiğim haplara dua ederek… Son bir kasılmayla içimde iyice büyümüş sikini gömdü amıma, hareketsiz kaldı. Ben de kendimden geçip kasılmaya, çırpınmaya başladım.

Her şey bittiğinde koltukta uzanmış, göğsüne başımı koymuş, yorgun argın kendimize gelmeye çalışıyorduk. Başımı kaldırıp baktım. Jartiyerimin kopçası kopmuş, çorabım kaçmıştı. Dağılmıştım iyice… İçine giren koca sikin etkisiyle dudakları hala açık duran kadınlığımdan Mert’in beyaz dölleri süzülüyordu… Kendimi kirli hissettim. Doğrulup kalktım. Mert’in penisi bacaklarının arasında ölgün yatıyordu. Üstümdeki jartiyeri, kaçık çorapları çıkarırken,

-“Şuna bak… Sanki deminki canavar o değilmiş gibi nasıl da boynunu bükmüş…” dedim.

-“Bir öpücüğüne bakar sevgilim… Canavar hemen uyanır, sen merak etme…” dedi gülerek…

Banyoya escort sakarya gidip duşun altında ılık suyun altına girdim, güzelce temizlendim. Havluyu öylesine vücuduma sarınıp tekrar içeriye, Mert’in yanına gittim. Viski şişesinden birer kadeh daha doldurdum ikimize de, onunkini uzatıp yanına oturdum. Sessizce içkilerimizi yudumladık. Kadehimi yarıladığımda yine o tanıdık ateş bedenimi sarmaya başlamıştı.

Şeytanca bakışlarla Mert’in yüzüne baktım. O da anlamıştı bir şeyler olduğunu… Elimi bacaklarının arasında ölgün yatan sikine attım. Ateş gibi yanan parmaklarımla sikini okşadım. Kısa sürede sertleşti alet… Doğrulup banyo havlusunu üzerimden sıyırdım, kasıklarına eğildim. Diğer elimdeki kadehin dibinde iki parmak kalmış viskinin içine batırdım sikinin başını, sonra çıkarıp süzülen viskiyi dilimle yaladım.

Birkaç kez daha tekrarladım bunu… Viskiyi sikini bandıra bandıra bitirdim. Sonra da kadehi bırakıp sikini ağzıma aldım, ağzımın içinde yalayarak, elimle taşaklarını, gövdesini sıvazlayarak müthiş bir saksoya giriştim. Mert inleyip duruyordu sikine yaptığım muamele karşısında…

-“Ohhh… Yala bebeğim… Yala fahişem… Em… Sikimi em… Deli ediyorsun beni…” diye inlerken başımı iki eliyle tutup bastırmaya, gırtlağıma kadar sokup çıkarmaya başladı.

Adeta ağzımı sikiyordu. Kendinden geçmiş gibiydi, benim ne durumda olduğumu görecek halde değildi. Nefes alamıyordum artık… Kalın yarak boğazıma kadar giriyor, nefessiz kalıyordum. Zorla kendimi kurtardım, Mert’e çıkıştım nefes nefese,

-“Ne yapıyorsun aptal? İstediğin kadar bastır, ağzımdan mideme ulaşmaz sikin…” dedim.

-“Özür dilerim Gül… Öyle zevk veriyorsun ki oral yaparken, dayanamadım, kendimi kaybettim…”

Kızmıştım, kusacak hale getirmişti beni… Ama baktım, ellerini açmış, masum masum bana bakıyordu. Kızgınlığım bir anda geçti. Ben de dayanamadım. Kalkıp doğruldum, ellerinden tutup sikinin üstüne oturdum. Bir hamlede içime aldım sikini… Şehvetten titriyordum. Hızla sikinin üstünde oturup kalkarken boynuna sarılıp mırıldandım,

-“Buradan girersen midem daha yakın… Hadi… Deş beni…” diye mırıldandım kulak memesini ısırırken…

Bunu der demez, kudurmuş gibi kucakladı beni, sikini içimden çıkarmadan yere, uzun tüylü halının üzerine yatırıverdi bir anda… Bacaklarımın arasında makine gibi gidip gelmeye, beni deşmeye başladı sikiyle… Altında zevkten gözlerim kapanmış, kuruyan dudaklarımı yalıyor, başımı sağa sola atıyordum.

Bir bacağımı kaldırdı, omzuna koydu, o şekilde sokup çıkarmaya başladı sikini… Bu kez kalın yarak vajinamın farklı yerlerine temas ediyordu sanki, deliriyordum zevkten… İnlemelerim kısık feryatlara dönüştü. Tekrar orgazm oldum. Mert ise az önce boşaldığından bir türlü gelmek bilmiyordu.

Sikini çıkardı. Belimden tutup çevirdi, halının üzerine domalttı beni… Başımı bastırıp sikini arkamdan amıma geçirdi. Bir süre öyle gidip geldi. Bir ara çıkarıp arka deliğime sürttü sikinin başını… Ben yine heyheylenmeye başlamıştım oysa, onca boşalmaya karşın yine orgazm yolunda ilerliyordum siki içimde gidip geldikçe…

-“Yapma… Hiç ordan yapmadım…” dedim, dinlemedi beni… Zorladı. Ağlamaklı bir sesle “Acıyor aşkım, yapma lütfen…” diye yalvardım.

Zorlamasına rağmen giremeyince anal seksten ümidini kesen Mert, tekrar vajinama döndü, aletini gömdü içime… Kalçalarımı kavrayıp pompalamaya başladı sert hareketlerle… Yorulunca yana yattı, beni üzerine çekti. Hırsla, telaşla sikini içime aldım. Dakikalarca sikinin üstünde zıpladım.

Amımdan akan zevk suları kasıklarına, taşaklarına süzülüyordu. Son kez de göğsüne kapanıp kalçalarım orgazm kasırgasıyla titreyip kasılırken inleye inleye boşaldım. Bitmiştim. Kendimi yana atıp anne karnındaki fetüs gibi iki büklüm oldum halının üzerinde… Hala kasılmalar sürüyordu elektrik şokları halinde, tüm vücudum sarsılıp duruyordu.

Sakinleşip gözlerimi açtığımda Mert koltukta oturup beni izliyor, sikini eliyle sıvazlayıp duruyordu. Gülümsedim. Yorgun argın doğrulup bacaklarının arasına girdim. Beni defalarca boşaltan erkeğime minnet borcum vardı ve ödemeliydim borcumu… Kuruyan ağzımı ve dilimi sehpanın üzerindeki viski kadehinden bir yudum alıp ıslattım. Sonra da Mert’e günün bilmem kaçıncı oralını yapmaya başladım.

Birkaç dakika sonra artık son haddine gelen Mert boşalmaya başladı. Hemen ağzımdan çıkardım kasılıp duran, ucundan spermler fışkıran sikini… İtfaiye hortumu gibi memelerime tuttum, boşalması bitene kadar spermle yıkandım adeta…

Bu arada sikini sıvazlamaya da devam ediyordum. Tamamen boşalıp sertliği sönünceye kadar da bırakmadım. O koltuğa kendini bırakıp beni izlerken, ellerimle iki mememi okşaya okşaya erkeğimin, müthiş sikicimin kaygan spermlerini her tarafıma bulaştırdım ona göstere göstere… Hayran hayran bakıyordu yaptıklarıma…

Biraz dinlenip duş aldık beraber… Birbirimizi temizledik. İç çamaşırlarım, çoraplarım elden gitmişti. Üzerime sadece etek ve bluzumu, ayağıma ayakkabılarımı geçirdim. Makyajımı yaptım üstünkörü…

Daire kapısının önünde son kez öpüşüp vedalaştık. Dudakları dudaklarımı kemirirken sütyensiz bluzumun üzerinden memelerimi, kısa eteğimin altından külotsuz amımı mıncıkladı. Zorla, tüm gücümle iterek kollarından sıyrılabildim.

-“Yeter artık Mert… Azgın köpek gibi saldırıp durma… Ayrılamıyorum yoksa… Yine başa dönmeyelim” dedim şikayet edercesine…

-“Elimde değil Gül… Öyle güzel, öyle seksi kadınsın ki… Doyamıyorum sana…”

-“Getirdiğin her kadını becerdikten sonra böyle mi yapıyorsun? Kapının önünde bir daha baştan mı çıkarıyorsun?” dedim kinayeli kinayeli… Güldü,

-“O da elimde değil Gül’üm… Sikimde… Bu yarağı bir tadan bir daha tatmak istiyor, doyamıyor senin gibi… Hiç boş bırakmıyorlar sağ olsunlar…”

-“Yaa… demek öyle?” dedim kıskançlıkla… Sanki kocamın beni aldattığını öğrenmiş bir kadın gibi… Gülerek çocuk gibi büzdüğüm dudaklarımdan öptü,

-“Üstüne alınma ama… Evli kadınlara, kocasının sikemediği mutsuz ev kadınlarına zaafım var benim… Onları mutlu etmek görev benim için… Kocalarının seks yapmasını bilmeyen, işe yaramaz beceriksizler olduğunu anlamaları hoşuma gidiyor. Yarağımı yerken zevkten delirmeleri, kendilerini kaybetmeleri harika…”

Dayanamadım, kollarımı boynuna götürüp tekrar sımsıkı sarıldım. Dudaklarını kemirirken, bir ara önündeki kabarıklığı avuçladım. Hırsla,

-“Evet aşkım… Erkeğim… Anlatmak istediklerini çok iyi anlattın bugün… Ben de bu koca siki yemeden duramam artık… Bir gün benden bıkmazsın umarım…”

Eve zor gittim. Yürürken dizlerim titriyordu. Kapıyı açıp içeriye girdiğimde kalakaldım.

Kocam… Salonda oturmuş, benim gelmemi bekliyordu. Şaşkınlığımı attım, kollarımı açarak sevinmiş gibi yapıp kocama doğru yürürken bir yandan da aklımdan binbir türlü düşünce geçiyordu.

Altımda külot, içimde sütyen olmadan sokakta ne aradığımı nasıl izah edeceğimi düşünüyordum kocamla sarılıp öpüşürken… On gündür eve yeni gelen kocam beni soyup sikmeden bırakmazdı elbette… Hadi bir şekilde bunu atlatsam… Onu deli gibi özlemiş, azmış ev kadını rolü yaparken az sonra da orgazm taklidi yapacaktım.

Elimi kocamın pantolonun fermuarından içeriye sokup sertleşmeye başlayan sikini avuçladım. Bugün yaşadıklarımdan, yediğim yaraktan sonra, her zamankinden küçük gelmişti elime kocamın vasatın altındaki siki…

Kocam az sonra bu ortalama sikiyle beni sikecekti. Mert’in bilek gibi kalın yarağıyla haşat olmuş amcığıma girerken, benim vahşice sikildiğimi anlayabilir mi acaba diye dehşetli bir merak ve heyecan duygusu, korku vardı içimde…

Off… Kim ne derse desin… Ev kadınlığı çok zor iş… Hele benim gibi, zavallı kocasını elin adamıyla sikişip boynuzlayan azgın orospunun tekiyseniz… Kocanızdan saklayacak, gizleyecek şeyleriniz, günahlarınız, yalanlarınız varsa…

YASAK AŞK 2

Sabah gözlerimi zor açtım. Alarmin sesi kulaklarımı sağır ediyordu. Zar zor kendimi yataktan kaldırıp, yatağımın kenarında duran bir bardak suyumu içtim. Gözlerimi hafifçe açıp kapattım, gerçekten çok mayhoş hissediyordum. Uyuyamamıştım, bir sağa, bir sola dönüp durmuştum sürekli.
Ayağa kalkıp, banyoya gittim. Saçlarım dağılmıştı. Önce tarakla saçımı taradım. Gözlerimin altı şişmişti uykusuzluktan. Dişlerimi firçalamaya başladım. O sırada kendimi süzdüm aynada. Spor yapmaya gitmem faydalı olmuştu.
1.60 boyunda, 68 kilo, buğday tenliydim. Gözlerimse ela ve bal karışımı bir renkteydi, Güneşte farklı, gece farklı gözüküyordu. Kocam gözlerimi özellikle seviyordu. Saçlarım normalde siyahtı ama kısa bir süre önce sarıya boyamıştım. Sokakta gezerken, erkekler beni süzerlerdi. Alımlı ve bakımlı biriydim. Ancak, bir şeyler canımı sıkıyordu sanki. Dün geceden beri aklımda olan tek şey o hikayeydi. Rüyama bile girmişti. O anları resmen yaşamış, kendimi o kadının yerine koymuştum rüyamda. Kocam gece gelmese belki sabaha kadar okurdum.
Dişlerimi de firçaladıktan sonra ağzımı temizleyip gidip kocami uyandırdım. Zar zor kalktı. Üstüme tişörtüm, altımda pijamam vardı ama esk**en bu halimi bile görse sabah öper, koklar, hiçbir şey yapmıyorsa göğüslerimi okşar öyle kalkardı. Şimdi hiç öyle davranışları kalmamıştı. Yavaşça yataktan kalkıp, üzerini değiştirdi. Dişlerini bile firçalamıyordu artık. Onu uyarmama rağmen bir süre sonra hep aynı şeyi yapıyordu.
Oğlumun odasına gittim ve onu da kaldırdım. Gariban yavrum zar zor kalkıyordu, daha güneş çıkmamışken okula gidiyordu. Onun gözlerindeki işıltı, herşeye değerdi. Bu yüzden onu çok seviyordum.
Herkes hazırlanmaya başlayınca ben de mutfağa gittim. Kahvaltı
hazırlamaya başladım. Yumurta haşlarken, bir yandan da kahvaltılıkları diziyordum masaya. Çatalları ve bıçakları hazırlarken yanlışlıkla elimden kaydı ve düştü. Metallerin birbirine çarparken çıkardıkları ses, mermere vurmaları ile birleşince evde gürültü koptu resmen.
“Ne oluyor?” dedi eşim, içeriye gelerek.
“Bir şey yok, elimden kaydı.” dedim.
Yüzüme bir süre bakıp, eskişehir escort başını iki yana sallayarak içeri gitti tekrar. “Bugün aklın başka yerde galiba.”
Evet öyleydi.
Dikkatimi veremiyordum. Yattığımdan beri aklımda tek bir konu vardı. İçimde sanki bir kor alevlenmişti, külleri her tarafa dağılmıştı. Neden böyle oldum anlamamıştım. İçim gidıklanıyordu düşündükçe. Gerçekten çok farklıydı. Kahvaltı sofrasını kurduktan sonra çayları doldurdum. Hepsi de oturunca, yemeye başladık. Ama boğazımdan geçmiyordu, lokmaları teker teker ağzıma atıyordum. Sabirsizdim. Canım hiçbir şey yapmak istemiyordu, sadece hikayeye devam etmek istiyordum. Herkes gidince, dün geceden farklı olarak ev boş olacaktı. Bu durum, içimi daha da kıpır kıpır bir hale getiriyordu.
Onlar yedikten sonra, kocam kalkıp paltosunu giydi.
“Akşam görüşürüz.” dedi ve kapıya doğru yöneldi. Bir öpücüğü bile çok görüyordu artık.
Çocuğuma baktım, oğlum ne güzel de gülüyordu. Onunla biraz şakalaştıktan sonra ona montunu giydirip, sırtına çantasını taktım. Servisi neredeyse gelmek üzereydi.
Onu yolcu etmek için aşağı inmeliydim. Üzerime paltomu giyip, önümü kapattım. Aşağı indikten sonra birkaç dakika bekledik ve servis geldi. Oğlumu öptükten sonra servise bindirdim ve uğurladım. Arkasından el salladım. Beni çok mutlu ediyordu.
Hızlıca eve girdim, içim ürpermişti. Hava soğuktu. Evim ise mis gibi, sicacıktı. Eve girince paltomu çıkarıp, astım. Hemen odama gittim. Telefonumu alıp yatağıma uzandım. Yastığı ikiye katlayıp boynumun altına yerleştirdim. Bu şekilde çok rahat bir şekilde okuyabilirdim. Hemen eski hikayeyi bulmaya çalıştım. Birkaç dokunuştan sonra gördüm, oradaydı. Sabırsızlıktan ellerim titreyecekti neredeyse.
Çok korkuyordum. Siki çok islanmıştı, hem kadınlığımın hem de ağzımın suları ile kayganlaşmıştı. Buna emindim ama daha önce duyduklarım hiç de iç açıcı şeyler değildi. Gerçi bir yerden sonra zevk aldığını söylüyordu herkes ama bilmiyordum. Öğrenmeme de çok kalmamıştı gibi geliyordu.
“Bekle! Lütfen! Hiç yapmadım diyorum!” diye haykırdım. O sırada saçlarımdan tutup başımı eskişehir escort bayan kendine doğru çekti. Acıyla inledim. Vücudumu iyice yükselttim, kollarım iyice gerilmişti. Kalçamı mecburen daha da dikeltmek zorunda kaldım. Acı, vücudumu esir alırken gözlerim kapanmıştı.
“Kes sesini fahişe! Bu gece ne dersem yapacaksın!” dedi ve eliyle kalçama sert bir tokat attı. Diğer eli ile tuttuğu saçlarımı biraz daha çekti ve başım ona doğru yaklaşınca daha da inledim. İtaat etmekten başka bir çarem yoktu. Çok canım acıyordu. En sonunda yapmam gerekeni anladım. Kalçamı ona doğru hafifçe bastırmaya başladım. Sikinin başını, bakireliğini hala koruyan küçük deliğimde hissedebiliyordum. Hafiften bir inleme sesi duydum dudaklarından, hissetmişti. Bu hissi o da seviyordu.
“Çok güzel, uslu kız ol böyle…” dedi ve diğer eli ile kalçama bir tokat daha atıp saçlarımı bıraktı. Başım öne doğru düştü. Gözlerimi kapatıp, olacaklara kendimi hazırlıyordum. Belini bana doğru ittirdiği anda, minik kara deliğimdeki o baskı daha da arttı. Kendimi ister istemez sıkıyordum.
İki eliyle de kalçalarımı sıkıca kavradı. Parmaklarının etime uyguladığı baskıyı hissedebiliyordum. Kendini bana doğru bastırdığında, küçük deliğim resmen onu içeri almamak için direniyordu. Sikinin başı, orada durmuştu. Ancak o devam ediyordu, daha da kendini bana bastırırken elleriyle sıkıca tuttuğu kalçalarımdan da beni kendine doğru çekti. O anda, minik deliğimin artık direnemediğini hissettim ve o keskin acıyı yaşadım.
“Aaaahh! Dur! Yavaş! Ohhh…” Nefes alışlarım hızlanmıştı. “Dur! Yalvarıyorum, çok acıyor. Iihhhh!” deli gibi inliyordum, sesimi kontrol edemiyordum. Sikinin başı bile girmemişti henüz, sadece ucunun bir kısmı girmişti. Ancak bu acı… Bunun bir tarifi yoktu. Kocama bekaretimi verirken bile bu kadar acı hissetmemiştim.
O anda yavaşladı. Gerçekten de rahatlamıştım. Daha rahat nefes alıp vermeye başladım. Ucunun içeride olması, biraz da olsa alışmamı sağlamıştı. Başım öne eğikken, saçlarım görüşümü tamamen kapatıyordu. Gözlerimi hafifçe araladım ve başımı kaldırdım. Çok acımıştı.
“Sen kiminsin?” escort eskişehir diye sordu sert bir ses tonuyla.
“Seninim!” diye cevap verdim. Ve o anda yapacağını yaptı. Bir anda içime kökledi. Kaçmak için manevra yaptım ama nafileydi, kalçalarımdan beni sıkıca kavramış olduğum yere mıhlamıştı. Kendini de bana daha çok bastırırken, tüm gücüyle içime zorlamıştı. İlk başta giren başını hissettim, daha sonra sikinin damarlarının atışını, minik kıçımın aşama aşama parçalanmasını hissettim. Deli gibi inliyordum. “Aaahhh! Hayır! Lütfen! Oh!! Acıyor!!! Lütfen! Yalvarırım dur! Dayanamayacağım galiba! Yapamam! Lütfen!” inliyor, bağırıyordum. Ama aldırış etmeden içime girmeye devam ediyordu. O kadar hızlı oluyordu ki, sanki geçen her saniye bir ömür gibi geliyordu. Gözlerim kararmış, resmen başım dönmeye başlamıştı. Kollarımın güçsüzleştiğini hissettim, acıdan bayılacaktım galiba. Hafiften gözlerim kararırken, öne doğru düştüm. Bu yaptığımla aslında onun işini kolaylaştırmıştım. Kalçam daha da yukarı çıkmış, onun içime girişini kolaylaştırıyordu.
Kasıklarının, kalçalarıma değdiğini hissettiğimde ise öleceğimi düşünmeye başladım. “Aaah! Lütfen! Çok acıyor!”
Sağ elini kalçamdan çekip sıkıca bir tokat attı. Resmen ileri doğru sarsılmıştım, az kalmıştı. Bayılacağımı hissediyordum. Beynim uyuşmuş, sanki vücudum karıncalanmıştı. Böyle bir hissi hayatım boyunca yaşamamıştım. Deliriyordum, acıdan kıvranıyordum ama beni yatağa mıhladığı için hareket etme şansım bile yoktu.
“Al hepsini! Benimsin! Bakire götünü aldım! Herşeyini bana vereceğini söylediğimde ciddiydim! Yalvar!” dedi sertçe.
Gözüm resmen kararmış, bulanıklaşmıştı herşey. Kendimi mayışmış hissediyordum. O sırada sol kalçama güçlüce bir tane geçirdi. Yine öne doğru savruldum ve beni geri çekti, içime yine tamamen girmişti.
“Ahh!”
“Orospu! Yalvar!” diye bağırdı.
“Ahhh! Lütfen! Sik beni! Sahibim! Sik beni! Parçala götümü!”
Yapiyordu da zaten…
Nefesim hızlanmış, kalbim duracak gibiydi. Sol elimi telefondan çekip, bacak arama götürdüm. Pijamamın içine soktum usulca, iç çamaşırımın da içine girip kadınlığımı bulduğunda parmağım sırılsıklam olmuştu… Çok islanmıştım. Hızlıca pijamamı ve tişörtümü çıkardım. Sicaklıyordum… Oda birden sıcak olmuştu. Hafifçe kendimi okşamaya başlarken, nefesim hızlanıyordu. Allah’ım… Bana ne oluyordu böyle…

Cinsel Hayat-22

Cinsel Hayat-22
Önceki hikayeler için ; http://xhamster.com/user/amanbea/blog/1.html

O gecenin sabahında uykulu bir şekilde uyumaya gitmiştim. Kızlar da siz gelmeseniz de denize gideriz biz demişlerdi. Tamam demiştik canla. Üstümdeki her şeyi atıp boxerla yatağa girip o yorgunlukla güzel bir uykuya geçtim. Öğle saatlerinde oda da tıkırtı seslerine gözlerimi yarım açtım. Aybüke ile Ezgi dolabı açmışlar kıyafetlerine bakıyorlardı.

Ses çıkarmadan gözlerim kısık bir şekilde onları izlemeye başladım. Aybüke bikinilerinden birini Ezgiye verdi. Beni uyandırmamak için çok sessiz bir şekilde konuşuyorlardı. Salak gibi eski bikinilerimi getirmişim acilen çarşıya gidip bikini almalıyız dedi Ezgi. Aybüke de kızım sen hep Penti giyiyorsun burada Penti yok galiba bir kaç gün bunlarla idare et giderken alırız avmden diyerek cevapladı. Ezgi dur deniyim bakalım olacak mı diyerek odadan çıktı. Yüz üstü yatıyordum ve kafam tam kapıya ve dolaba dönük olduğu için görebiliyordum kızları. Bir kaç dakika geçmeden ezgi bikinili bir şekilde geldi. Arkasından baktığımda heyecan katsayım yükselmişti. Aybükenin bikinisinin üstü tam olmuştu ama alt taraf küçük gelmiş. Kalçalarını kapatamamış götünün arasında toplanmıştı çok seksi görünüyordu.

Aybüke aa olmuş bak dedi. Ezgi sütyen kısmı oldu da sen bi de burayı gör diyerek kalçalarını Aybükeye döndü. Aybüke gülmeye başladı kalçaların harika dedi ve küçük bir şaplak attı. Bu görüntü uykumu tamamen kaçırmıştı ve heyecanlandırmıştı. Aletim de yarı kalkık hale gelmişti bile. Üzerimde bir şey olmadığı için yüz üstü yatmış olmasam kalkıklığını görebilirlerdi. Aybüke sorma kalçalarımı kapatmakta çok zorlanıyorum diyerek gülmeye devam etti.

Aybüke bu en büyüğü ya üst oldu da altı ne yapıcaz diye sordu. Ezgi de ben böyle gelemem siz gidin bende çarşıya gidip mağaza ararım dedi. Aybüke kaybolursun bilmiyorsun buraları deyince olmaz bir şey ya bulurum arabayla giderim zaten dedi. O sıra da Ekin de odaya girdi. Bikinisini giymiş üzerine de tshirt şort giymiş çantasını da takmış bir şekilde ben hazırım kızlar dedi. Ezgi ben çarşıya çıkıyorum bikini almaya siz gidin gelirim ben 1 saate falan dedi. Ekin de onaylayınca Ezgi tekrar üstünü değiştirmeye gitti. Aybüke de o sırada üstünü orada değiştirirken Ekin senin ki sıcağa gelemiyor herhalde neredeyse çıplak yatacak dedi. Aybüke de gülerek çok ateşlidir benim sevgilim dedi. Ekin de belli diyerek gülüştüler ardından da odadan çıktılar. Ekinin bana bakışlarını yakalamıştım ama anlam verememiştim. Üstüne bu konuşma gözünün bende olduğunu gösteriyordu.

Kızlar hazırlanıp çıkınca bende yarım kalan uykuma devam ettim. Bir süre sonra kapı açılma ve poşet sesleriyle tekrar uyandım. Ezginin geldiğini anlamıştım.Gözlerimi yarım kısık bir şekilde açtım. Evet ezgi gelmişti. Hızlıca poşetlerini bıraktı yere ve içinden etiketi üzerinde olan bikinisi çıkardı ve biraz inceledikten sonra poşetin üstüne doğru bıraktı inş olur diyerek tshirtünü çıkarttı. O anda orada olduğum aklına gelmiş olacak ki bana doğru döndü panikle. Hemen az açık olan gözümü kapattım. Oh uyuyo hala dedi sessizce. Tekrar hareketlendiğini hissedince gözlerimi gene kısarak yarım açtım.

Sütyenini çıkarmıştı ama arkası bana dönüktü.Aynadan bakmaya çalıştım ama görülmedi göğüsleri. Zaten hemen yeni aldığı bikini üstünü giydi. Dolabın üzerindeki aynaya bakarak düzeltmeler yaptı.Ardından gene arkasını dönerek şortunun düğmelerini çözüp aşağı doğru indirdi. Pembe çok güzel bi külot vardı. Kalçaları muhteşemdi. Ardından iç çamaşırını da indirerek kalçalarını serbest bıraktı. Manzara mükemmeldi. Aletim kalkmıştı. Hemen bikinisinin alt kısmını da giyerek ayna da bakmaya başladı kendine. Bir şeyler yapmalıyım diye düşündüm. Uyanıp onu yakalamış gibi yapacaktım tepkisinin nasıl olacağını ölçmek için.

Aynada kendine bakarken. Yeni mi aldın güzelmiş dedim gülerek. Ezgi ay diye ince bi çığlık attı. Korkuttun dedi ardından. Korkma benim dedim. Yeni mi uyandın dedi o da benim onu izleyip izlemediğimi öğrenmek istiyordu belliydi halinden. Sayılır diyerek pis pis sırıtınca neremi gördün diye sordu suratı bozulmuş gibiydi. Bi yerini görmedim ya şimdi kalktım dedim. İyi bari dedi. Belki azcık poponu görmüş olabilirim ama ne yapayım gözlerimi bi açtım ve manzara buydu dedim. Bu sefer o da güldü off uyanmazsın sandım utandım şuan çok dedi.Bende boxerlayım sende beni gördün dedim gene gülerek. Ama poponu veya şeyini görmedim dedi. Şakalaşarak konuşuyorduk. Cana yakınlıktan böyle konuştuğunu biliyordum. Maalesef göremedin dedim. Güldü sadece devam ettirmedi.

Tekrar bikinisini incelerken Aybüke nerede dedim bilmiyormuş gibi davrandım. Ekin ile dünkü cluptalar Can da gitmiş bende gidicem şimdi oraya şu iki bikiniyi de deneyip dedi. Hadi ya dene de bende geleyim senle birlikte gideriz dedim. Tamam diyerek diğer bikiniyi alıp banyoya doğru gitti. Bende yataktan kalktım. Aletim gene yarı kalkıktı. Banyonun kapısında çıkmasını bekledim. Kapıdan çıkınca benim orada olduğumu bilmediğinde gene korkarak ay dedi. Gene korkuttum beni ne dikiliyon burada dedi.Bu sefer üstünde aldığı diğer bikini vardı. Tuvalete girecem dedim. Bu sırada gözleri boxerıma yarı kalkık olduğu çok belli olan aletime baktığını yakaladım. Onu etkilemeye çalışıyordum bu şekilde açıkçası.

1 2 saniye baktıktan sonra hee tamam gir diyerek yanımdan geçip odaya doğru gitti. Wcye girip geri odaya döndüm. Yatakta oturmuş bekliyordu. Odaya girdiğim de ayağa kalkıp bak bakalım bu mu güzel yoksa biraz önceki mi dedi. İkisi de aynı sadece renkleri farklı seçim yapmak zor dedim. Bende ondan ikisini de aldım. Dur 1 tane daha var onu da giyip geleyim dedi. Yatağa bu sefer ben oturdum. Çıkardığı şortunun içinde giydiği külota doğru bakıyordum. Alıp koklasam amının kokusunu hisseder miyim diye düşünmeden edemedim ama sonra vazgeçtim cesaret edemedim. Bir kaç dakika sonra mayokini denilen bikini mayosuyla geldi. Bu nasıl dedi. Beğenmedim vücudunu kapatmış dedim. Daha iyi koca göbeğimi kapatmıştır dedi. Klasik kız tripleri. Göbeği olmamasına rağmen göbekli sanarlar. Göbek mi harika vücudun var dedim bi an ne dediğimi bilmeden. Bu sefer o oyuna getirdi beni.

Ya öyle mi beğeniyorsun yani dedi merakla. Kendime gelerek evet beğeniyorum güzel dedim. Teşekkür ederim dedi hafif bir tebessümle. Ardından o zaman bunu çıkartıp geri veriyim dedi. Sen bilirsin dedim. Diğer iki bikiniden birini alıp tekrar içeri gitti. Bu sefer hemen cesaretimi toplayıp o külota doğru hareketlendim. Kokladım ama daha çok çamaşır suyu kokusu aldım. Çok çok az da olsa kadınlık kokusu vardı ama bu gördüğüm kalçalarını da hayal edince aletimi hareketlendirmeye yetmişti. Normalde böyle bir şey yapmazdım ama Ezgiyi gören herkes seve seve yapardı onun özeline yakın olmak için.

Banyo kapısının açılmasını duyunca hemen yerine bırakarak yerime oturdum ama aletimin kalktığını gizlemedim. Odaya gelince bana doğru baktı göz göze geldik. Ardından aşağıya doğru indirdi gözlerini nereye baktığı çok belliydi. Hemen gözlerini kaçırarak dolaba yöneldi. Bi tshirt aldı üstüne geçirdi. Hadi giyin de gidelim dedi bana hiç bakmadan. Yok ya vazgeçtim ben hala uykusuz gibiyim git sen dedim. Belli çok uykun olduğu dedi gülerek anlamadım dedim. Yok bir şey boşver dedi ama hala gülüyordu. Ne gülüyorsun ya söyle birlikte gülelim dedim.

Seninkinin uykusu yok ama dedi bana dönerek. Aletime doğru baktım hafif sertliğini kaybetse de yine de çok belli oluyordu. Aa pardon ya hiç farkında değilim dedim. İyi numara yapıyordum açıkçası kendimle gurur duydum. Önemli değil ben gidince Aybükeyi çağır da beraber uyuyun diyerek hevesimi biraz kırdı. Bu lafın üstüne diyecek bir şey bulamadım öyle yaparız dedim sadece. O inerken bende onla beraber indim aşağıya. Balkona geçip sigara yaktım. Ezgi de gelip bi sigara içip öyle gideyim dedi. Yolda veya sahilde de içebilirdi ama benle kalmak istiyor galiba düşündüm o sırada.

Normal muhabbet ettik sigara içerken. Sandalyeye sırtını yasladığında yarım gözlerle beni kestiğini görebiliyordum. Uyutmuşsun Aybükeye gerek kalmadı dedi tekrar gülmeye başladı. Beni ve aletimi her halinden bakışından istediği belliydi. Onu deli edecektim ama ben ona atlamayacaktım onun bana gelmesini bekleyecektim kafama bunu koymuştum. Bunun olması içinde yavşaklık yapmaya devam etmem gerekiyordu. E kızım manzara harikaydı yukarıda öyle bir durumda kim uyumak ister ki dedim. Büyük bir kahkaha attı.

Manzaraya bakarken uyuyakalmayanlardansın demek dedi. Bu oyunu devam ettirmek istediği belliydi. Böyle manzara bulmuşum 7/24 uyanık kalırım dedim.Hımm dedi sadece tek kaşını kaldırarak. Her hareketi her gülüşü mimikleri ayrı bi seksilik katıyordu kendisine. Bir süre sessizlik oldu. Fidan ablanın da manzarası öyle miydi dedi. Golü tam 90a çakmıştı. Yutkunup kaldım. Ağzımı dahi açamadım o an. Buz kestim. Benim o halimi görünce evet biliyorum Aybüke ile aramda hiç gizli saklı bir şey yok dedi ve kalktı masadan. Fenerbahçeli taraftarların yanlış anonsla sahaya girip timsah yürüyüşü yaparken Bursasporun şampiyon olduğunu duyup,göt gibi kalıp ardından stadı yaktıkları gibi hissediyordum resmen.

Ezgi içeri girince gidecek sandım arkasından bende şortumu giyip gideyim bari dedim. Ezgi ona açık açık yürüdüğümü anlatır Aybükeye mahvolurum diye düşünüyordum. Belki yanlarında olursam anlatmaz diye diplerinden ayrılmamaya karar verdim. Kalbim küt küt atıyordu. O heyecanla önüme bile doğru düzgün bakmadan odaya girdim. Ezgi de oradaydı. Şortumu alıp ezgiyle sahile inmeye karar vermiştim. Ben de senle geliyorum dedim. Cevap vermedi. Şortumu bulamadım oda da. Ben ararken Aybüke arka balkona astı dedi Ezgi. Bunu duyunca yaptığım şeyden daha da pişman olmuştum.

Arka balkon ufaktı. Ordan şortumu alırken diz kapağımı kapıya çarptım. O kadar çok acımıştı ki bağırmadan edemedim. Ezgi koşarak geldi nolduu diyerek. Diz kapağımı çarptım dedim. Ayağımın üstüne basamıyordum resmen. Topallıyordum. Ezgi hemen kolumun altına girerek yürümem için destek oldu. Parfüm sıkmıştı. Muhteşem bir kokusu vardı. Destek olarak odaya kadar getirdi beni. Yatağa oturduğum da dur şişmesin buz getireyim diyerek aşağıya indi. Odayı sıktığı parfümün kokusu sarmıştı. Kendimden geçirmişti beni o koku.

Bir kaç dakika sonra geldiğinde buz torbası vardı elinde. Bacaklarım açık oturuyordum yatakta. Yere çökerek buzu diz kapağıma koydu bacaklarım arasındaydı. O bacağımla ilgilenirken bu pozisyonda bana sakso çektiğini hayal ettim.Gözlerimi kapatmış bunu düşünüyordum. Tek eli de baldırımdan tutup hafif okşaması bana acıyı falan unutturup aletimin kalkmasını sağladı. Ağzına vermemek çok zor duruyordum.

Manzara da yok ama uyanmış birileri dediğinde gözlerimi açtım. Gözleriyle aletimi süzüyordu. Ellerini baldırım da gezdirmeye devam etti. Ardından yavaş yavaş yukarı çıkarttı.Aletime yaklaştığında heyecanım tavan yapmıştı.Boxerımın kenarlarına geldiğinde durdu. Gözlerine baktım devam et der gibi. Göz göze gelince güldü. İki eliyle birlikte aletimi kavrayı verdi birden. Bende elimi arkama doğru attım. Elimden destek alarak yarı yatar pozisyondaydım.

İki eliyle aletimi okşuyor sıvazlıyordu. Ellerini boxerımın üstüne çıkarttı aşağıya indirmeye çalıştı. Kalçamı kaldırarak yardımcı oldum ona. Boxerımı çıkarınca gözleri açıldı iyice.Elleriyle tekrar kavrayıp iki eliyle birlikte sıvazlıyordu. Aybüke ile fidan ablayı şimdi daha iyi anlıyorum asıl manzara sendeymiş dedi kendi kendine kahkaha attı. Bende gülerek onu izliyordum .

Of dayanamıyorum diyerek ayağa kalktı tshirtünü çıkartıp attı. Bikinisiyle kalmıştı. Üstüme çıktı.Tamamen yatağa yatırdı beni. O da üstüme yattı. Dudaklarımız birleştiğinde ikimizde ateşlenmiş ve her şeyi oluruna bırakmıştık. Ezgiyi çıldırtmayı başarmıştım. Dudaklarımı emiyor dilini sokuyordu ağzımın içine. Çok güzel öpüşüyordu. Elini saçlarıma attı. Kafasını çekti. Ne yapıyoruz biz çok yanlış bu dedi.

Cevap vermedim. Kollarımı beline geçirerek yanıma yatırıp üstüne çıktım. Tekrar dudaklarına yapıştım.Gene ateşli bir şekilde öpüşüyorduk. Dudaklarından boynuna indiğim de nefes alış verişi değişti. Boynunu emdim aşağıya doğru indim. Bikinisini yana doğru çekerek o muhteşem göğüslerini ortaya çıkardım. Uçları dikleşmişti. Fazla zaman kaybetmeden alt tarafa indim. Bikinisini indirdim. Yeni yeni kıllanıyordu ama görüntü mükemmeldi. Ağzıma alıp emmeye başladığımda ohh ahh diyerek inlemeye başladı. Elini saçlarıma attı. Kafamı amına daha çok bastırmaya başladı. İki bacağıyla da kafamı sıkıştırıyordu. Birden saçlarımı çekerek kafamı kaldırttı. Canımı acıtmıştı.

Yataktan doğrulup tokat attı. Ne olduğunu anlamadan bu çok yanlış Aybüke sana aşık bunu ona yapamam diyerek hızlıca kalktı. Tshirtünü giyerek çantasını alıp hızlıca evden çıktı. Çok kısa bir süre içinde gerçekleştiği için şaşkınlığımı atamadım. Aybükeye anlatamazdı sonuçta ilk hareketi o yapmıştı. Bu yüzden rahattım ama aletim havada bir şekilde kalmıştım. Aybükeyi aradım. Efendim canım aşkım uyandın mı dedi. Uyandım. Evde kimse yok gelmek ister misin dedim. Hemen geliyorum 5 dkkaya dedi.

Aybüke gelene kadar üstümü başımı düzelttim. Balkona çıkıp yaşadıklarımı düşünerek bundan sonra ne olacak diye düşünerek sigara yakıp aybükeyi bekledim. Dediği gibi 5 dkkaya geldi. Beraber üst kata çıktık. Hemen dudaklarına yapışıp öpüşmeye başladık. Doğru düzgün rahat rahat sevişememiştik bu yaz. Bunun acısını çıkarırcasına uzun uzun seviştik. Sevişirken de Aybükeyi soydum. Denize girip çıktığı için bikini altında kalan kısmı hala ıslak ve soğuktu. 20 dakika içinde kaldığım yerden devam ediyordum sadece kızlar değişmişti.

Yatağa yatırıp her yerini yaladım emdim.Doğrulup tekrar üstüne yattım.Dudaklarımız birleştiğinde elimle aletimi tutup amına hizalayıp yavaşça içine girdim. Çığlık atmaya çalıştı ama dudaklarımız birleştiği için yapamıyordu. İçi alev alev sıcacıktı ve sırılsıklam ıslanmıştı azgınlıktan. Çok dar olduğu için zorlanıyordum. Hepsini sokmadan ileri geri yaparak giriş yolumu açmaya çalışıyordum. Dudaklarını kurtararak inlemeye başladı. Elini kalçalarıma atarak beni kendine bastırmaya başladı.

Geliyorum aşkım daha sert diyerek inlediğinde bende gözlerimi kapatıp altımda yatanın Aybüke değilde Ezgi olduğunu düşündüğümde çığlık çığlığa kalarak Aybükenin içine doğru boşalmaya başladım. Aybüke de benle birlikte orgazm oluyordu.Nefes nefes kalmıştık.Üstüne yığıldım. Bir süre kendimize gelemedik. Dudaklarını tekrar öptüm. Dudaklarını kurtararak içime boşaldın dedi. O an çok saçma bir şey yaptığımı farkına vardım. Bugün bütün işleri berbat etmiştim.

Özür dilerim özür dilerim diyerek tekrar dudaklarına yapıştım. O da beni öperek önemli değil ama ne yapıcaz hamile kalmak istemiyorum dedi. İkimizde ertesi günü hapı hakkında bir bilgimiz yoktu. Hemen temizlenerek internetten araştırma yaptık. Orada öğrendik bu hapın olduğunu hemen giyinerek Canın arabayı alıp eczane aramaya gittik.

İlk bulduğumuz eczaneye girip bu haplardan aldık. Eczacıdan bilgi alıp hemen eve geri döndük. Akşam olmak üzereydi. Diğerleri de eve dönmüşler balkonda oturuyorlardı. Ezgi suratıma bakamıyordu. Bende Canla Ekinle konuşuyordum ama Ezgiyle konuşmuyorduk. Aybüke kızları alarak odaya götürdü. Hapla ilgili bir şey söyleyecekti galiba diye düşündüm.

Buraya kadar olsun diğer hikayede görüşmek üzere. Emeğe saygı yapanlara çok teşekkürler.

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 40. Bölüm!

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 40. Bölüm!
Tuğba beni karşısında görünce çok şaşırmıştı. Heycandan elindeki kitap yere düştü. “Merhaba!” dedim. Kitabı yerden aldı ve bir süre sessiz kaldı. Beni görmeyi hiç ummadığı belliydi. Şaşkınlığı geçince, “Merhaba…” dedi, ardından “Hayırdır, ne oldu, niye geldin?” diye ekledi. “Seni özledim!” dediğimde buna inanmadığını anladım. Beni halen sevdiğini biliyordum oysa. Beni terk eden oydu, ama bunu bana söylerken nasıl ağladığını görmüştüm. Şimdi de gözlerinden anlaşılıyordu bu hüzün.

Kendisine Esra konusunu anlattım. “Müdür beyle görüşmelisin!” dedi. “Tamam!” diyerek çıktım yanından, başka da birşey demedim. Müdürle konuştum ve Esra’yı yazdırdım dershaneye. Burası sadece kız öğrencileri olan bir dershaneydi. Erkek öğrenciler başka bir binada okuyorlardı. Binadan çıkıp arabama binerken telefonum çaldı, Tuğba arıyordu. Benimle konuşmak istediğini söyleyip, “Müsait bir zamanda buluşalım!” dedi. Bana olan hıncı azalıyordu belki de. Ona bugün görünmem çok iyi olmuştu. İçimde tarif edemediğim bir sevinç vardı. O gün işe dönmedim tekrar. Özge’yi arayıp başımın ağrıdığını, eve geçeceğimi söyledim. O ara Tuğba’yla geçmişte yaşadıklarımı hatırladım.

Tuğba 29 yaşında, matematik öğretmeni. Tanıştığımızda 23 yaşındaydı. Annesi ile beraber yaşıyor. Ortak bir arkadaşımızın doğum gününde tanışmıştık. Çok güzel sayılmazdı, ama alımlı ve çekiciydi, esmer tenliydi, kara biçimli kaşları, etli dudakları vardı. 1.70 boyunda, dolgun hatlı bir kızdı. Uzun ve kıvırcık siyah saçları beline dökülürdü o zamanlarda da şimdiki gibi.

Babasız büyümüştü, babasının o 8 yaşındayken öldüğünü söylemişti. O yüzden annesi biraz da bu nedenle erkek gibi yetiştirmişti Tuğba’yı. Konuşmasında, hareketlerinde erkeksi bir hava sezilirdi. Öğrencilerinin ondan korktuğunu bilirdim. Diğer herkese karşı gösterdiği erkeksi tavırlarını bana karşı bir kez olsun göstermemişti. Benim yanımda hep sakin, sessiz olurdu. Ailemden sadece annem biliyordu Tuğba’yı. Ama annem ısınamamıştı Tuğba’ya, arada bazen onu bırakmam için bana baskı yapardı. Türbanlı olmasa da tutucu bir kızdı, daha doğrusu dışardan bakıldığında öyle görünüyordu. Ama onu pek çok defa götünden sikmiştim.

Yağmurlu bir kış günüydü, hafta sonuydu. Birlikte sinemaya gitmiştik. Tuğba siyah, dizlerinin üzerine gelen bir etek, uzun sivri topuklu bir çizme giymişti. Parlak siyah çoraplı bacakları eteğiyle çizmesinin üstü arasından görünüyordu. Siyah, dar bir kazağı vardı üzerinde, memeleri altında belli oluyordu. Normalde bu şekilde giyinmezdi, sadece hafta sonu buluşmalarımızda böyle giyinirdi. Sinemada ona sıkıca sarılmıştım. Bacak bacak üstüne attığından eteği sıyrılmış, siyah çoraplı bacakları kalçalarına kadar açılmıştı. Bir ara elimi bacaklarında gezdirmeye başlamıştım. Ne tepki vereceğini bilmiyordum. O zamana kadar el ele tutuşurduk sadece, birkaç kez dudaklarından öpmüştüm o kadar. Ama o bana daha sıkı sarılmıştı, memeleri göğsüme değiyordu. Neredeyse o haldeyken boşalacaktım.

Sinema çıkışında onu evine bırakırken, bana, “İstersen gel biraz otur, annemle de tanışmış olursun!” demişti. Annesi beni biliyordu, ama henüz tanışmamıştık. “Tamam!” diyerek evlerine gitmiştik, ama annesi evde yoktu. Tuğba annesini cepten aramış, sonra da bana, “Komşuya gitmiş, biraz daha kalacakmış!” demişti. Evin içinde yalnızdık. Birbirimize bakmıştık bir süre, ikimiz de birbirimizi istiyorduk. Ayakta birbirimize sarılmıştık sıkıca. Tutucu dediğim Tuğba çok ateşli çıkmıştı. Dudaklarımı kanatırcasına emmiş, ellerini sırtımda gezindirmişti. Ben de elimi eteğinin üzerinden götüne atmıştım. Dolgun göt yanaklarını avuçlamıştım.

Yarağım sertleşmişti çoktan. Tuğba, ben birşey demeye kalmadan önümde diz çökerek fermuarımı açmış, külotumu sıyırıp sertleşmiş yarağımı ağzına almıştı. İştahla yalıyordu, aç bir hayvanın bulduğu yemeğe saldırdığı gibi davranıyordu. Bunu nereden öğrendiğini merak etmiştim. Acaba daha önce birileriyle birlikte mi olmuştu? Bu ihtimal beni kızdırmıştı. Onu omuzlarından itmiştim ve kıç üstü yere düşmütü. “Ne oldu?” diye sorduğunda, ağzının kenarında yarağımın sıvıları vardı.

“Bunları yapmasını nerden öğrendin sen?” diye sormuştum sinirle. Bana bakıp gülmeye başlamıştı. Sonra da kalkıp içeri gitmişti. Ben üstümü toparlarken, içerden elinde birkaç videokasetiyle gelmişti. “Bunlar ne?” dediğimde, “Bunlar porno filmler. Rahmetli babam almış zamanında bunları, artık annemle beraber mi izlemişler bilmiyorum, ben bir şekilde buldum bunları. Zamanında çok izledim bu filmleri! Videomuz bozuldu ama, artık izleyemiyorum!” demişti gülerek.

Sonra da, “Sen beni orospu mu zannettin yoksa?” dediğinde çok utanmıştım ve “Ne bileyim?” demiştim sadece. O sırada Tuğba beni elimden tutup kendi odasına götürmüş, kaldığı yerden devam etmişti. Önümde çömelip yarağımı ağzına almıştı yine. Daha bir iştahlıydı o sefer. Nerdeyse ağzına boşalacaktım. “Tamam, hadi, yeter!” dediğimde istemeyerek bırakmıştı yalamayı.

Ayağa kalktığında ağzının kenarlarından yarağımın sıvıları akıyordu gene. Onu çalışma masasına yüzü gelecek şekilde döndürmüştüm, omuzlarından bastırarak domalmasını sağlamıştım. Siyah eteğinin fermuarını açıp aşağı indirmiş, ayaklarından çıkarmıştım. Karşımda siyah külotlu çorabıyla duruyor, çorabın içindeki beyaz külotu belli oluyordu.

Çorabıyla birlikte külotunu da sıyırınca hafif kıllı amı ve göt deliği açığa çıkmıştı. Bacaklarını açmasını söylemiştim. Yarağım patlayacak haldeydi. Tuğba sürekli başını geriye atıp duruyordu, yarağımı amına bastırmaya başladığımda, “Lütfen amıma girme! Yalvarırım, amımdan şimdi olmaz, ama götümden sikebilirsin!” demişti. Çok istekli görünüyordu.

Yarağımı götüne bastırmaya başlamıştım bu kez. Ama daracık göt deliği yarağımı almıyordu içine bir türlü. Tuğba’da acı çekiyor, “Ağhh, ayy, yavaş!” deyip duruyordu. Bu işin böyle olmayacağı belliydi. Tuğba, “Bir dakika bekle!” diyerek mutfağa gitmiş, az sonra elinde bir margarin paketiyle gelmişti. “Bundan sür götümün ağzına, o zaman olur!” demişti. “Bunu nerden öğrendin?” dediğimde, “Filmde görmüştüm, bırak şimdi soru sormayı, hadi devam et!” demişti azarlar gibi.

Margarinden bir miktar parmağıma alıp, göt deliğinin ağzına sürmeye başlamıştım. Götünün ağzı margarinden parlak bir hal almıştı. Biraz da yarağıma sürmüştüm. Kafasından tutarak bastırmaya başlamıştım yarağımı. Bu formül işe yaramıştı. Tuğba’nın göt deliği yavaş yavaş açılmaya başlamış, yarağım içine girer olmuştu. Ama yine de Tuğba’dan, “Ağhh, ayy, aşkım yavaş, ağhh!” sesleri geliyordu. Yüklendikçe yarağım yarısına kadar içine girmişti. İçinde gidip gelmeye başlamıştım.

Sonrasında yavaş yavaş yüklenmeye başlamıştım. Tuğba’nın göt deliği istediğim kıvama gelmişti. Para karşılığı olmadan ilk defa bir kadını götünden sikiyordum. Tuğba’nın uzun, kıvırcık saçları başında çalı gibi sallanıyordu. Saçını tutmuş, elime dolamıştım. Başı geriye gelmişti bu haldeyken.

Tuğba ozaman artık acı çekmiyordu sanırım, sürekli boğuk sesler, hırıltılar çıkartıyor; arada, “Ağhh, devam et, aşkım, ığmm, devam et!” deyip duruyordu. Göt deliği yarağımın yarısından fazlasını alır olmuştu. Tuğba masadan sıkıca tutunmuş, masa ve üzerindeki bilgisayarı langır lungur sallanıyordu. Kalçalarından sıkıca tutmuştum, o ara Tuğba’da kendini yarağıma yaslıyordu. Birkaç dakikanın sonunda göt deliğine büyük bir tazyikle boşaldığımda zevkten deli gibi inlemiştim.

Götünden çıktığım zaman, döllerim göt deliğinden taşıyordu, Tuğba’da derin derin inlemeye devam ediyor, “Oğhh, aşkım!” diyordu sürekli. Yavaşça doğrulduğunda yüzünde mutlu bir ifade vardı. “Evlendiğimiz zaman amımdan sikebilirsin ancak, ama o zamana kadar sana götten veririm!” demişti. Birbirimize sarılmıştık sıkıca. Ben tuvalete gittiğimde, yarağım Tuğba’nın dar deliği sıktığından kızarmıştı. Çişimi yapıp, yarağımın inmesi için bir süre beklemek zorunda kalmıştım tuvalette.

Çıktığım zaman, Tuğba, “Ay acıyor götüm!” demişti önce, sonra da, “Bak sana ne göstereceğim!” demişti. Yatağını kaldırmış, elini altına sokmuştu. Az sonra elinde birkaç tane porno dergi vardı. “Bunları lisedeyken bizim sınıftan bir çocuğun çantasından araklamıştım. Salak kimin çaldığını hiç bulamadı!” diyerek gülmüştü.

Eski tarihli, büyük, küçük, farklı boylarda, 5-6 tane dergiydi bunlar. Kiminin sayfaları, artık belli ki çok ellenmesinden dolayı aşınmış, yırtılmıştı. Tuğba, “Bunlardan kimsenin haberi yok. Ara ara bunlara bakıp kendimi tatmin ediyorum!” demişti. Bunları söylerken çok rahattı. Ayıp bir şeymiş gibi görmüyordu bunu. Oysa bizim çevremizde böyle bir şeyin olması mümkün değildi. Dergilere bakarken yarağım sertleşmeye başlamıştı. Bazıları yabancı, bazıları Türkçeydi dergilerin. Yatağının üzerinde oturmuş dergilere bakarken, Tuğba elini yarağıma atmış okşuyordu pantolonumun üzerinden.

“Hayatımda ilk defa gerçek bir yarak gördüm, beni hayal kırıklığına uğratmadın. Onu amıma alacağım günü bekliyorum!” demişti. Ben de kazağının içine elimi sokmuş, karnını okşamıştım. Sonra da sutyeninin içine sokmuştum elimi. Meme uçları diriydi, onları parmaklarımla okşamaya, sıkmaya başladığımda, Tuğba, “Ayy, yapma!” diyerek kıkırdamaya başlamıştı. O sırada giriş kapısının kilidine anahtar sürüldüğünü duymuştuk. Annesi gelmişti. Tuğba hemen yataktan fırlamış, birkaç saniye içinde ortalığı şöyle bir toplamıştı. Ben de korkudan elimdeki dergileri yatağın altına fırlatmıştım.

O sırada içerden annesinin sesini dumuştuk. Annesi Tuğba’ya, “Misafirimiz mi var?” diye sormuştu. Ayakkabılarımı görmüştü galiba. Tuğba’da, “Şeyy, Osman geldi, seninle tanışmak istiyor!” demişti. Üzerimi toparlamıştım, çok heyecanlıydım. İçeri geçtiğimde annesi karşımda bana sert bir yüzle bakmıştı. Kızının odasından geliyor olmam onu kızdırmıştı sanırım.

Annesi en fazla 45 yaşında gösteren, kızından daha uzun boylu, yapılı bir kadındı. Kızı esmer tenliyken, kendisi beyaz tenliydi. Giydiği uzun etek kalçalarını sıkıca sarmış, belli etmişti. Çiçekli gömleğinin düğmeleri zor kapanıyordu, koca memeleri olanca haşmetiyle ortadaydı. Düğmelerin arasından içindeki beyaz sutyeni ve kar gibi beyaz teni hafifçe görünüyordu. Başında siyah bir türbanı vardı. Beni görünce yüzündeki sert ifade gitmiş, “Hoş geldin oğlum!” diyerek öpmem için elini uzatmıştı. Açıkçası annesi Tuğba’dan daha güzeldi.

Beyaz, narin elini öpüp başıma koyarken, “Hoş bulduk efendim!” demiştim. Tırnakları biraz uzundu, parlak, açık krem bir oje sürmüştü. Keriman hanım bana karşı çok kibar davranmıştı o gün. Benim habersiz evlerine misafir gitmeme bir şey dememiş, güler yüzle kendisi hizmet etmişti. Usta bir aşçı olduğu belliydi, çok güzel poğaça yapmıştı.

O gün annesinde iyi bir izlenim bırakmıştım tahminimce. Evden ayrılırken, “Gene gelirsin yavrum, bir dahaki sefere hazırlık yaparım!” demişti gülümseyerek. Sonraki zamanlarda pek çok kez gitmiştim evlerine. Hatta birkaç sefer yalnız da gitmiştim. Yani Tuğba’dan habersizdi o gidişlerim. Ama şimdilik Tuğbayla ve annesiyle ilgili anılarımı unutmak zorunda kaldım. Telefonum çaldı, Özge arıyordu, bir müşteriyle ilgili bir şeyler sordu.

Eve gittiğimde karım evde yoktu. Esra tekti evde. Odasının kapısı kapalıydı. Kapısını tıklattığımda, Esra içerden paniklemiş halde, “Anne tamam, açıyorum, geliyorum!” diye seslendi. Ses çıkarmadığımdan beni annesi sanmıştı. Az sonra çok korktuğu anlaşılan bir halde açtı kapıyı, beti benzi atmıştı. Annesi yerine beni karşısında görünce, “Sen miydin?” dedi şaşırarak. Göğsü bir inip bir kalkıyordu.

Uzun kumral saçlarını atkuyruğu yapmıştı. Diz üstüne gelen bir etek, üstüne de ip askılı bir bluz giymişti. Sutyen takmadığından memelerinin çatalı görünüyor, meme uçları bluzun üzerinden belli oluyordu. Dimdik memelerine o zamana kadar dikkat etmemiştim, ama şimdi kar gibi beyaz koynunu, bacaklarını görüyordum. Ablasından daha güzeldi.

“Ne yapıyordun?” dedim. “Hiiç, ne yapacağım…” dedi. Birşey sakladığı, gizlediği belliydi. Sesinden ve yanaklarındaki kızarıklıktan anlaşılıyordu bu. Esra, içeriye girmeyim diye, kapıyı tam açmamış ve kapının ağzında dikiliyordu. Ama kapı aralığından, alt ranzanın üzerinin dağınık olduğunu gördüm. Belki de kendini tatmin ediyordu diye düşündüm. “Seni dershaneye yazdırdım!” dediğimde, “Teşekkür ederim!” dedi soğuk soğuk. Kapısını kapatıp tuvalete gitti. O anda, (Bu kız birşeyler çeviriyor!) dedim kendi kendime.

Esra tuvaletteyken, kapısını açıp odaya girdim. Ranzanın altında yere atılmış gibi duran minik külotunu gördüm önce. Evet, belli ki kendini tatmin ediyordu ben kapıya vurduğumda ve aceleden külotunu giymeye fırsat bulamamıştı. Bilgisayarı çalışıyordu, ama ekranı ve hoparlörü kapalıydı. Ekranı açtım, açınca da şok oldum. Esra internet üzerinden porno film izliyordu. Heyecandan filmi kapatmadan ekranı kapatmıştı sadece, halen oynuyordu film. Filmde adamın biri gencecik bir kızı domaltmış hayvan gibi sikiyordu.

Ben filme dalmışken, Esra’nın, “Sen ne yapıyorsun?” diye bağırdığını duydum. “Asıl sen ne yapıyorsun, bu ne böyle?” dedim. Esra ses etmedi, kıpkırmızı olmuştu. “Lütfen odamdan çık!” dedi titrek bir sesle. Birşey demeden çıktım. Salona geçtim, oturdum, bir sigara yaktım. Az sonra Esra salonun kapısında belirdi, “Anneme söyleme lütfen!” dedi ağlamaklı bir halde. “Merak etme, söylemem!” dedim. Yere bakarak geri odasına dönüp, kapısını kapadı.

Esra büyüdüğünü söylerken haklıydı. Aylardır onun farkına varmamıştım. Şimdi kalkmış porno filmler izliyor, kendini tatmin ediyordu. Bunları düşünürken yarağım sertleşmişti. O sırada da karım geldi eve. Ayakkabısını çıkarırken beni görüp, “Erken gelmişsin…” dedi. Yanıma geldiğinde pantolonumun önündeki şişkinliği fark etti, “Hayırdır, bu ne böyle?” dedi. Ayağa kalkıp, “Gel buraya!” diyerek elini tuttum ve yürüdüm. Karımın, “Ne yapıyorsun?” demesine aldırmadan onu yatak odasına soktum, kapıyı kapadım.

Karım, “Ayy, yapma, azdın mı sen, Esra evde!” dediğinde, “Yatıyor, ben baktım az önce!” dedim. Karım halen itiraz ederken onu karyolanın demirlerinden tutturdum. Üzerinde geçen gün de giydiği uzun, ince siyah pardesüsü vardı. Onu altındaki çiçekli basma eteğiyle birlikte beline sıyırdım. Dizlerine gelen ince siyah bir çorap giymişti, pamuklu beyaz külotu göt yanaklarını sıkıyordu. Külotunu aşağı sıyırınca kıllanmış amı ortaya çıktı. “Bacaklarını aç!” dedim sertçe. Karım, “Yapma bey, Esra evde, sesimize gelip görecek şimdi!” derken, “Yatıyor dedim ya, bir şey görmez, korkma!” dedim. Aslında Esra’nın gizlice izlemesini, benim annesini sikerken görmesini istiyordum.

Karım bacaklarını açtı biraz. O ara ben de pantolonumu ve külotumu sıyırdım aşağı. Yarağımdan sıvılar akmaya başlamıştı bile. Kısa bir süre sıvazladıktan sonra karımın amına bastırmaya başladım. Karımın amı her ne kadar genişte olsa, henüz ıslanmadığından içine girmem kolay olmamıştı. Üstelik karım kendini kasıyordu. Halen, “Yapma, etme!” deyip duruyordu. Bir an önce amına girmek için yanıyordum. Bu hali beni çok kızdırmıştı. Göt yanaklarına birkaç şiddetli tokat attım ve “Rahat dur!” diye bağırdım. Karım acı içinde haykırırken, bembeyaz tombul göt yanakları löpür löpür sallandı. Tokadın etkisiyle hemencecik kızardılar. O ara yarağımı amına sokmuştum. Kalçalarından sıkıca tutarak, az önce filmde adamın genç kızı siktiği gibi, karımı sikmeye başladım.

Karım amı halen kuru olduğundan, çektiği acıyla, “Ağhh, ağhh, yavaş, ayy!” diye söylenirken, ben sanki acelem varmış gibi amına şiddetli şekilde girip çıkıyordum. Kasıklarım karımın göt yanaklarına çarparken, şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri odayı çınlatıyordu. Karım başını iyice aşağı eğmiş, başı dizleriyle aynı hizaya gelmişti. Elleri yukarda kalmıştı. Yarağım amına daha önce hiç olmadığı kadar sert şekilde girip çıkıyordu. Karımın sürekli, “Ağhh, ayy, uğhh, yavaş, kurban olayım, yavaş, ağhh!” sesleri beni daha çok azdırıyordu oysa.

O sırada, beklediğim gibi, yine kapının buzlu camının arkasında geçenki gibi bir gölge belirdi. Esra’ydı bu, Özge’nin işyerini kapatıp gelmesine çok vardı. Esra, ben annesini sikerken bizi kapının arkasından dinliyordu. Bir süre orada kaldı, ama sonra gitti. Bense aynı sert tempoda karımı sikmeye devam ediyordum. Karım artık acı çekmiyordu, amı sulanmıştı, yarağım içine kolayca girip çıkıyordu. Ama fazla devam edemedim, deli gibi boşaldım bir anda. Birkaç sefer daha girip çıktım amına.

Nefes nefese kalmıştım. Karım yavaşça doğruldu, “Ayy, belim ağrıyor, ayy, ağhh, sen ne biçim adamsın, aklın fikrin sikişte!” diyerek üzerini toparladı ve odadan çıktı. Karımın banyoya girdiğini duydum. Bense yatağa uzandım, bir süre dinlendim. Uykum gelmişti, battaniyenin altına girip uyudum bir süre.

Akşam Esra yüzüme ters ters bakıyordu devamlı. Karımsa durmadan haftaya yapılacak yaş günü partisiyle ilgili konuşup durdu…

[Osman]

Aşıkımı arkadan düdükledim

Aşıkımı arkadan düdükledim
Merhaba o zamanlar istanbulda yasiyorum
daha sonrada komsu kizini acimasizca nasıl siktiğimi
yazacam. geçen yaz başımdan geçen bir anımı anlatıcam.O zamanlar
aşkımla cıkmaya başlayalı birkaç ay olmuştu aramızda herşeyi çok rahat
konuşuyorduk yai sex ile ilgili herşeyi ama birlikte cinsel ilişkiye
girememiştik ve birbirimizi çok arzuluyorduk hemen hemen her yerde sevişiyorduk
kimseyi önemsemeden.O benim kızlarına hayran olduğum bir liseden
mezundu. neyse artık onunla ilişkiye girmek istiyordum onun o güzel götünde
olmak istiyordum zaten daha önce başkasıyla anal ilişkiye girmiş
olduğunu bildiğim için bunu rahatlıkla teklif ettim ve o da bu anı bekliyormuş
zaten :).Aslında İlk başlarda sadece sevişelim ben kızım anal da yapmak
istemiyorum dedi bende tabi filan dedim ama o tabiki yatağıma girene
kadar geçerli olacaktı.Neyse Eve gitik birgün beraber o bu gün
sikileceğini biliyordu,eve girer girmez dudaklarına yapıştım ve deli gibi öpmeyel
başladım o kadar azmıştık ki sadece kapıdan girmeyi bekliyorduk sanki.
Yatağımıza zar zor geldik ve orda öpüşmeye başladık daha yavaş hareket
etmeye başladık çünkü akşama kadar bol bol zamanımız vardı.İlk önce onu
soydum sonra ben sadece boxerla kaldım onu yavaş yavaş yalamaya
başladım ama o boxerıma takmıştı bi kere,Onuda çıkardım sonunda aletim
gözlerinin önündeydi,Bn onu yalamaya devam ettim bşr süre yalıyor sonra
aletimi elimle onun amına bastırıp,üstüne baskı yapıyordum çıldırıyordu
dayanamıyordu gözleri kapalı bana bırakmıştı kendini
Bir yalıyor bir eziyordum altımda yatağın kenarlarından tutup altımda
daha çok ezilmesini sağlıyordum,Onu yalıyarak 2-3 kez boşalttım artık
boşalmaktan yorulmuştu ama daha yeni başlıyordum,arkasını çevirdim
kalçalarına birkaç tokat attım,Bu arada bu yalaşmalar bir o bir ben
biririmizi yalıyorduk ama özellikle göbeğimi yalaması çeldırtıyordu beni,arkası
dönükken götüne dil atmaya başladım artık dayanamıyordu
o yapmak istemediği anal sexi şimdi deli gibi istiyordu eliyle aletimi
tuttu ve götüne bastırdı ama bu şekilde girmesi imkansızdı krem buldum
hemen aletimi ve göt deliğini kremledim,ilk önce bir iki parmağımı
soktum şimdiden acısı başladı başını yavaş yavaş sokuyordum bir anda
kökledim dibine kadar tamamen içindeydim ve o çıldırıyordu inliyordu
devamlı,onu köpek poziyonunda bir süre siktim ve içine
boşaldım,sonra götünden akan döllerimi temizlemek için tuvalete gitti
geldi bende yüzümü yıkamak için tuvalete gittim o çıktıktan sonra ama o
da peşimden geldi yarrağıma doymamıştı bir kere tadını alınca tabi
tuvalette beni klozete oturttu ve ağzına aldı aletimi çk güzel yalıyordu
içi çekiliyordu sanki uzun bir süre yaladı ama ağzına boşalmadım,
İçeri geçtik ve ben tekrar içine giriceğimi söyledim o da hazır
bekliyordu bu sefer altıma alıp götünü kremledim tekrar,Bu sefer daha sert
hareketlerle girdim içine girdiğim anda ahhh sesi çıktı ağzından sonra
omuzlarından tuturak altımda inletiyordum o ise zevkten kendini kaybetmiş
omzumu ısırıyor seni seviyorum diye inliyordu o şeklide uzun süre
siktim onu hem geç boşalabiliyordum ve onu altımda daha çok inletmek için de
geç boşalmak daha fazla zevk veriyordu bana,içine boşaldıktan sonra
baya bi süre içinde kaldım çıkardığım anda döllerim dışarı taştı hemen,
O gün akşama kadar defalarca daha becerdim onu yalaması çok güzeldi
özellikle,Birkaç gün sonra doyamadığını söyledi beni içinde istediğini
söyledi ve onu arkadaşının evindede becerdim ama simdi ayrıldık onunla
kalçaları gerçekten güzeldi ben şimdi başkalarını beceriyorum tabi o da
başkasına veriyordur benimle basindan gecen gercek hikayesi olan bayan
arkadaslari bekliyorum

Turbanli Komsum

Turbanli Komsum
Komşumuz Nermin abla evli, 3 çocuk annesi, kapalı bir kadın. Boyu 1,60 kadar var. Yeşil gözlü, beyaz tenli, güzel bir kadındır. 3 çocuk annesi olmasına rağmen, hafif bir göbeği dışında başka da göze çarpan bir kusuru yoktur. Arada sırada bize gelir. Ya annemle oturmak için gelir, yada çocuklarından birinin dersine yardımcı olmam için. Kocası ile genç yaşta evlendiği için, şimdi kendi boyunda çocukları var. Böyle zamanlarda fark ettirmeden ona bakar dururum. Kapalı bir kadın olmasına rağmen genelde dar kıyafetler giyen biri. Örneğin giydiği eteklerin altından poposu, yada vücudunu saran bluzunun içinden memeleri belli olan bir kadındır. O nedenle onu düşünerek 31 çektiğim çok olmuştur.

Bir Cumartesi sabahı erken bir saatte dışarıdan gelen seslerle uyandım. Odamın perdesini hafif açıp bakınca, Nermin ablanın kızıyla kendi bahçelerinde halı yıkadığını gördüm. Onların bahçesi ile bizimki yan yanaydı. Bahçeler evlerin arkasında kalıyor, sokaktan görünmüyordu. Nermin abla geniş ve uzun bir etek giymiş, üzerinde de ince bir kazak vardı. Başını arkadan bağlamıştı. Dizlerinin üzerine çökmüş, elindeki fırça ile halıyı fırçalıyordu. Bu sırada götü sağa sola sallanıyordu. Kızı elinde hortumla su tutuyordu. Nermin abla kızına söylenip duruyor, büyük bir güçle halıyı fırçalıyordu. Üzerindeki etek ıslandıkça ağırlaştığı için belinden kayıyordu. O nedenle bazen götünün çatalı ve altındaki beyaz külotunun kenarı görünüyordu. Sikim kalkmaya başlamıştı. Nermin ablanın vücudu güneş görmemişti ve süt gibi beyazdı. Onlar beni göremiyordu, ben bir elim sikimde, diğeri ile perdeyi aralamış izlemeye devam ediyordum.

Bir ara Nermin abla benim tarafıma doğru dönerek halıyı fırçalamaya başladı. Üzerindeki kazağının boğzından sütyeni görünüyordu. Memeleri sütyenin içinden taşacakmış gibiydi sanki. Bu şekilde belki yarım saat kadar izledim. Daha sonra Nermin abla halıyı yıkama işini bitirdi. Bahçelerimizi ayıran duvarın üzerine astı ve içeri girdiler. Ben de perdeyi kapadım. Soyundum ve çırılçıplak yatağa uzandım. Nermin ablayı düşünerek 31 çekmeye başladım. İnanılmaz bir zevkle ve sarsılmayla boşaldım. Döllerim yarağımdan havaya doğru fışkırıyordu. Nermin ablayı gerçekten sikmek istiyordum. Ama kapalı ve tutucu bir kadın olduğu için bunun mümkün olmadığını da biliyordum.

Ertesi gün, yani Pazar günü Nermin abla bize geldi. Üzerindeki beyaz bluzunun altından sütyeni, siyah uzun ve dar eteğinin içinden kalçaları ve poposu yine belli oluyordu. Hafif te bir parfüm kokusu geliyordu. Bu kadını sikmek için yanıp tutuşuyordum. Annemle havadan sudan konuşurlarken ben de yanlarına gittim. Biraz sohbetten sonra Nermin abla bana, “Ee, seni ne zaman evlendiriyoruz?” diye sordu. Ben de, “Bakalım, kısmet…” dedim. “Var mı bir aday? Yoksa bulalım!” dedi gülerek. Ben cevap vermedim, sadece gülümsedim. “Vardır sende, okumuş birisin sonuçta, kendin gibi bir kızla evlenirsin. Bizim gibi cahil birini alacak değilsin ya?” dedi. Ben de, “Yok canım ne alakası var, önemli olan anlaşmak!” dedim. Annem de bu konuşmaya, “Umarım, oğlumu helal süt emmiş bir kızla evlendiririm!” diyerek dahil oldu.

Neyse bu şekilde konuşurken, Nermin abla hastaneye gideceğini ve benden internetten randevu almamı istedi. Ben, “Tamam!” diyerek odama geçtim, açtım bilgisayarı. Ama randevu için Nermin ablanın kimliği gerekiyordu. Nermin abla yanında olmadığını söyledi ve getirmek için evine gitti. Biraz sonra elinde kimliği ile geldi. Kimliğini bana verdi ve kendisi içeriye annemin yanına geçti tekrar. Dediği şekilde randevuyu aldım. Nermin ablanın kimliğinin üzerinde türbanlı bir resmi vardı. Yüzünde ve gözlerinde hafif bir makyaj olduğu, dudaklarına da açık bir ruj sürdüğü belliydi. Nermin ablanın 31 yaşında olduğunu görmek beni çok şaşırtmıştı. Benden sadece 3 yaş büyüktü. O zamana kadar gerçek yaşını bilmiyordum. Kimliğini tarattım ve resim olarak kaydettim. Sonra içeriye geçip kimliğini verdim. Nermin abla çok teşekkür ederek evine gitti. Bense odama girdim. Kaydettiğim kimliğin resmini açtım. Nermin abla şimdi gülümseyen bir yüzle bilgisayarımın ekranından bana bakıyordu. Sikimi çıkardım ve resmine bakarak 31 çektim. Daha sonraki günlerde de resmine bakarak 31 çekmeye devam ettim.

Bir gün annemle evde otururken Nermin abla geldi. Sıkıntılı bir hali vardı. Konuşmaya çekiniyor gibiydi. Ama sonunda derdini anlattı. Benden borç para istiyordu. İstediği tutar benim için de biraz fazlaydı. Annemin de ısrarıyla parayı vereceğimi söyledim. Ertesi akşam bize geldiği zaman parayı verdim. Bana sürekli teşekkür ve dua ediyordu ve bu paradan kocasının haberinin olmamasını istiyordu. Ben şaşırdım, fakat, “Tamam!” dedim.

Aradan zaman geçti. Nermin abla bir akşam yine benden para istedi. Daha önce aldığını vermemişken şimdi yine para istemesi beni kızdırmıştı. Ama yine araya annem girdi. Bu sefer de istediği kadar olmasa da, istediğine yakın bir miktar para verdim. Nermin abla günler geçmesine rağmen aldığı parayı getirmiyordu. Ben de paraya sıkışmıştım ve ona verdiğim paralara ihtiyacım vardı. Birkaç defa kendisine hatırlatmama rağmen parayı getirmeyince, kocasına durumu anlatacağımı söyledim. Çok ısrar etti, “Kocama söyleme! En kısa zamanda ödeyeceğim!” dedi. Ama aradan zaman geçmesine karşın parayı getirmedi.

Bir akşam yine bize gelmişti. Annem de ona karşı soğumuştu. Annem kendisine bu konuda çıkışıyordu. Nermin abla ise sürekli bizden zaman isteyip duruyordu. Bir ara annem tuvalete gitmek için kalktığında, Nermin ablayla yalnız kaldık. Ben kendisine bu para meselesini unutacağımı, ama bunun için bir şartım olduğunu söyledim. Bunu duyunca sevinir gibi oldu ve “Nedir?” diye sordu. Ben yanına yaklaştım ve fısıltıyla, “Benimle birlikte olursan bu meseleyi hallederiz!” dedim. Bunu duyunca kıpkırmızı oldu, hiçbir şey demedi. Ben bu konuda ısrarcı olduğumu, yoksa kocasına her şeyi anlatacağımı söyledim. Gözleri doldu. Yanından kalkarken, teklifimi düşünmesini, bu konunun aramızda kalacağını söyledim ve eline telefonumu yazdığım kâğıdı sıkıştırdım. Annem salona geri döndüğünde, Nermin abla, “Beni evden aradılar. İyi akşamlar.” diyerek çıktı.

Birkaç gün geçmişti, ama ben Nermin ablanın ne cevap vereceğini bilmiyordum. Derken bir gün telefonum tanımadığım bir numaradan arandı. Kim olduğunu bilmiyordum ama açınca Nermin ablanın sesini duydum ve rahatladım. Bana teklifimi kabul ettiğini, benimle bu akşam bizim bahçedeki kömürlükte buluşacağını söyledi. Ben bu işin öyle kömürlük köşelerinde olmayacağını, beraber bir eve, yada otele gitmemiz gerektiğini söyledim. Bunu duyunca duraksadı, ama kabul etti, “Yerini ve zamanını sen ayarla ozaman!” dedi. Ben de, “Tamam!” diyerek telefonu kapadım. Onunla sağlam ve güzel bir şekilde sikişmek istiyordum. Öyle gecenin bir vakti kömürlükte, karanlıkta ve çuvalların arasında ayaküstü sikişemezdim. Ama şimdi nasıl, ne zaman ve nerede bunu yapacağımı düşünmeye başladım. Nermin abla çoğunlukla günlerini evinde, yada mahalledeki diğer kadınlarla geçiren bir kadındı. Öyle kendi başına bir yere gitmezdi. Şimdi kalkıp ona (Falanca yere gel!) desem nasıl gelirdi. Bunu kocasına, çocuklarına, komşularına nasıl anlatırdı.

O haftasonu komşulardan birinin düğünü vardı. Ben annemle beraber düğüne gitmek için çıkacakken, Nermin ablanın kızı geldi ve onları da düğüne götürüp götüremeyeceğimi sordu. Ben de, “Tamam!” dedim. Arabanın içinde beklerken Nermin abla kızıyla beraber göründü. Nermin abla uzun ve dar bir etek giymiş, üzerine de eteğine uyan bir ceket giymişti. Başını renkli bir türbanla bağlamış, ayağında yüksek topuklu bir ayakkabı vardı. Annem herzamanki gibi arkada oturuyordu. Kızı arkaya annemin yanına oturunca, Nermin abla da benim yanıma oturdu. Arabaya binince parfümünün kokusu içeriyi kapladı. Güzel bir makyaj yapmıştı. Yolda giderken ara sıra göz ucuyla kendisine bakıyordum. Ceketinin altındaki beyaz gömleğinin düğmeleri kopacakmış gibiydi. Benimle hiç konuşmuyordu.

Derken düğüne geldik. Düğünde de aynı masaya oturduk. Annem diğer masalardaki tanıdıklarla görüşmek için masadan kalkınca, Nermin abla bana doğru eğildi ve “Yeri ayarladın mı?” diye sordu. Ben henüz ayarlayamadığımı söyleyince, “Bu hafta içinde bitirelim şu işi, kocam şehir dışında çünkü!” dedi. Acaba benimle sikişmek mi istiyordu, yoksa başka çaresi kalmadığı için mi böyle diyordu, bunu bilmiyorum. Ama onu düşündükçe sikim kazık gibi oluyordu sürekli. “Annene uyku hapı içir, sizin evde yapalım!” deyince, bunu nasıl olup da düşünemediğime şaşırdım. Ama haftasonu olduğu için Eczaneler kapalıydı, nöbetçi Eczaneyi de nerden bulacaktım. Ona uyku hapını anca haftabaşı alabileceğimi söyleyince, çantasından küçük bir kutu çıkararak verdi, “Bunu kaynanam kullanıyor bazen, ondan yürüttüm birkaç tane. Bu gece annene 2 tane içir, yarın öğlene kadar uyanmaz! Ben de sabahtan size gelirim!” dedi. O gece düğünden ayrılmadan hepimize meşrubat aldım geldim. Annemin içeceği Vişne suyuyna, Nermin ablanın dediği gibi 2 tane uyku hapı atmıştım. İşe yarayıp yaramayacağını bilmiyordum. O gece gözüme uyku girmedi. Sabah olunca rüyalarımı süsleyen Nermin’i sikeceğimi düşünmek beni uyutmuyordu. İnanılmaz heyecanlıydım.

Sabah erkenden kalkarak annemin odasına baktım. Horul horul uyuyordu. Saat 9 gibi Nermin abla geldi. İçeri geçti. Fısıltıyla, “Haplar işe yaradı mı?” diye sordu. “İstersen kendin bak!” diyerek onu annemin odasına götürdüm. Annemin uyuduğunu görünce, “Nerede yapalım?” diye sordu. Ben de birşey demeden elinden tuttum ve odama götürdüm, kapımı kapadım. “Evdekilere ne söyledin?” diye sordum. “Merak etme sen, uydurdum bir şeyler!” dedi. Başını arkadan bağlamış, üzerinde uzun kollu bir bluz ve yelekle, altında uzun bir eteği vardı. Onu yatağıma uzandırdım. Soyundum ve çıplak kaldım. Nermin önümde yavaş yavaş kalkan sikime bakıyordu. Hemen dudaklarına yumuldum. Dudakları etliydi ve onları emmeye başladım. Dudaktan öpüşme konusunda tecrübesizdi, kendisini bana bırakmasını söyledim. Şimdi ben ne dersem onu yapıyordu.

Bluzunun üzerinden memelerini avuçladım. Dilimi ağzının içine soktum. Nermin’den hafif iniltiler geliyordu. Dilini çıkarmasını söyleyince çıkardı. Dilini, dudaklarını emiyor, ısırıyordum. Nermin iki elliyle başımı avuçlamış, beni kendisine çekiyordu. Elimi memelerinden çekip eteğinin içine soktum. Elim kalçalarına değince hafifçe ürperdi. Şimdi dudaklarını emerken kalçalarını avuçluyor, onları sıkıyordum. Dudaklarını emmeyi bıraktım ve eteğini yukarı sıyırdım. Bacaklarını iki yana doğru iyice açtı. Bembeyaz bacakları ve kalçaları şimdi önümde uzanıyordu. Kalçalarını öpmeye, emmeye ve yalamaya başladım. O anda artık zevkten kendimi kaybetmiştim, deli gibi kalçalarını avuçluyor, öpüyordum. Kalçaları kaymak gibiydi, tüy veya kıl yoktu.

Dudaklarım kasıklarına yaklaştıkça Nermin’in inlemeleri artmaya başlamıştı. Beyaz külotunun altından amı belli oluyordu. Külotunun üzerinden amına parmağımla baskı yapmaya başlayınca, “Immm!” diye bir ses çıkardı. Başımı okşuyor, inliyordu. Külotunu kenarlarından tutup yavaşça sıyırmaya başladım. Belini yukarı kaldırdı ve külotu bacaklarından çıkardım. Şimdi tüysüz bir şeftali gibi duran etli amcığı karşımdaydı. Am dudaklarına yumuldum. Hafif bir parfüm kokusu geliyordu, amına parfüm sıktığı belliydi. Amcığı kılsızdı. Ona yeni mi traş ettiğini sorunca, “Dün gece!” dedi. Ben amını yalarken, Nermin’in inlemeleri odayı doldurmuştu. Başımı amcığından kaldırdım ve bluzunu yukarı sıyırdım. Bej renkli sütyeninin kenarlarından memeleri taşacak gibiydi sanki. Sütyenini alta doğru sıyırıp memelerini ortaya çıkardım. Meme uçları koyu kahve renkli, iki iri zeytin tanesi gibiydi. Onları emmeye, ısırmaya başladım. Nermin’in inanılmaz zevk aldığı belliydi. Onları deli gibi emiyordum.

Sikim kazık gibi olmuştu, o nedenle üzerindekileri tamamen çıkarmasını söyledim. Daha fazla dayanacak gücüm kalmamıştı. Nermin şimdi yatağın üzerinde çırılçıplak yatıyordu. Bana, “İçime boşalma!” dedi. Ben de, “Merak etme boşalmam, ama seni bulutların üzerinde uçuracağım!” dedim. Sikimi tutmasını istedim. Önce çekindi, ama sonra ürkekçe de olsa tutmaya ve eliyle sıvazlamaya başladı. Ona kocasının sikinin benimki kadar olup olmadığını sorunca, “Hayır. Onunki şu kadar anca var…” dedi ve eliyle sikimi tam ortasından halka gibi tutarak, ortadan yukarısını gösterdi. Nermin sikimi sıvazlarken ben zevkten havalara uçuyordum. Neredeyse boşalacaktım. Ona, “Yan dön ve bir bacağını kaldır!” dedim. Benim yatağım tek kişilikti, iki kişi yan yana yatamazdı…

Dediğim şekilde sol yanına yattı, sağ bacağını dizinden bükerek hafifçe kaldırdı. Ben bacağını tutup iyice yukarı kaldırdım. Bacağı adeta pergel gibi açılmıştı. Biraz zorlandığı belliydi. Amı ortaya çıkmıştı. Sikimi tuttum ve amına sokmaya başladım. Sulanmış amı sikimi kolayca içine almıştı. Nermin’den derin bir, “Oohhh!” sesi geldi. Amının içi sıcacıktı. Bir süre içinde bekledim ve daha sonra yavaş yavaş gidip gelmeye başladım. Nermin başını sağa sola sallıyor, “Devam et, ohh, ohhh!” deyip duruyordu. Nermin’in bacağını omzuma koydum ve ellerimle yatağın başından sıkıca tutundum. Şimdi daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde sikmeye başladım. Tek kişilik yatak şimdi kırılacakmış gibi sallanıyordu. Az önce zevkten inleyen Nermin şimdi altımda, “Ahh, ahh, yavaş, ahh!” deyip duruyordu. Yarağım taşaklarıma kadar amına giriyordu. Nermin altımda iki büklüm olmuştu, “Ahh, yavaş ol, lütfen, ahh, yalvarırım yavaş!” diyor, ama ben daha hızlı ve daha sert sikiyordum.

Nermin benim rüyalarımın kadınıydı, onu düşünerek 31 çekiyor, rüyalarımda onu sikiyordum. Ama artık rüyalarım gerçek olmuştu ve onu gerçekten sikiyordum. Memeleri sürekli sallanıyor, yüzünde acı ifadesiyle, sürekli, “Ahh, yavaş!” diye haykırıyordu. Elleriyle yatağa sıkıca tutunmuş, destek almaya çalışıyordu. Ama onu dinleyecek durumda değildim. O kadar şiddetli sikiyordum ki, Nermin’in kafası sürekli yatağın başına çarpıyor ve ‘Donk donk’ sesler çıkarıyordu. Ne kadar zamanın geçtiğini bilmiyorum, ama vücudumu bir titreme dalgası sardı. Boşalacağımı anladım ve yarağımı ani bir hareketle amından çıkardım. Nermin’in omuzumdan kayan bacağı duvara sertçe vurdu. Nermin’in üzerine çıktım, onu altıma almıştım ve yüzüne doğru bütün döllerimi fışkırttım. Başını sıkıca tutmuştum, bir yere oynatamıyordu. Döllerim yüzünü kaplamış, saçlarına bulaşmış, ağzının, burnunun içine girmişti. Boşalmıştım, ama 31 çeker gibi yarağımı kökünden ucuna kadar sıvazlıyor ve içinde kalan tüm dölleri Nermin’in memelerine akıtıyordum.

Nermin ağzına yüzüne fışkıran döllerimden iğrenmişti. Böyle bir şeyi daha önce yaşamadığı belliydi. Bir süre daha vücudunun üzerinde oturdum. Altımda nefessiz kalmıştı. Üzerinden kalktım. Yatağın ortası çökmüş gibiydi. Nermin Ahh’layarak yatakta doğrulmaya çalışıyor, bir taraftan da yüzündeki döllerimi elleriyle temizlemeye çalışıyordu. İçeri geçip annemin odasına baktım, annem halen uyuyordu. Nermin’e bir havlu götürdüm. Bununla yüzünü sildi. Hiçbir şey demiyordu. Yataktan kalktı ve üzerini giyinmeye çalışırken, “Ne yapıyorsun?” diye sordum. “Eve gidiyorum, istediğini aldın!” deyince, “Dur bakalım, bu kadar kolay değil. Sana o kadar para verdim, o parayla kaç karı sikerim ben biliyormusun? Bir yere gidemezsin daha!” dedim. Suratıma anlamsız anlamsız bakarak, “Ne istiyorsun daha?” diye sordu. Ben de, “Daha devam edeceğiz! Annem uyanana kadar! Bunu sen istedin!” diyerek, elinden külotunu ve sütyenini alıp yastığımın altına koyunca, Nermin başka çaresinin olmadığını anlamıştı…

“İyi hadi ozaman yap!” diyerek sırtüstü yattı ve bacaklarını ayırdı. Ona, “Kocanla hiç götten yaptın mı?” diye sorunca, yüzünün şekli değişti ve “Töbe töbe!” diye cevap verdi. Ben ısrar edince, birkaç defa yaptığını söyledi. Ben, “Kaç defa?” diye tekrar tekrar sorunca dayanamadı ve cevapladı. Kocasının 3 çocuktan sonra tekrar hamile kalmaması için kendisini birkaç yıldır çoğunlukla götünden siktiğini söyledi. Bunu duyunca az önce inişe geçen yarağım tekrar kalkmaya başladı. Ona, “Kocanla kaç defa sikişiyorsun?” diye sordum. Bu sefer sorularıma bekletmeden cevaplar veriyordu, “Ayda 1-2 defa.” dedi. “Seni hangi pozisyonda sikiyor?” diye sorunca, “Yüz üstü uzandırıp, arkadan götüme sokuyor.” dedi.

Ona yatağın üzerinde ellerinin ve dizlerinin üzerine çökmesini söyledim. Dediğim gibi yaptı ve köpek pozisyonunu aldı. Yatağım duvarın kenarında olduğu için başı duvara doğruydu, götüyse bana doğru. Bacaklarını iki yana iyice açtım ve götünün yanaklarını iyice ayırdım. Vücudunun başka hiçbir yerinde hiç kıl tüy olmamasına rağmen, göt deliğinin etrafı oldukça kıllıydı. Ben göt yanaklarını ayırınca, kendiliğinden açılan göt deliğinin ağzı 50 kuruşluk madeni para kadar vardı. Daha önce götünden çok sikildiği için deliği oldukça büyümüştü. Götünün deliğine biraz tükürük bırakıp, yarağımı yavaş yavaş sokmaya başladım. Biraz zorlansam da başı götüne girmişti. Kalanını da yavaş yavaş içeri doğru sokuyordum. Kocasınınkine oranla benim yarağım daha büyük ve kalındı. O nedenle Nermin yine az önceki gibi Ahh’lamaya başladı. Sürekli, “Çıkar, yapma, seninki çok acıtıyor!” diyordu. Ama ne olursa olsun, ben onu götünden sikmeye kararlıydım…

Onu belinden tutarak kendime çektim. Ayakta, dizlerimi hafifçe kırıyor ve yarağımı daha derinlere sokmaya çalışıyordum. Sonunda 1.60’lık Nerminin götüne yarağım taşaklarıma kadar girmişti. Nermin ise acıdan kıvranıyor, deli gibi bağırıyordu. Ben hızlı hızlı götüne sokup çıkardıkça, götünün deliği bir açılıyor, bir kapanıyor, sokarken delik yarağımı vakum gibi kendine çekiyordu. Fakat yine de amını sikerkenki kadar rahat girip çıkamıyordum götüne. Buna rağmen bir süre sonra daha da hızlandım. Dizlerimi kırarak yarağımı daha derinlere sokuyor, sonra hafifçe doğruluyordum. Daha sonra sağ ayağımı yatağın üzerine koydum ve götünü bu şekilde sikmeye devam ettim. Nermin’in bağırmaları odamın duvarlarında yankılanıyordu. Bu şekilde götünü kaç dakika siktiğimi hatırlamıyorum, fakat ilk defa bir göt sikmenin heyecanıyla bir türlü boşalamamıştım…

Bir süre sonra, her soktuğumda, Nermin de inleyerek götünü kasıklarıma vurmaya başlayınca, inanılmaz bir zevk almaya başladım. Evet şimdi boşalmak üzereydim. Yarağımı taşaklarıma kadar götüne sokmuş, götünün yanaklarından sıkıca tutmuştum. O şekilde bir süre götünün deliğinde kımıldamadan kaldım ve döllerimi boşalttım. Boşalmam bitince yavaş yavaş yarağımı çıkardım. Yarağım tamamen çıktığı zaman Nermin’in kocaman açılmış göt deliği yavaş yavaş kapandı. Ama götü yıllardır sikildiği için, yine bir madeni 50 kuruş kadar açık kaldı. Tamamen kapanmıyordu. Nermin acı içinde doğrulduğunda götünden döllerim süzülüyordu. Paramın karşılığını aldığımı düşünerek, yastığın altına koyduğum külotunu ve sütyenini verdim. Üzerini giyinirken, “Beni mahvettin, hayatımda böyle sikilmedim!” dedi. Giyindikten sonra birşey demeden çıktı gitti. Ben de banyoya girip yıkandım. Annem de öğleden sonra uyanmış ve “Amma da uyumuşum!” diye söyleniyordu.

Ertesi gün işten döndüğüm zaman, annem Nermin’in parayı getirdiğini söylediğinde şaşırmıştım. Nermini cebinden aradım, ama açmadı. Ben de mesaj attım, “Madem parayı getirecektin, kendini niye siktirdin?” diye yazdım. Cevap gelmedi. Gece geç bir saatte telefonuma bir mesaj düştü, “Ben de seninle sikişmek istiyordum!” diye yazmış. Ben de ona, “Tadın damağımda kaldı. Şu an seni düşünerek 31 çekiyorum!” diye yazdım. Bana mesajında sadece öpücük gönderdi. Ondan yeşil ışık almıştım böylece. Fırsatını bulunca onu yeniden sikmek için yanıp tutuşuyorum.